İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, İsrail'in işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimleri genişletmesine karşı yaptırım uygulamayı planladığını duyurdu. Bu hamle, İşçi Partisi hükümetinin İsrail'e yönelik tutumunun giderek sertleştiğinin en son işareti olarak değerlendiriliyor. Lammy'nin açıklaması, uluslararası toplumun İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik tepkilerinin arttığı bir dönemde geldi. İngiliz hükümeti, yerleşim faaliyetlerinin uluslararası hukuku ihlal ettiğini ve iki devletli çözüm vizyonunu baltaladığını savunuyor.
Gelişmenin Arka Planı
İngiltere Dışişleri Bakanı David Lammy, Parlamento'da yaptığı konuşmada, İsrail'in Batı Şeria'daki yerleşim birimlerini genişletme kararlarına karşı yaptırım seçeneklerini değerlendirdiklerini belirtti. Lammy, bu politikanın uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve bölgede kalıcı barışın önündeki en büyük engellerden biri olduğunu vurguladı. İngiliz yetkililer, yerleşim faaliyetlerine dahil olan kişi ve kuruluşlara yönelik seyahat yasakları ve varlık dondurma gibi önlemlerin uygulanabileceğini ifade etti. Bu açıklama, İşçi Partisi'nin Mayıs 2024'te iktidara gelmesinden bu yana İsrail politikasında gözlemlenen kademeli bir değişimin parçası. Parti, Gazze'deki sivil kayıpların artması üzerine İsrail'e silah satışını durdurma çağrılarıyla da gündeme gelmişti.
İngiltere'nin bu adımı, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerin İsrail'in yerleşim politikalarına yönelik artan eleştirileriyle aynı döneme denk geliyor. Geçtiğimiz ay Fransa, İsrail'in Batı Şeria'daki yasa dışı yerleşim faaliyetlerine katılan aşırı sağcı yerleşimcilere yaptırım uygulayacağını duyurmuştu. İngiltere'nin bu yaptırım planı, İsrail hükümeti tarafından sert bir dille eleştirildi. İsrail Dışişleri Bakanı Yisrael Katz, yaptırımların iki ülke arasındaki ilişkilere zarar vereceğini ve müzakere sürecine katkı sağlamayacağını söyledi. Öte yandan Filistin yönetimi, İngiltere'nin bu kararını memnuniyetle karşıladı ve bunun iki devletli çözüm yolunda önemli bir adım olduğunu ifade etti.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin yaptırım planı, İsrail-Filistin çatışmasında Batı'nın tutumundaki değişimin bir yansıması olarak yorumlanıyor. Özellikle Gazze'deki savaşın ardından, Batılı hükümetler İsrail'in politikalarını daha fazla sorgulamaya başladı. Yerleşimler, 1967'deki Altı Gün Savaşı'ndan bu yana İsrail'in işgal ettiği topraklarda inşa edilen ve uluslararası hukuka göre yasa dışı kabul edilen Yahudi yerleşim birimlerini ifade ediyor. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin 2334 sayılı kararı, İsrail'in işgal altındaki Filistin topraklarındaki yerleşim faaliyetlerini "uluslararası hukukun bariz ihlali" olarak nitelendiriyor. İsrail ise bu yerleşimlerin tarihi ve güvenlik gerekçeleri olduğunu savunuyor.
Yaptırım kararları, Orta Doğu'da tansiyonu yükseltebilir. İsrail, yerleşim politikalarını sürdürme konusunda kararlı görünüyor. Başbakan Binyamin Netanyahu hükümeti, aşırı sağcı koalisyon ortaklarının etkisiyle yerleşimleri genişletmeye devam ediyor. Bu durum, ABD yönetiminin de gündeminde. ABD, İsrail'in yakın müttefiki olmasına rağmen, yerleşim faaliyetlerine yönelik eleştirilerini artırıyor. İngiltere'nin bu hamlesi, ABD'yi de benzer adımlar atmaya teşvik edebilir. Ancak uzmanlar, yaptırımların etkili olabilmesi için uluslararası toplumun koordineli hareket etmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği destek ve bölgesel politikaları açısından önemli bir arka plan oluşturuyor. Türkiye, İsrail'in yerleşim politikalarını uzun süredir kınamakta ve Filistin devletinin kurulmasını desteklemektedir. İngiltere gibi Batılı ülkelerin yaptırım kararları alması, Türkiye'nin tezlerini güçlendirebilir. Ancak Ankara'nın bu süreçte daha aktif bir arabuluculuk rolü üstlenmesi beklenebilir. Türkiye, İsrail ile son yıllarda normalleşme adımları atmış; ancak Gazze savaşıyla birlikte ilişkiler yeniden gerilmişti. Bu bağlamda, İngiltere'nin yaptırım planı, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik baskısını artırarak bölgedeki dengeleri etkileyebilir ve Türkiye'nin Filistin meselesindeki diplomatik manevra alanını genişletebilir.