Londra, 7 Eylül - İngiltere Göçmenlik Bakanı Emma Reynolds, Pazar günü geç saatlerde İngiltere'nin güney sahil kenti Portsmouth'ta yüzlerce protestocunun Fransa'dan gelen göçmenleri durdurmak amacıyla sokakları kapatmasını kınayarak protestocuları "serseri" olarak nitelendirdi. Bakan Reynolds, yaptığı açıklamada şiddet içeren eylemlerin kabul edilemez olduğunu vurguladı ve göçmen karşıtı gösterilerin ülkedeki sosyal dokuyu zedelediğini belirtti.
Olayın Arka Planı ve Göçmen Krizi
Olay, İngiltere'nin uzun süredir devam eden göçmen sorununun son halkası olarak değerlendiriliyor. Manş Denizi üzerinden küçük teknelerle İngiltere'ye ulaşmaya çalışan göçmen sayısı son yıllarda rekor seviyelere ulaştı. 2023 yılında 45.000'den fazla kişi bu yöntemle İngiltere'ye giriş yaptı. Bu durum, özellikle sahil kentlerinde yaşayan halk arasında tepkilere yol açıyor. Portsmouth, İngiltere'nin güney kıyısında stratejik bir liman kenti olarak, göçmen akınlarından etkilenen bölgelerden biri.
Protestocular, hükümetin göçmen politikalarını yetersiz bulduklarını ve yerel kaynakların göçmenler için harcandığını iddia ediyor. Ancak Bakan Reynolds, bu tür eylemlerin sorunu çözmek yerine toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini belirtti. İngiltere İçişleri Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılının ilk yarısında Manş Denizi'ni geçen göçmen sayısı geçen yılın aynı dönemine göre %20 arttı. Hükümet, Ruanda planı gibi tartışmalı politikaları hayata geçirmeye çalışsa da, insan hakları örgütleri bu planı eleştiriyor.
Uzmanlar, göçmen karşıtı protestoların aşırı sağ gruplar tarafından körüklendiğini ve sosyal medyada yayılan yanlış bilgilerin halkı yönlendirdiğini ifade ediyor. Portsmouth'taki olayda da benzer şekilde, protestocuların çoğunun dışarıdan geldiği ve yerel halkın büyük bölümünün şiddete karşı olduğu belirtiliyor. Polis, olaylarda herhangi bir yaralanma veya gözaltı olup olmadığını henüz açıklamadı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'deki göçmen karşıtı protestolar, Avrupa genelinde yükselen aşırı sağ dalgasının bir parçası olarak görülüyor. Fransa, İtalya ve Almanya gibi ülkelerde de benzer göçmen karşıtı hareketler güç kazanıyor. Avrupa Birliği, göçmen politikalarını sıkılaştırma yönünde adımlar atarken, İngiltere Brexit sonrası kendi göçmen politikasını şekillendirmeye çalışıyor. Ancak pandemi sonrası ekonomik zorluklar ve artan mülteci akını, bu konuyu daha da karmaşık hale getiriyor.
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), Avrupa ülkelerini göçmenlere yönelik şiddetten kaçınmaya ve insan haklarına saygılı politikalar izlemeye çağırdı. İngiltere'deki olaylar, göçmenlerin güvenliği ve toplumsal uyum açısından endişe verici. Göçmen karşıtı söylemlerin siyasi arenada normalleşmesi, ırkçı saldırıları da tetikleyebilir. Portsmouth'taki protestolar, bu tehlikenin somut bir örneği olarak değerlendiriliyor.
İngiltere hükümeti, göçmen sorununa çözüm bulmak için sınır güvenliğini artırma ve sığınma başvurularını hızlandırma gibi önlemler üzerinde çalışıyor. Ancak muhalefet, hükümetin yeterince etkili olamadığını savunuyor. Önümüzdeki günlerde konunun parlamentoda tartışılması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki göçmen karşıtı protestolar, Türkiye'yi doğrudan etkilemese de, Avrupa'daki göçmen politikalarındaki sertleşme Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde önemli bir faktör. Türkiye, 2016'dan bu yana AB ile yaptığı göçmen anlaşması çerçevesinde mültecileri barındırıyor ve Avrupa'ya geçişleri engelliyor. Avrupa'da yükselen aşırı sağ ve göçmen karşıtlığı, Türkiye'nin müzakerelerdeki elini zayıflatabilir veya tam tersine, sınır kontrolü konusundaki önemini artırabilir. Ayrıca, İngiltere'deki olaylar, Türkiye'deki Suriyeli mültecilere yönelik algıyı da etkileyebilir. Türk dış politikası açısından, Avrupa'nın göçmen konusundaki tutumu, Türkiye'nin bölgesel istikrar ve güvenlik politikalarını şekillendirmede belirleyici olmaya devam ediyor.