İngiltere’nin bağımsız etik denetim kurumu olan Etik ve Dürüstlük Komisyonu (EIC), eski AB Ticaret Komiseri Peter Mandelson’ın lobicilik faaliyetleriyle ilgili tartışmaların ardından, ülkede lobicilik sektörünün çok daha sıkı bir düzenlemeye tabi tutulması gerektiğini bildirdi. Komisyon, Sağlık Bakanı Wes Streeting’e hitaben yayımladığı raporda, mevcut yasal boşlukların kamu güvenini aşındırdığını ve şeffaflığın artırılması için kapsamlı bir reform paketi hazırlanması çağrısında bulundu. Raporda özellikle eski bakanların ve üst düzey kamu görevlilerinin özel sektörde lobici olarak çalışmasına yönelik kısıtlamaların güçlendirilmesi talep ediliyor.
Mandelson skandalı ve lobicilikte gri alanlar
Peter Mandelson, 2008-2010 yılları arasında AB Ticaret Komiserliği yapmış, ardından çeşitli özel şirketlerde danışmanlık görevleri üstlenmişti. Geçtiğimiz aylarda, Mandelson’ın bir Çinli teknoloji firması adına İngiliz hükümeti nezdinde yürüttüğü lobicilik faaliyetleri basına yansımış ve kamuoyunda büyük tepki çekmişti. Özellikle, eski bir AB komiserinin Brexit sonrası ticaret anlaşmaları sürecinde çıkar çatışması yaşadığı iddiaları, lobicilik düzenlemelerinin ne kadar yetersiz olduğunu gözler önüne serdi. EIC raporu, mevcut yasaların eski kamu görevlilerinin lobicilik yapmasını tamamen engellemediğini, bu nedenle “döner kapı” (revolving door) olarak adlandırılan bu uygulamanın kamu yararına aykırı sonuçlar doğurabileceğini vurguluyor. Komisyon, tüm lobicilik faaliyetlerinin kamuya açık bir kayıt sistemine kaydedilmesini ve her temasın şeffaf bir şekilde raporlanmasını öneriyor.
Küresel boyut: Şeffaflık mücadelesi ve benzer düzenlemeler
İngiltere’deki bu gelişme, dünya genelinde lobicilik düzenlemelerine yönelik artan ilginin bir parçası. ABD’de 1995 tarihli Lobicilik Açıklama Yasası (LDA) ile başlayan süreç, Kanada, Avustralya ve çoğu AB ülkesinde benzer yasalarla devam ediyor. Ancak uzmanlar, özellikle yapay zeka ve veri analitiğinin lobicilikte kullanılmaya başlamasıyla birlikte, geleneksel düzenlemelerin yetersiz kaldığını belirtiyor. Etik ve Dürüstlük Komisyonu Başkanı Ian McCartney, “Kamu güvenini yeniden tesis etmek istiyorsak, lobicilik faaliyetlerinin her aşamasını kayıt altına almalı ve bu kayıtları herkesin erişimine açmalıyız. Aksi takdirde, karar alma süreçleri şeffaflıktan uzaklaşır ve demokrasi zarar görür” dedi. Raporda ayrıca, Avrupa Birliği’nin 2021’de yürürlüğe koyduğu Şeffaflık Kaydı’nın (Transparency Register) başarılı bir örnek teşkil ettiği ve İngiltere’nin de benzer bir mekanizma kurması gerektiği ifade ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki bu reform çağrısı, Türkiye’de de lobicilik faaliyetlerinin düzenlenmesi konusunda önemli bir referans teşkil edebilir. Türkiye’de doğrudan lobiciliği düzenleyen kapsamlı bir yasa bulunmamakla birlikte, özellikle yabancı fonlu STK’lar ve danışmanlık şirketlerinin faaliyetleri zaman zaman tartışma konusu oluyor. Türkiye’nin AB üyelik süreci ve uluslararası yatırım çekme hedefleri göz önüne alındığında, şeffaf bir lobicilik rejimi oluşturmak hem yabancı yatırımcı güvenini artıracak hem de kamuoyunda hesap verebilirliği güçlendirecektir. Ayrıca, Türk dış politikasında etkin bir lobicilik ağına sahip olmak, özellikle Avrupa ve ABD’de Türkiye’nin çıkarlarını daha etkili bir şekilde savunabilmesi için kritik önemde. Bu nedenle, İngiltere’deki tartışmaların Ankara’da da yakından takip edilmesi bekleniyor.