Birleşik Krallık'ta tarihi bir hafta yaşandı. İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda liderleri, İngiliz egemenliğinden kurtulma arzularını ortak bir bildiriyle dile getirdi. Bu gelişme, Guardian yazarı Simon Jenkins tarafından 'sessiz bir deprem' olarak nitelendirildi. Jenkins'e göre, dört ulustan üçünün ortak açıklaması Birleşik Krallık'ta bir ilk ve Londra için ciddi bir uyarı sinyali.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşik Krallık, 1707'de İngiltere ve İskoçya'nın birleşmesiyle kuruldu. 1801'de İrlanda'nın katılmasıyla Büyük Britanya ve İrlanda Birleşik Krallığı adını aldı. 1922'de İrlanda Bağımsızlık Savaşı sonrası ada bölündü ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallık'ta kaldı. Ancak son yıllarda Brexit sonrası artan merkeziyetçi politikalar, İskoçya ve Galler'de bağımsızlık taleplerini güçlendirdi. Kuzey İrlanda'da ise Brexit'in yarattığı ticaret sınırı sorunları ve demografik değişim, İrlanda birleşmesi tartışmalarını yeniden alevlendirdi.
İskoçya'da 2014'te yapılan bağımsızlık referandumunda 'hayır' oyu çıkmıştı. Ancak Brexit sonrası İskoç Ulusal Partisi (SNP), yeni bir referandum çağrısını sürdürüyor. Galler'de de Plaid Cymru, bağımsızlık yanlısı söylemini yükseltti. Kuzey İrlanda'da ise Sinn Féin, 2022 seçimlerinde tarihi bir başarı elde ederek birleşik İrlanda hedefini öne çıkardı. Bu üç bölgenin ortak açıklaması, Londra'nın 'merkeziyetçi' yaklaşımına karşı bir meydan okuma olarak yorumlanıyor.
Simon Jenkins, makalesinde bu ittifakın 'yavaş yavaş, sonra bir anda' gerçekleşen bir süreç olduğunu vurguluyor. Jenkins'e göre, Birleşik Krallık'ın dağılması artık hayal ürünü değil; aksine, bu yöndeki adımlar hız kazanabilir. Büyük bir hamle, büyük bir karşılık gerektirir diyen Jenkins, Londra'nın bu taleplere kayıtsız kalamayacağını belirtiyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Birleşik Krallık'ın olası dağılması, sadece ada ülkesini değil, tüm Avrupa ve NATO'yu yakından ilgilendiriyor. İskoçya bağımsız olursa, nükleer silahların bulunduğu Faslane üssü sorunu ortaya çıkacak. İskoçya, NATO üyeliğini sürdürmek isteyebilir ancak İngiltere'nin nükleer caydırıcılığına ev sahipliği yapmayı reddedebilir. Bu durum, Batı'nın güvenlik mimarisinde önemli bir boşluk yaratabilir.
Ayrıca, Kuzey İrlanda'nın İrlanda ile birleşmesi, Brexit sonrası hassas dengeleri alt üst edebilir. İrlanda Adası'nda yeniden bir sınır sorunu yaşanabilir. Avrupa Birliği, bu süreçte nasıl bir tutum alacağını şimdiden hesaplıyor. İskoçya'nın bağımsızlık sonrası AB'ye katılma isteği, İspanya gibi ülkelerdeki ayrılıkçı hareketleri cesaretlendirebilir. İspanya, Katalonya ve Bask bölgeleri için benzer bir emsal oluşmasından çekiniyor.
Öte yandan, Birleşik Krallık'ın dağılması, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'ndeki daimi üyelik statüsünü de etkileyebilir. İngiltere, bu koltuğu kaybetmemek için her türlü diplomatik manevrayı yapabilir. Ancak uluslararası toplum, Birleşik Krallık'ın toprak bütünlüğünü sorgulamaya başlarsa, Londra'nın itibarı zarar görebilir.
Ekonomik açıdan, İskoçya bağımsız olursa, sterlinin geleceği belirsizleşir. İskoçya, kendi para birimini oluşturma veya euroya geçme seçeneklerini tartışıyor. Kuzey Denizi'ndeki petrol ve gaz gelirleri, bağımsız İskoçya için kritik önemde. Ancak bu gelirlerin paylaşımı konusunda Londra ile Edinburgh arasında sert müzakereler yaşanabilir. Galler ise ekonomik olarak İngiltere'ye daha bağımlı olduğu için bağımsızlık maliyeti daha yüksek olacaktır.
Sonuç olarak, Birleşik Krallık'ta yaşanan bu gelişme, sadece bir iç mesele değil; küresel güç dengelerini etkileyebilecek bir sürecin başlangıcı olarak görülüyor. Simon Jenkins'in de belirttiği gibi, bu 'sessiz deprem' büyük bir siyasi sarsıntıya dönüşebilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Birleşik Krallık'ın olası dağılması, Türkiye'nin dış politikası ve güvenlik stratejisi açısından dolaylı ama önemli sonuçlar doğurabilir. NATO içinde önemli bir müttefik olan İngiltere'nin zayıflaması, ittifak içindeki dengeyi değiştirebilir. Türkiye, İskoçya'nın bağımsızlık sürecini yakından izlemeli; zira bu durum, AB içindeki ayrılıkçı hareketlere emsal teşkil edebilir ve Türkiye'nin AB üyelik sürecini dolaylı olarak etkileyebilir. Ayrıca, Birleşik Krallık ile yürütülen ticaret ve savunma projeleri (örneğin Eurofighter Typhoon) yeni bir siyasi belirsizlikle karşı karşıya kalabilir. Türkiye, bu süreçte hem Londra hem de Edinburgh ile dengeli ilişkiler geliştirmeye hazırlıklı olmalıdır.