İngiltere’de Henry Nowak adlı bir kişinin öldürülmesi, ülkede ‘iki kademeli polislik’ (two-tier policing) tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Muhafazakâr Parti ve yeni kurulan Reform UK partisinin liderleri, polisin belirli etnik veya siyasi gruplara karşı daha yumuşak, diğerlerine ise daha sert davrandığı suçlamasında bulunuyor. Tartışmanın merkezinde, polisin protestoları yönetme biçimi ve bazı suçlara müdahale hızındaki farklılıklar yer alıyor.
Gelişmenin Arka Planı: Henry Nowak Cinayeti ve Siyasi Tepkiler
Henry Nowak, geçtiğimiz haftalarda kimliği belirsiz kişilerce öldürüldü. Cinayet henüz aydınlatılamazken, olayın ardından özellikle sağ görüşlü siyasetçiler polisi hedef aldı. Reform UK lideri Nigel Farage, yaptığı açıklamada “Polis, Nowak cinayetini gerektiği kadar ciddiye almadı. Eğer fail farklı bir etnik kökenden olsaydı, yakalanması için çok daha fazla çaba harcanırdı” ifadelerini kullandı. Muhafazakâr milletvekilleri de, polisin özellikle İslamcı protestolara karşı toleranslı davrandığını, buna karşılık aşırı sağcı gruplara karşı sert müdahale ettiğini iddia ediyor.
‘İki kademeli polislik’ kavramı aslında yeni değil. 2020’deki George Floyd protestoları sırasında, İngiliz polisinin siyahi eylemcilere karşı daha yumuşak, sağcı göstericilere karşı ise daha sert tutum sergilediği yönünde eleştiriler gelmişti. Geçen yıl ise İsrail-Filistin çatışması sırasında düzenlenen Filistin yanlısı gösterilerde polisin pasif kaldığı, ancak karşıt gösterilerde aynı hoşgörüyü göstermediği öne sürülmüştü.
Bölgesel ve Küresel Boyut: Güvenlik ve Toplumsal Güven
Bu tartışma, İngiltere’de polis teşkilatına olan güveni derinden sarsıyor. Yapılan anketler, halkın yaklaşık yarısının polisin farklı gruplara farklı muamele yaptığına inandığını gösteriyor. Hükümet, suçlamaları reddetmekle birlikte, İçişleri Bakanlığı’nın konuyu araştırdığı belirtiliyor. Uzmanlar, polisin kaynak dağılımı ve önceliklendirme yaparken objektif kriterler kullanması gerektiğini, aksi halde toplumsal kutuplaşmanın derinleşebileceğini vurguluyor. Özellikle göçmen kökenli topluluklarda, polise karşı güvensizlik suç oranlarını artırabilir. Küresel ölçekte ise, benzer tartışmalar ABD, Fransa ve Almanya gibi ülkelerde de yaşanıyor. Polisin siyasi tarafsızlığı ve eşit muamelesi, demokratik toplumların temel taşlarından biri olarak kabul ediliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye’yi ilgilendirmese de, polis-halk ilişkileri ve güvenlik güçlerinin tarafsızlığı konusunda önemli bir ders niteliği taşıyor. Türkiye’de de zaman zaman benzer suçlamalar gündeme geliyor. İngiltere’deki tartışmalar, polisin toplumsal olaylara müdahale ederken şeffaflık ve hesap verebilirlik ilkelerini ne kadar uyguladığının sorgulanmasına yol açıyor. Türkiye’de güvenlik güçlerinin her vatandaşa eşit mesafede durması, toplumsal barışın korunması için kritik önemde. Ayrıca uluslararası alanda, demokratik standartların korunması adına bu tür tartışmalar yakından takip edilmeli.