İngiltere'de Ulusal Sağlık Servisi'ne (NHS) bağlı hastaneler, ağrı kesici parasetamol, kan pıhtılaşmasını önleyen ilaçlar ve yüksek tansiyon tedavisinde kullanılan ramipril gibi hayati önem taşıyan ilaçlarda ciddi sıkıntılar yaşıyor. Geçtiğimiz kış aylarında da benzer sorunların yaşandığı, co-codamol ve tansiyon ilacı ramipril tedarikinde kesintiler olduğu bildirildi. Onlarca NHS vakıf hastanesi, temel ilaçların temininde zorluk çektiğini rapor ediyor.
İlaç Sıkıntısının Arka Planı
İngiltere'de ilaç tedarik zincirindeki sorunlar son yıllarda artarak devam ediyor. Brexit sonrası ticaret anlaşmalarının getirdiği ek bürokrasi, Kovid-19 salgınının yarattığı küresel tedarik zinciri bozulmaları ve artan hammadde maliyetleri, ilaç kıtlığının başlıca nedenleri arasında gösteriliyor. Özellikle jenerik ilaçlarda yaşanan sıkıntılar, hastanelerin acil servislerinde ve yoğun bakım ünitelerinde ciddi aksamalara yol açabiliyor.
NHS yetkilileri, sorunun sadece İngiltere ile sınırlı olmadığını, küresel ölçekte bir ilaç hammadde krizinin yaşandığını belirtiyor. Çin ve Hindistan gibi ülkelerde üretilen etken maddelerin temininde yaşanan gecikmeler, Avrupa genelinde ilaç rafını boş bırakıyor. İngiltere'de ilaç fiyatlandırma politikaları da üreticileri bu pazardan uzaklaştırabiliyor; zira NHS, ilaç alımlarında maliyetleri düşük tutmak için sıkı fiyat kontrolleri uyguluyor.
Sağlık çalışanları, özellikle kış aylarında artan solunum yolu enfeksiyonları ve grip vakalarıyla birlikte ilaç talebinin zirve yaptığını, bunun da sıkıntıyı derinleştirdiğini ifade ediyor. Bazı hastaneler, alternatif ilaçlara yönelmek zorunda kalıyor ancak bu da tedavi protokollerinde değişikliklere ve ek maliyetlere yol açıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki ilaç sıkıntısı, aslında Avrupa ve dünya genelinde yaşanan daha geniş bir sağlık krizinin parçası. Avrupa İlaç Ajansı (EMA) da son dönemde birçok üye ülkede benzer tedarik sorunlarına dikkat çekmişti. Küresel ilaç üretiminin büyük ölçüde birkaç ülkeye bağımlı olması, salgın, jeopolitik gerilimler veya doğal afetler gibi durumlarda kırılganlığı artırıyor. Uzmanlar, Avrupa'nın ilaç üretiminde kendi kendine yeterliliği artırması gerektiğini vurguluyor.
Öte yandan, ilaç kıtlığı yalnızca hastaneleri değil, eczaneleri ve hastaları da olumsuz etkiliyor. Hastalar, reçetelerini doldurmak için birden fazla eczane dolaşmak zorunda kalıyor. Bu durum, özellikle kronik hastalığı olan yaşlı bireyler için ciddi bir sağlık riski oluşturuyor. İngiltere'deki bu gelişme, diğer ülkeler için de uyarı niteliğinde; zira benzer sorunların Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerde de görülebileceği belirtiliyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'de yaşanan ilaç sıkıntısı, Türkiye'nin ilaç tedarik politikaları ve sağlık turizmi açısından önemli dersler içeriyor. Türkiye, ilaç üretiminde büyük ölçüde dışa bağımlı ve benzer bir krizle karşılaşma riski taşıyor. Özellikle etken madde temininde yaşanabilecek aksaklıklar, Türk sağlık sistemini de olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere'den Türkiye'ye yönelebilecek sağlık turizmi talebi artabilir; ancak bu, Türkiye'nin kendi ilaç stoklarını güçlendirmesi gerekliliğini ortadan kaldırmıyor. Küresel ilaç tedarik zincirindeki kırılganlıklar, Türkiye için yerli üretimi teşvik edici politikaların önemini bir kez daha ortaya koyuyor.