Birleşik Krallık hükümeti, kamu görevlilerinin eğitimi için KPMG ve Ernst & Young (EY) firmalarına toplam 456 milyon sterlin (yaklaşık 18 milyar Türk lirası) ödemeyi kabul etti. Bu anlaşma, son on yılda 'Dört Büyük' denetim firmasına verilen en büyük sözleşme olma özelliğini taşıyor. İngiltere hükümeti, bu kapsamlı eğitim programıyla kamu sektöründeki dijital dönüşümü hızlandırmayı ve bürokrasiyi daha verimli hale getirmeyi hedefliyor.
Sözleşmenin kapsamı ve önemi
Sözleşme kapsamında KPMG ve EY, İngiltere'nin çeşitli bakanlıklarında çalışan üst düzey devlet memurlarına liderlik, dijital beceriler ve proje yönetimi konularında eğitim verecek. Kabine Ofisi tarafından yürütülen ihaleyi kazanan iki firma, önümüzdeki dört yıl boyunca hükümetin 'Yetkinlik Çerçevesi'ni uygulayacak. Bu çerçeve, kamu görevlilerinin yeteneklerini geliştirmeyi ve kamu hizmetlerinin kalitesini artırmayı amaçlıyor.
456 milyon sterlinlik bütçenin 300 milyon sterlini KPMG'ye, 156 milyon sterlini ise EY'a ayrıldığı bildiriliyor. Bu dev sözleşme, İngiltere'nin kamu sektöründe özel danışmanlık firmalarına yaptığı harcamaların artarak devam ettiğini gösteriyor. Geçtiğimiz yıl hükümet danışmanlık harcamaları 1 milyar sterlini aşmıştı. Bu durum, bazı milletvekilleri tarafından 'kamu kaynaklarının israfı' olarak eleştirilse de hükümet, bu tür ortaklıkların verimliliği artırdığını savunuyor.
Sözleşme, aynı zamanda İngiltere'nin kamu hizmetlerinde özel sektörün rolünü genişletme politikasının bir parçası olarak görülüyor. Hükümet, bu eğitim programları sayesinde devlet memurlarının teknolojiyi daha iyi kullanacağını ve vatandaşlara daha hızlı hizmet sunulacağını iddia ediyor. Ancak bazı sendikalar, bu tür eğitimlerin içeride yapılabileceğini ve dışarıya bu kadar büyük paralar ödenmesinin gereksiz olduğunu belirtiyor.
Küresel boyut: Dört Büyük şirketlerin hükümetlerle artan ilişkisi
Bu anlaşma, dünya genelinde 'Dört Büyük' olarak bilinen denetim ve danışmanlık devlerinin (Deloitte, PwC, EY ve KPMG) hükümetlerle olan ilişkisinin yeni bir göstergesi. Özellikle pandemi sonrası dönemde, kamu sektörünün dijitalleşme ihtiyacı bu firmalara olan talebi artırdı. ABD'de federal hükümet, Almanya'da eyalet yönetimleri ve Japonya'da merkezi hükümet, benzer eğitim ve danışmanlık hizmetleri için büyük bütçeler ayırıyor.
Ancak bu durum, özellikle İngiltere'de tartışmalara yol açıyor. 2018'de devlet iflası sürecinde danışmanlık firmalarının rolü ve 2020'de COVID-19 test siparişlerinde yaşanan aksaklıklar, bu firmaların yetkinliği konusunda soru işaretleri yaratmıştı. Yine de hükümet, bu tür ortaklıkların kamu hizmetlerinde iyileşme sağladığını ve uluslararası alanda rekabet gücünü artırdığını savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin kamu reformu çabaları açısından dikkate değer bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de kamu yönetiminin dijitalleşmesi ve devlet memurlarının kapasitesinin artırılması uzun süredir gündemde. İngiltere'nin bu alanda dev danışmanlık firmalarına bu kadar yüklü bir bütçe ayırması, Türkiye için hem bir model hem de bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye'nin kendi kamu eğitim kurumlarını (örneğin TÜBİTAK veya TODAİE) güçlendirerek bu tür harcamaları azaltabileceği gibi, uluslararası firmalardan da yararlanması mümkün. Ancak Türkiye'nin bütçe kısıtları göz önüne alındığında, bu tür dev sözleşmeler yerine kendi kapasitesini geliştirmesi daha akılcı görünüyor.