İngiltere'de Temyiz Mahkemesi, hükümetin Filistin yanlısı aktivist grup Palestine Action'a (Filistin Eylemi) yönelik yasağın hukuka uygun olduğuna karar verdi. Mahkeme, 2026 Şubat ayında Yüksek Mahkeme'nin grubun Terörle Mücadele Yasası kapsamında yasaklanmasının hatalı olduğu yönündeki kararını bozdu. Bu gelişme, İngiltere'de terörle mücadele politikaları ile ifade ve örgütlenme özgürlüğü arasındaki hassas dengeyi yeniden gündeme taşıdı.
Yargı süreci ve gerekçeler
Palestine Action, 2020 yılında kurulan ve İsrail'e silah sağlayan İngiliz savunma şirketlerini hedef alan bir aktivist grup. Grup, İsrail'in Filistin topraklarındaki işgaline son verilmesi için doğrudan eylem çağrısı yapıyor. İngiltere İçişleri Bakanlığı, 2024 yılında grubu Terörle Mücadele Yasası kapsamında yasaklı örgütler listesine ekledi. Ancak grup, bu kararın ifade özgürlüğünü ihlal ettiği gerekçesiyle Yüksek Mahkeme'ye başvurdu.
2026 Şubat ayında Yüksek Mahkeme, hükümetin kararını bozarak, grubun eylemlerinin terör tanımına girmediğine hükmetti. Hükümet ise bu kararı temyize taşıdı. Temyiz Mahkemesi, bugün açıkladığı kararında, Palestine Action'ın kullandığı yöntemlerin (mülke zarar verme, işgal) şiddet içerdiğini ve bu nedenle terör örgütü olarak nitelendirilebileceğini belirtti. Mahkeme, ayrıca grubun ideolojik amacının (Filistin davası) terörle mücadele yasaları kapsamında değerlendirilirken bir hafifletici sebep olmadığını vurguladı.
Bölgesel ve küresel yankılar
Karar, Birleşik Krallık'ta sivil toplum örgütleri ve insan hakları grupları tarafından eleştirildi. Amnesty International UK, kararın ifade özgürlüğüne darbe vurduğunu ve siyasi aktivizmi suç saydığını açıkladı. Öte yandan, İsrail yanlısı lobi grupları kararı memnuniyetle karşıladı. Palestine Action'ın avukatları, kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne taşıyacaklarını duyurdu. Bu karar, İngiltere'nin terörle mücadele politikalarının diğer ülkeler için de bir emsal oluşturması bekleniyor. Özellikle Filistin davasına sempati duyan aktivist grupların faaliyet gösterdiği ülkelerde, benzer yasaklamaların gündeme gelmesi muhtemel.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına verdiği güçlü diplomatik destekle bilinirken, bu karar doğrudan Türk dış politikasını etkilemese de küresel ölçekte Filistin yanlısı sivil toplum hareketleri üzerinde caydırıcı bir etki yaratabilir. Türkiye'de faaliyet gösteren Filistin yanlısı STK'ların uluslararası bağlantıları ve finansman kaynakları, benzer yasal düzenlemeler nedeniyle risk altına girebilir. Ayrıca, İngiltere'nin bu kararı, Avrupa Birliği ve diğer Batılı ülkelerde de emsal teşkil ederek, Türkiye'nin terörle mücadele mevzuatına yönelik uluslararası eleştirileri yeniden alevlendirebilir. Türk yetkililer, bu gelişmeyi yakından izleyerek, hem iç hukuk hem de diplomatik alanda proaktif adımlar atmalıdır.