İngiltere, Filistin yanlısı göstericilere yönelik sert muamelesi nedeniyle “yolu kaybetmekle” ve giderek “diktatörlüğe” dönüşmekle suçlanıyor. İşçi Partisi hükümetinin, İsrail'in apartheid rejimini eleştirenlere karşı uyguladığı otoriter politikalar, ülkede artan bir muhalefetle karşı karşıya. Eleştirmenler, hükümetin ifade özgürlüğünü kısıtlayan ve protesto hakkını engelleyen yasal düzenlemelerinin demokratik değerleri hiçe saydığını savunuyor.
Gösterilere Yönelik Baskı ve Yasal Çerçeve
Son aylarda İngiltere genelinde Gazze'deki İsrail saldırılarını protesto eden binlerce kişi gözaltına alındı. Polisin orantısız güç kullandığı gerekçesiyle eleştirilirken, İçişleri Bakanlığı'nın protestoları “terör olayları” olarak nitelendiren genelgeler yayınladığı iddia edildi. Hükümet, kamusal alanlarda Filistin bayrağı taşımayı ve “Özgür Filistin” sloganını atmak dahil belirli ifadeleri suç sayan yasa tasarıları üzerinde çalışıyor.
İşçi Partisi lideri Keir Starmer, İsrail'in “savunma hakkını” vurgularken, eleştirmenler bu tutumun İsrail'in uluslararası hukuku ihlal eden eylemlerine zımni destek anlamına geldiğini belirtiyor. Eski İçişleri Bakanı Suella Braverman'ın başlattığı “aşırılıkla mücadele” politikalarının devamı niteliğindeki uygulamalar, sivil toplum örgütlerinden yoğun tepki alıyor.
Uluslararası Tepkiler ve Bölgesel Etkiler
İngiltere'nin bu tutumu, uluslararası kamuoyunda da yankı buluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi, İngiltere'yi ifade özgürlüğünü ihlal etmekle suçlarken, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü de benzer endişeleri dile getiriyor. Avrupa Birliği, konunun demokratik değerler açısından izlendiğini belirtirken, Müslüman ülkelerden gelen eleştiriler ise daha sert.
Bu gelişmeler, İngiltere'nin Orta Doğu'daki geleneksel arabuluculuk rolünü de zedeliyor. Uzmanlar, hükümetin İsrail yanlısı tutumunun, bölgedeki İngiliz çıkarlarını olumsuz etkilediğini ve Arap ülkeleriyle ilişkileri gerdiğini belirtiyor. Özellikle 7 Ekim sonrası İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırıları sırasında İngiltere'nin İsrail'e askeri ve istihbarat desteği vermesi, ülkeyi savaş suçlarına ortak olmakla suçlayan kesimlerin tepkisini artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki bu gelişmeler, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin uluslararası meşruiyetini güçlendiriyor. Türkiye, İsrail'in Gazze'deki saldırılarını “soykırım” olarak nitelendirirken, İngiltere'nin tutumu, iki ülke arasındaki diplomatik gerilimi artırabilir. Ayrıca, İngiltere'deki Türk ve Müslüman toplumunun maruz kaldığı baskı, Türk hükümetinin konsolosluk çalışmaları kapsamında vatandaşlarını koruma yükümlülüğünü gündeme getiriyor. Bu durum, Türk-İngiliz ilişkilerinde yeni bir gerilim unsuru olarak değerlendirilirken, uluslararası hukuk ve İnsan hakları bağlamında Türkiye'nin elini güçlendirici bir faktör olarak öne çıkıyor.