İngiltere, İran destekli Husi milislerinin Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Taiz kentine düzenlediği saldırıları kınadı. Konuya ilişkin açıklama yapan İngiliz hükümet yetkilisi, saldırıların sivilleri hedef aldığını ve bölgede istikrarı bozduğunu belirterek, tüm taraflara itidal çağrısında bulundu. Taiz, Yemen'in en büyük üçüncü kenti olup, yıllardır Husiler ile Suudi Arabistan destekli hükümet güçleri arasında çatışmalara sahne oluyor.
Olayın Arka Planı ve Saldırıların Ayrıntıları
Husiler, son günlerde Taiz kent merkezine ve çevresindeki yerleşim yerlerine yönelik roket ve insansız hava aracı saldırılarını yoğunlaştırdı. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon güçleri, saldırıları püskürtmek için hava savunma sistemlerini devreye soktu. İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan yazılı açıklamada, "Husilerin Taiz'e yönelik saldırılarını en sert şekilde kınıyoruz. Bu saldırılar, Yemen halkının acılarını daha da artırıyor ve barış çabalarını baltalıyor" ifadelerine yer verildi.
Taiz, 2014 yılından bu yana Husilerin kontrolü altındaki başkent Sana'a ile Suudi destekli hükümetin geçici başkenti Aden arasında stratejik bir konumda bulunuyor. Kent, aynı zamanda Yemen'in en yoğun nüfuslu bölgelerinden biri ve insani yardım koridorlarının geçiş güzergahı. Husilerin Taiz'i kuşatma altına alması, bölgeye yardım ulaştırılmasını zorlaştırıyor.
İngiltere'nin kınaması, Birleşmiş Milletler Yemen Özel Temsilcisi Martin Griffiths'in taraflar arasında ateşkes sağlama çabalarının sürdüğü bir dönemde geldi. Griffiths, son raporunda Taiz'deki çatışmaların sivil kayıpları artırdığına dikkat çekmişti. İngiltere, Suudi Arabistan'a silah satışı konusunda uluslararası baskı altında olsa da, Yemen'deki insani krize son verme çağrılarını yineleyerek diplomatik bir denge gözetiyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'deki çatışmalar, Suudi Arabistan ile İran arasındaki vekalet savaşının bir parçası olarak görülüyor. Husiler, İran'dan askeri ve mali destek alırken, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon ise Yemen hükümetine destek veriyor. İngiltere'nin kınaması, Batı'nın Husilere yönelik tutumunu yansıtması açısından önemli. ABD ve İngiltere, daha önce Husileri terör örgütü olarak tanımlamış ve saldırılarına karşı ortak hareket etme kararı almıştı.
Taiz'deki saldırılar, Kızıldeniz'deki güvenlik endişelerini de artırıyor. Husiler, son aylarda Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırılar düzenleyerek küresel deniz ticaretini tehdit etmişti. İngiltere ve ABD, bu saldırılara karşı ortak devriye görevleri yürütüyor. Taiz'e yönelik saldırılar, Husilerin askeri kapasitesini koruduğunu ve bölgesel istikrarsızlığa katkıda bulunduğunu gösteriyor.
İnsani açıdan tablo vahim: Birleşmiş Milletler verilerine göre, Yemen'de 20 milyondan fazla insan insani yardıma muhtaç durumda. Taiz'deki çatışmalar, gıda, su ve sağlık hizmetlerine erişimi daha da kısıtlıyor. İngiltere, Yemen'e yönelik insani yardımları artıracağını açıkladı ancak kalıcı barış için siyasi çözüm şart. Uluslararası toplum, Husilerin saldırılarını durdurması ve müzakere masasına dönmesi için baskıyı sürdürüyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde diplomatik çözümden yana bir tutum sergileyerek Suudi Arabistan ve İran arasında denge politikası izliyor. Taiz'e yapılan saldırılar, Kızıldeniz ve Bab-el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik risklerini artırarak Türkiye'nin deniz ticaret yollarını tehdit ediyor. Ayrıca, Yemen'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin bölgedeki insani yardım faaliyetlerini ve diplomatik girişimlerini zorlaştırabilir. Türkiye, Husilerin saldırılarını kınayan uluslararası çağrılara katılmalı ve Yemen'de kalıcı ateşkes için aktif diplomasi yürütmeli.