İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) aktif kantitatif sıkılaştırma (QT) politikasını sürdürme gerekçeleri giderek zayıflıyor. Pandemi sonrası uygulanan genişlemeci politikaların ardından başlatılan QT süreci, ekonomide beklenen sıkılaşma etkisini yaratmakta zorlanıyor. Bu durum, bankanın önümüzdeki aylarda QT uygulamasını gözden geçirebileceğine işaret ediyor. Piyasalar, BoE'nin bu yöndeki kararını yakından takip ederken, merkez bankasının bilanço küçültme operasyonunun sonunun yaklaştığı konuşuluyor.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere Merkez Bankası, 2008 küresel finans krizi ve COVID-19 salgını sırasında tahvil alımları yoluyla ekonomiyi desteklemişti. Bu alımlar bankanın bilançosunu devasa boyutlara ulaştırdı. Enflasyonun yükselmeye başlamasıyla birlikte BoE, faiz oranlarını artırarak sıkılaştırmaya gitmişti. Bunun yanı sıra, aktif QT politikası kapsamında elindeki tahvillerin satışına da başlamıştı. Amacı, piyasadaki likiditeyi azaltmak ve enflasyonla mücadeleyi desteklemekti.
Ancak, son dönemde İngiltere ekonomisinde büyümenin yavaşlaması ve resesyon korkularının artması, bu politikaların gözden geçirilmesi gerektiğini gündeme getirdi. Bankanın aktif QT uygulaması, hem kamu borçlanma maliyetlerini artırıyor hem de ekonomideki toparlanmayı sekteye uğratıyor. Özellikle hükümetin yeni bir mali paket hazırladığı ve bütçe açığını finanse etmek için tahvil ihraç ettiği bir dönemde, merkez bankasının elindeki tahvilleri satması piyasadaki arzı artırarak getirileri yükseltiyor.
Küresel Boyut
İngiltere'deki bu gelişme, küresel merkez bankaları tarafından yakından izleniyor. ABD Merkez Bankası (Fed) ve Avrupa Merkez Bankası (ECB) da benzer QT süreçlerinden geçiyor. Ancak, İngiltere'deki ekonomik durgunluk ve Brexit kaynaklı yapısal sorunlar, BoE'nin elini zorlaştırıyor. Diğer merkez bankalarının QT konusunda daha temkinli davranmaya başlaması, küresel likidite koşullarının 2024'te beklenenden daha gevşek kalabileceğine işaret ediyor.
Öte yandan, BoE'nin QT'yi sonlandırması halinde bu, piyasalarda risk iştahını artırabilir ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışlarını hızlandırabilir. İngiltere'nin küresel finans merkezi olması nedeniyle, buradaki politika değişiklikleri dünya genelinde dalga etkisi yaratabilir. Özellikle yüksek dış borca sahip ülkeler için bu durum olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere Merkez Bankası'nın QT'yi sonlandırması, küresel piyasalarda likiditeyi artırabilir ve gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını hızlandırabilir. Türkiye gibi yüksek dış finansman ihtiyacı olan ülkeler için bu durum, finansal koşulları iyileştirebilir. Ancak, İngiltere'nin Türkiye ile ticaret ve yatırım ilişkileri bağlamında değerlendirildiğinde, bu politika değişikliği doğrudan bir etki yaratmaktan ziyade küresel risk iştahı üzerinden dolaylı etkilerde bulunabilir. Türkiye'nin ihracatı ve turizm gelirleri açısından İngiltere ekonomisinin sağlıklı büyüme sürecine girmesi, orta vadede olumlu yansıyabilir.