İngiltere'nin Glasgow kentinde yaşayan Anwar isimli bir Filistinli, İçişleri Bakanlığı'nın kanser hastası yengesi Meryem ve ailesine vize vermeyi reddetmesinin ardından, genç kadının Gazze'de hayatını kaybettiğini belirterek, "İçişleri Bakanlığı izin verseydi bugün hâlâ hayatta olabilirdi" dedi. Olay, İngiltere'nin Gazze'ye yönelik göçmenlik ve iltica politikalarında çifte standart uyguladığı eleştirilerini yeniden gündeme getirdi.
Yaşananlar ve Aile Dramı
Anwar, yengesi Meryem'in kanser teşhisi konulduktan sonra Gazze'deki sağlık sisteminin çöküşü nedeniyle tedavi göremediğini, İngiltere'ye gelerek tedavi olma umuduyla vize başvurusunda bulunduklarını ancak talebin İçişleri Bakanlığı tarafından reddedildiğini söyledi. Meryem'in eşi ve çocukları da vize başvurusuna dahil edilmişti; ancak aile, Gazze'deki savaş koşullarında mahsur kaldı. Anwar'a göre, İçişleri Bakanlığı'nın kararı yalnızca bürokratik bir ret değil, aynı zamanda bir yaşam hakkının elinden alınması anlamına geliyor.
İngiltere İçişleri Bakanlığı, vize başvurularını değerlendirirken "güvenlik ve göçmenlik kuralları" çerçevesinde hareket ettiğini savunuyor. Ancak insan hakları örgütleri, Gazze'deki insani krizin boyutları düşünüldüğünde bu tür ret kararlarının vicdani sorumluluk taşıdığını belirtiyor. Uluslararası Af Örgütü ve Doctors Without Borders (Sınır Tanımayan Doktorlar) gibi kuruluşlar, özellikle tıbbi tahliye taleplerinin ivedilikle onaylanması gerektiğini vurguluyor.
İngiltere'nin Vize Politikası ve Gazze Krizi
İngiltere, Gazze'den gelen vize başvurularını değerlendirirken son derece kısıtlayıcı bir tutum sergiliyor. İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2023-2024 döneminde Gazze'den yapılan aile birleşimi veya insani vize başvurularının büyük bir kısmı reddedildi. Bu durum, ülkede yaşayan Filistinli ailelerin yakınlarını kurtarma çabalarını sekteye uğratıyor. Özellikle kanser, diyabet gibi kronik hastalıkları olan bireyler için Gazze'deki sağlık altyapısının tamamen çökmüş olması, hayati riski artırıyor.
İngiliz hükümeti, Gazze'ye insani yardım koridorlarının açılması çağrısı yaparken, kendi kapılarını kapalı tutmakla eleştiriliyor. Muhalefet partileri ve bazı iktidar milletvekilleri, insani vize programının genişletilmesi ve tıbbi tahliyelerin hızlandırılması yönünde çağrıda bulunuyor. Ancak hükümet, ulusal güvenlik gerekçeleriyle bu tür adımlara mesafeli yaklaşıyor.
Gazze'deki savaş, 7 Ekim 2023'ten bu yana on binlerce sivilin ölümüne ve büyük bir insani felakete yol açtı. Birleşmiş Milletler raporlarına göre, bölgede sağlık hizmetleri neredeyse tamamen durmuş durumda; kanser hastaları, yaralılar ve kronik rahatsızlığı olanlar tedaviye erişemiyor. Mısır üzerinden yapılan tahliyeler ise sınırlı sayıda ve bürokratik engellerle dolu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin insani diplomasi ve göç politikaları açısından önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye, Gazze'deki krize müdahalede aktif rol alarak yaralıların tahliyesi ve insani yardım konusunda çaba gösteriyor. İngiltere'nin vize reddi, Batı ülkelerinin Filistinlilere yönelik tutumundaki çifte standardı gözler önüne seriyor. Türkiye, uluslararası platformlarda bu tür vakaları gündeme getirerek insani vicdanın sesi olmayı sürdürebilir. Ayrıca, Türkiye'nin kendi sağlık altyapısı ve misafirperverliği, Gazze'den tahliye edilen hastalara umut olmaya devam ediyor.