İngiltere'nin yeni Maliye Bakanı Rachel Reeves, parasal genişleme (QE) ve daralma (QT) süreçlerinde yeni bir yaklaşım ararken, gözler Avustralya'nın bu alandaki deneyimlerine çevrildi. Avustralya Merkez Bankası'nın (RBA) izlediği politikalar, İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) karşılaştığı zorluklara ışık tutuyor. Bu makalede, Avustralya'nın QE ve QT uygulamalarından çıkarılabilecek dersler ve bunların İngiltere ekonomisine olası etkileri ele alınıyor.
Gelişmenin arka planı
İngiltere'de 4 Temmuz seçimlerinin ardından işbaşına gelen İşçi Partisi hükümeti, ekonomik büyümeyi hızlandırma vaadiyle göreve başladı. Maliye Bakanı Rachel Reeves, selefi Jeremy Hunt'ın bıraktığı ekonomik mirası devraldı. Reeves'in öncelikleri arasında enflasyonu kontrol altında tutmak, ekonomik büyümeyi teşvik etmek ve mali disiplini sağlamak yer alıyor. Bu bağlamda, merkez bankasının tahvil alım satım programları olan QE ve QT politikalarının etkinliği büyük önem taşıyor.
Avustralya, 2020 yılında COVID-19 salgınının etkilerini hafifletmek için QE programı başlattı. RBA, üç yıl içinde devlet tahvillerine yaklaşık 300 milyar Avustralya doları (200 milyar ABD doları) yatırdı. Bu süreçte Avustralya, QE'nin ekonomiyi canlandırmadaki başarısını gösterdi. Ancak, QT süreci daha karmaşık oldu. RBA, tahvil alımlarını azaltarak ve vadesi gelen tahvilleri yenilemeyerek bilançosunu küçültmeyi hedefledi. Bu süreçte, hükümet ile merkez bankası arasında koordinasyonun önemi ortaya çıktı.
İngiltere'de ise BoE, 2009'dan bu yana QE uyguluyor ve bilançosu yaklaşık 900 milyar sterlin (1,1 trilyon dolar) seviyesine ulaştı. QT sürecine geçtikten sonra, BoE tahvil satışlarına başladı, ancak bu durum mali piyasalarda dalgalanmalara yol açtı. Özellikle pandemi sonrası dönemde, enflasyonun yükselmesi, merkez bankalarının politikalarını sıkılaştırmasına neden oldu. BoE, QT programı kapsamında tahvil satışlarından zarar etti ve bu zararlar hükümet bütçesine yansıdı.
Bölgesel veya küresel boyut
Avustralya'nın başarılı QE ve QT deneyimi, diğer ülkelere örnek teşkil ediyor. RBA, tahvil alımlarını kademeli olarak azaltmayı tercih etti ve piyasalara önceden bilgi verdi. Bu sayede, piyasalarda ani şoklar yaşanmadı. Ayrıca, Avustralya'nın maliye politikası ile merkez bankası politikaları arasındaki uyum, sürecin sancısız geçmesini sağladı. Bu durum, özellikle İngiltere gibi gelişmiş ekonomiler için önemli bir ders niteliğinde.
Küresel ölçekte, merkez bankalarının bilançolarını küçültme süreci, gelişmekte olan ülkelerin para birimleri üzerinde baskı oluşturabilir. Bu nedenle, gelişmiş ülkelerin QT politikalarını dikkatli yönetmeleri gerekiyor. Avustralya'nın bu konudaki başarısı, küresel finansal istikrarın korunmasına katkı sağlayabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, kendi ekonomik politikalarını belirlerken, Avustralya gibi ülkelerin QE ve QT deneyimlerinden yararlanabilir. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), enflasyonla mücadele ve döviz rezervlerini güçlendirme konularında benzer zorluklarla karşı karşıya. Avustralya'nın kademeli ve şeffaf yaklaşımı, Türkiye'deki politika yapıcılara yol gösterebilir. Ayrıca, İngiltere'deki gelişmeler, küresel piyasalarda güvenin artmasına katkı sağlayabilir ve bu durum Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere olumlu yansıyabilir. Sonuç olarak, bu deneyimler, Türkiye'nin ekonomik istikrarını güçlendirmek için önemli bir referans oluşturuyor.