İngiltere, gıda güvenliği açısından kritik bir sorunla karşı karşıya. Ülkenin gıdasının yaklaşık yüzde 40'ını ithal ettiği ve bu ithalatın büyük bölümünün iklim değişikliğinin etkilerine karşı daha hassas olan ülkelerden yapıldığı belirtiliyor. Food Foundation adlı düşünce kuruluşunun yayımladığı yeni bir rapora göre, İngiltere'nin meyve ve sebze ithalatında bağımlı olduğu ülkeler, küresel ısınma nedeniyle daha sık ve daha şiddetli kuraklık, sel ve sıcak hava dalgaları yaşıyor. Bu durum, İngiltere'nin gıda tedarik zincirinde ciddi riskler oluştururken, tüketicilerin de fiyat şoklarıyla karşılaşabileceği anlamına geliyor.
Raporun temel bulguları
Rapor, İngiltere'nin en çok ithal ettiği ürünlerden bazılarının yetiştirildiği ülkelerdeki iklim risklerini analiz ediyor. Özellikle domates, marul, salatalık, brokoli ve çilek gibi ürünlerin büyük bir kısmı İspanya, Fas, Kenya ve Güney Afrika gibi ülkelerden geliyor. Bu ülkelerin birçoğu, su stresi, aşırı sıcaklar ve azalan yağışlar nedeniyle üretimde düşüş riskiyle karşı karşıya. Örneğin, İspanya'nın güneyindeki Almería bölgesi, Avrupa'nın 'sebze bahçesi' olarak biliniyor ve İngiltere'nin kış aylarında tükettiği sebzelerin önemli bir kısmı buradan karşılanıyor. Ancak bölge, son yıllarda şiddetli kuraklıklar yaşadı ve su kaynakları giderek azalıyor. Benzer şekilde, Kenya ve Güney Afrika'dan ithal edilen ürünler de iklim değişikliğinin etkisiyle artan hava olaylarına maruz kalıyor.
Raporda, İngiltere'nin bu bağımlılığı azaltması ve kendi içinde daha fazla meyve ve sebze üretmesi gerektiği vurgulanıyor. İklim koşullarının uygun olduğu bölgelerde seracılık ve dikey tarım gibi yenilikçi yöntemlerle üretimin artırılabileceği ifade ediliyor. Ayrıca, tedarik zincirinin çeşitlendirilmesi ve yerel üretimin teşvik edilmesi gerektiği belirtiliyor. Food Foundation'ın politika sorumlusu olan Dr. Sarah Morison, raporla ilgili yaptığı açıklamada, "Bu durum, hem ulusal gıda güvenliği hem de tüketici fiyatları açısından bir alarm zili niteliği taşıyor. İklim değişikliği, gıda üretimini dünya genelinde etkiliyor; biz de bu risklere karşı hazırlıklı olmalıyız" dedi.
Küresel boyut ve arz güvenliği
Bu rapor, yalnızca İngiltere'yi ilgilendirmiyor. Küresel gıda sistemleri, iklim değişikliğinin artan etkileriyle birlikte daha kırılgan hale geliyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, dünya genelinde gıda fiyatları son yıllarda dalgalı bir seyir izliyor ve bu dalgalanmaların en önemli nedenlerinden biri iklimle bağlantılı üretim kayıpları. Birçok gelişmiş ülke, gıda tedarikini güvence altına almak için ithalat bağımlılığını azaltmaya çalışıyor. Örneğin, Almanya ve Fransa da benzer şekilde yerli üretimi artırma stratejileri geliştiriyor. Ancak İngiltere'nin durumu, Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının da etkisiyle daha karmaşık bir hal aldı. Ülke, AB'den ayrıldıktan sonra tarım politikalarını yeniden şekillendirse de, ithalat bağımlılığı hâlâ yüksek düzeyde. Küresel ısınmanın 2 santigrat dereceyi aşması durumunda, bugünkü tedarik zincirlerinin büyük ölçüde sekteye uğrayabileceği öngörülüyor.
Uzmanlar, ülkelerin iklim değişikliğine uyum sağlaması için tarımsal üretimde çeşitliliğin artırılması ve su kaynaklarının daha verimli kullanılması gerektiğini sıklıkla dile getiriyor. Ayrıca, gıda israfının azaltılması ve tüketicilerin mevsimsel ürünleri tercih etmesi de önemli bir rol oynayabilir. İngiltere'de yayımlanan bu rapor, hükümetin gıda stratejisini gözden geçirmesi için bir çağrı niteliği taşıyor. Hükümetin, yerli üreticilere daha fazla destek vermesi, tarımsal Ar-Ge yatırımlarını artırması ve iklim risklerine karşı bir uyum planı oluşturması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin tarım ihracatı ve iklim değişikliğine uyum politikaları açısından önemli ipuçları içeriyor. Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle benzer iklim risklerine maruz kalıyor. Özellikle tarımda su kıtlığı ve kuraklık, verimliliği tehdit eden başlıca etkenler arasında. Ayrıca Türkiye, Avrupa ve Orta Doğu pazarlarına gıda ihraç eden önemli bir ülke konumunda; bu nedenle iklim değişikliğinin tarımsal üretimi olumsuz etkilemesi, ihracat gelirlerini de azaltabilir. Uzmanlar, Türkiye'nin tarımda sürdürülebilir yöntemleri benimsemesi, su kaynaklarını daha verimli kullanması ve yerli tohum çeşitliliğini koruması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, küresel gıda fiyatlarındaki artışlar, Türkiye'nin enflasyonla mücadelesini de dolaylı olarak etkileyebilir. Bu nedenle, İngiltere'deki bu tartışma, Türkiye'nin de gıda güvenliği stratejilerini güçlendirmesi için bir hatırlatma niteliği taşıyor.