İngiltere ile Fransa arasında imzalanan göç anlaşması kapsamında, 100'e yakın çocuğun yetişkin olarak değerlendirilerek gözaltına alındığı ortaya çıktı. The Guardian'ın ele geçirdiği belgelere göre, Adalet Bakanı Shabana Mahmood'un 'bire bir' (one in, one out) mutabakatı çerçevesinde gerçekleşen bu uygulama, gözaltı merkezlerini denetlemekle görevli bağımsız kuruluş tarafından İçişleri Bakanlığı'na gönderilen eleştirel bir mektupta ifşa edildi.
Gelişmenin arka planı
İngiltere ve Fransa arasındaki göç anlaşması, Manş Denizi'ni geçmeye çalışan göçmenlerin sayısını azaltmayı hedefliyor. Ancak uygulamada, özellikle refakatsiz çocukların tespit edilmesinde ciddi hatalar yaşanıyor. Denetim kuruluşu HMIP (Her Majesty's Inspectorate of Prisons) tarafından yazılan mektupta, çocukların yaş tespit prosedürlerinin yetersiz olduğu ve bu nedenle yetişkinlerle aynı koşullarda gözaltında tutuldukları belirtiliyor.
Söz konusu çocukların büyük çoğunluğunun 16-17 yaş aralığında olduğu, ancak bazılarının 14 yaşında bile olabileceği ifade ediliyor. Gözaltı koşullarının yetişkinlere yönelik olduğu, çocukların eğitim ve psikolojik destek hizmetlerinden mahrum bırakıldığı vurgulanıyor. Bu durum, insan hakları örgütlerinin tepkisini çekiyor.
İçişleri Bakanlığı sözcüsü yaptığı açıklamada, iddiaların ciddiyetle ele alındığını ve soruşturma başlatıldığını söyledi. Ancak muhalefet partileri, hükümeti göç politikasında insan hakları ihlallerine göz yummakla suçluyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu gelişme, Avrupa genelinde göç politikalarının giderek sertleştiği bir dönemde yaşanıyor. Birleşik Krallık'ın Ruanda ile yaptığı tartışmalı göç anlaşması ve Fransa'nın sınır güvenliğini artırma çabaları, göçmenlerin haklarına yönelik endişeleri artırıyor. Uzmanlar, çocukların yetişkinlerle birlikte gözaltında tutulmasının uluslararası hukuka aykırı olduğunu ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin (AİHM) bu konuda içtihatları bulunduğunu hatırlatıyor.
Avrupa Birliği'nin yeni göç ve iltica paktı da benzer tartışmalara sahne oluyor. Sınır ülkelerinde kurulan geri kabul merkezlerinde çocukların korunmasına yönelik güvence arayışları sürerken, İngiltere'deki bu skandal, ülkenin uluslararası itibarına gölge düşürüyor. İnsan hakları örgütleri, çocukların gözaltından derhal serbest bırakılmasını ve bağımsız bir yaş tespit mekanizması kurulmasını talep ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, Türkiye'nin göç politikaları ve AB ile ilişkileri açısından dolaylı önem taşıyor. Türkiye, halihazırda dünyanın en büyük mülteci nüfusuna ev sahipliği yaparken, Avrupa ülkelerindeki göçmen muamelesi, Türkiye'nin AB ile yürüttüğü müzakerelerde hassas bir denge unsuru oluşturuyor. Özellikle çocuk hakları ihlalleri, Türkiye'nin 'insan hakları' söylemiyle çelişen uygulamaları eleştirdiği noktada elini güçlendiriyor. Ayrıca, Türkiye ile AB arasında 2016'da imzalanan göç anlaşması benzeri anlaşmaların insan hakları boyutunun göz ardı edilmemesi gerektiğini gösteriyor. Türkiye, kendi göç yönetiminde çocukların korunmasına yönelik adımlarını sürdürürken, bu tür haberler uluslararası kamuoyunda göçmen hakları konusundaki tartışmaları alevlendiriyor.