İngiltere, Filistinlilere yönelik şiddetin tırmanması üzerine yasadışı İsrail yerleşimlerine karşı yeni önlemler almayı planlıyor. Londra'nın bu hamlesi, Birleşik Krallık ile İsrail arasındaki ilişkilerin son yıllarda yaşadığı belirgin soğumayı gözler önüne seriyor. İngiliz hükümeti, uluslararası hukuka aykırı yerleşim faaliyetlerine karşı daha önce aldığı kısıtlı yaptırım kararlarını genişletmeyi değerlendiriyor.
İlişkilerdeki Gerilimin Arka Planı
Birleşik Krallık ile İsrail arasındaki ilişkiler, uzun yıllar boyunca stratejik bir müttefiklik çerçevesinde ilerledi. Ancak son dönemde İngiliz kamuoyunda ve siyaset sahnesinde İsrail'in Filistin topraklarındaki politikalarına yönelik eleştiriler arttı. Özellikle 2023 sonrası Gazze'deki çatışmalar ve Batı Şeria'daki yerleşimci şiddeti, Londra'nın tutumunu gözden geçirmesine yol açtı.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı, yasadışı yerleşimlere karşı seyahat yasakları ve mal varlığı dondurma gibi yaptırımları gündeme getirdi. Bu adımlar, İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı bulan Birleşmiş Milletler kararlarıyla da uyumlu. İngiliz yetkililer, "söylemin farklılaştığını" kabul ederek, İsrail ile ilişkilerin artık eskisi gibi olmayacağı mesajını veriyor.
İsrail tarafı ise bu hamleleri "orantısız" ve "ikiyüzlü" olarak nitelendiriyor. İsrail Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin kendi güvenlik kaygılarını görmezden geldiğini savunuyor. Buna rağmen iki ülke arasındaki ticaret ve savunma işbirliği henüz tamamen askıya alınmış değil. İngiltere, İsrail ile istihbarat paylaşımı ve askeri işbirliğini sürdürüyor; ancak yasadışı yerleşimlere yönelik yeni yaptırımlar bu işbirliğini zorlayabilir.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin olası yaptırım kararları, Avrupa Birliği ve ABD'nin tutumlarıyla yakından ilişkili. ABD, İsrail'e yönelik eleştirilerini son aylarda artırmış olsa da askeri yardımı sürdürüyor. Avrupa ülkeleri arasında ise yasadışı yerleşim ürünlerinin etiketlenmesi gibi adımlar öne çıkıyor. İngiltere'nin Brexit sonrası dönemde bağımsız bir dış politika izleme çabası, bu tür kararlarda daha cesur davranmasına olanak tanıyor.
Öte yandan, İsrail'in bölgedeki en büyük destekçisi olan ABD ile İngiltere arasındaki farklılıklar, Batı ittifakı içinde bir çatlak yaratabilir. İngiltere, İsrail'e yönelik eleştirilerde ABD'den daha ileri gitmeye başlarsa, bu durum NATO ve diğer uluslararası platformlarda yansımalar doğurabilir. Ayrıca, İsrail'in Doğu Akdeniz'deki doğalgaz projeleri ve enerji işbirlikleri, İngiliz şirketlerinin çıkarlarını da etkiliyor.
Filistin yönetimi, İngiltere'nin atacağı adımları memnuniyetle karşılayacağını açıkladı. Ancak Filistinliler, bu adımların somut yaptırımlara dönüşmedikçe sembolik kalacağını belirtiyor. Uluslararası insan hakları örgütleri, İngiltere'nin yasadışı yerleşimlerle ticari ilişkileri tamamen kesmesi çağrısında bulunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin yasadışı İsrail yerleşimlerine yönelik olası yaptırımları, Türkiye'nin Filistin davasındaki tutumunu güçlendirebilir. Ankara, uzun süredir İsrail'in yerleşim politikalarını uluslararası hukuka aykırı olarak nitelendiriyor ve iki devletli çözümü savunuyor. İngiltere gibi önemli bir Batılı aktörün bu yönde adım atması, Türkiye'nin diplomatik pozisyonuna uluslararası meşruiyet kazandırabilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasında savunma ve ticaret ilişkileri göz önüne alındığında, bu gelişme ikili ilişkilerde yeni bir denge arayışını da beraberinde getirebilir. Türkiye, bölgesel istikrar için İsrail'e yönelik baskıların artmasını olumlu karşılayacaktır.