İngiliz milletvekilleri, The Independent'ın ortaya çıkardığı ve İsrail ordusunun Gazze'de bir gazeteciyi öldürmesinde savaş suçu işlemiş olabileceğine işaret eden kanıtların ardından, Birleşik Krallık hükümetini İsrail'i hesap vermeye çağırdı. Ağustos 2025'te düzenlenen ve Independent Arabia'nın Gazze muhabiri Mariam Abu Dagga'nın hayatını kaybettiği saldırı, uluslararası hukuk açısından ciddi soru işaretleri doğuruyor.
Saldırının Ayrıntıları ve Ortak Araştırma
The Independent'ın ortak yürüttüğü kapsamlı araştırma, İsrail ordusunun 10 Ağustos 2025'te Gazze'de düzenlediği saldırıda, Abu Dagga'nın içinde bulunduğu basın aracını hedef alarak olası bir savaş suçu işlediğine dair güçlü kanıtlar ortaya koydu. Saldırıda, Abu Dagga'nın yanı sıra iki Filistinli gazeteci daha yaralandı. Araştırma, saldırının önceden planlanmış olabileceğini ve gazetecilerin açıkça tanınabilecek şekilde 'PRESS' (BASIN) işaretli araçlarının hedef alındığını gösteriyor. Mühimmat parçaları, olayın izlenmesi ve tanık ifadeleri, saldırının doğrudan gazetecilere yönelik olabileceğine işaret ediyor.
İsrail ordusu saldırının Hamas militanlarına yönelik olduğunu iddia etse de, araştırmada gazetecilerin bulunduğu aracın açıkça işaretli olması ve başka bir hedefin bulunmaması, bu iddiayı zayıflatıyor. Birleşmiş Milletler ve Uluslararası Af Örgütü de dahil olmak üzere uluslararası kuruluşlar, olayın bağımsız bir soruşturmayla aydınlatılmasını talep etti. İngiliz milletvekilleri, hükümetin İsrail'e yönelik tutumunu gözden geçirmesi ve bu tür ihlallerin cezasız kalmaması için uluslararası mekanizmaları harekete geçirmesi gerektiğini vurguluyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Bu olay, Gazze'deki savaşın gazeteciler üzerindeki yıkıcı etkisini bir kez daha gözler önüne seriyor. Savaşın başladığı Ekim 2023'ten bu yana en az 150 gazeteci ve medya çalışanı hayatını kaybetti. Bu sayı, İkinci Dünya Savaşı'ndan bu yana en yüksek gazeteci ölüm oranı olarak kayıtlara geçti. Gazetecilerin korunması, ifade özgürlüğü ve savaş suçlarının cezalandırılması konuları, uluslararası toplumun öncelikli gündem maddeleri arasında yer alıyor.
Birleşik Krallık'ın bu konudaki tutumu, Batı'nın İsrail'e yönelik politikalarında bir dönüm noktası olabilir. İngiliz hükümeti geçmişte olduğu gibi İsrail'i koşulsuz destekleme politikasını sürdürürse, uluslararası hukuka bağlılığı konusunda sorgulanabilir. Öte yandan, İngiltere'nin İsrail'e yönelik silah ihracatını gözden geçirmesi ve BM soruşturmalarına destek vermesi, bölgedeki dengeleri değiştirebilir. Bu gelişme, uluslararası toplumun İsrail'e yönelik artan baskısının bir parçası olarak değerlendiriliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin uzun süredir savunduğu Filistin davasına uluslararası destek sağlanması açısından önemli bir fırsat sunuyor. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarında gazetecilerin hedef alınmasını defalarca kınamış ve savaş suçlarının soruşturulması için uluslararası girişimlere öncülük etmiştir. Bu araştırmanın ortaya çıkardığı kanıtlar, Türkiye'nin tezlerini güçlendiriyor ve uluslararası kamuoyunda İsrail'e yönelik baskıyı artırabilir. Türkiye'nin, BM ve diğer platformlarda bu konuyu gündeme getirmesi ve İsrail'in hesap vermesi için yürütülen çabalara destek olması beklenebilir. Ayrıca, bu süreç Türkiye'nin bölgesel liderlik rolünü pekiştirebilir.