Londra merkezli düşünce kuruluşu Common Wealth, İngiltere'nin katı ulusal muhasebe kuralları nedeniyle altyapıya yönelik milyarlarca sterlinlik yatırım fırsatını heba ettiğini açıkladı. Kuruluş, hükümete bağlı özerk kurumların kendi hesaplarına borçlanmasını engelleyen mevcut kuralların gevşetilmesi çağrısında bulundu. Rapor, kamu yatırımlarının önündeki bürokratik engellerin kaldırılması halinde ekonomik büyümenin hızlanacağını öne sürüyor.
Muhasebe Kuralları ve Yatırım İkilemi
İngiltere'de kamu maliyesi, Hazine'nin belirlediği katı muhasebe standartlarına tabi. Bu kurallar, devletten belirli bir mesafede konumlandırılan kamu kurumlarının (arms-length bodies) kendi adlarına borçlanma yapmalarını zorlaştırıyor. Common Wealth'a göre, bu durum özellikle enerji, ulaşım ve dijital altyapı gibi uzun vadeli getirisi olan projelerin finansmanını baltalıyor. Kuruluş, mevcut sistemin kamu borcunu düşük gösterme kaygısıyla yatırımları kısıtladığını, bunun da verimlilik artışını ve bölgesel kalkınmayı yavaşlattığını belirtiyor.
Raporda, Birleşik Krallık'ta altyapı yatırımlarının son on yılda istikrarlı biçimde azaldığına dikkat çekiliyor. Özellikle 2008 küresel finans krizi sonrası uygulanan kemer sıkma politikaları, kamu yatırımlarını ciddi ölçüde kısıtladı. Common Wealth, bu durumun ülkenin uzun vadeli büyüme potansiyelini zayıflattığını savunuyor. Kuruluş, hükümetin “altın kural” olarak nitelendirdiği borçlanma sınırlarının, aslında yatırımı teşvik etmek yerine cezalandırdığını ileri sürüyor.
Reform Önerileri ve Olası Etkiler
Common Wealth'ın önerisi, ulusal muhasebe çerçevesinin esnetilerek, kamu iktisadi teşebbüsleri ve bağımsız altyapı kuruluşlarının proje bazlı borçlanma yapabilmesinin önünün açılmasını içeriyor. Bu sayede, Hazine'nin bilançosunda doğrudan yük oluşturmadan, özel sektörle iş birliği içinde finansman sağlanabileceği belirtiliyor.
Düşünce kuruluşu, benzer modellerin Kanada, Avustralya ve İskandinav ülkelerinde başarıyla uygulandığını hatırlatıyor. Örneğin, Kanada'da eyalet altyapı bankaları, federal bütçe dışında borçlanarak büyük ölçekli projeleri finanse edebiliyor. Common Wealth, İngiltere'nin de bu tür bir modele geçmesi halinde, önümüzdeki beş yılda 50 milyar sterlinin üzerinde ek yatırım çekebileceğini tahmin ediyor.
Siyasi ve Ekonomik Bağlam
İngiltere'de iktidardaki Muhafazakâr Parti hükümeti, mali disiplini koruma sözü verirken, muhalefetteki İşçi Partisi altyapı yatırımlarını artırma vaadinde bulunuyor. Başbakan Rishi Sunak, enflasyonla mücadele kapsamında kamu harcamalarını sıkı tutma taahhüdünü yinelemiş durumda. Ancak iş dünyası ve ekonomistler, altyapı yatırımlarının ekonomik canlanma için kritik olduğunu vurguluyor. Common Wealth raporu, bu tartışmaya somut bir alternatif sunuyor.
Öte yandan, İngiltere'nin Avrupa Birliği'nden ayrılması sonrası ticaret ve yatırım ilişkilerinde yaşanan belirsizlik, altyapı projelerinin finansmanını daha da zorlaştırmış durumda. Yabancı yatırımcıların azalan ilgisi, kamu kaynaklarının daha verimli kullanılmasını zorunlu kılıyor. Muhasebe kurallarının esnetilmesi, bu açıdan bir çıkış yolu olarak görülüyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere'nin altyapı yatırımlarını artırma çabası, küresel ekonomideki yavaşlama ve jeopolitik gerilimlerin ortasında dikkat çekiyor. ABD ve AB, benzer şekilde kamu yatırımlarını artırarak ekonomilerini canlandırmaya çalışıyor. ABD'de Başkan Joe Biden'ın altyapı yasası, 1,2 trilyon dolarlık bir paketle ülkenin yol, köprü ve geniş bant ağlarını yenilemeyi hedefliyor. AB ise Yeşil Mutabakat kapsamında sürdürülebilir altyapıya milyarlarca euro aktarıyor. İngiltere'nin bu yarışta geri kalmaması için muhasebe kurallarını gözden geçirmesi gerektiği belirtiliyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) da kamu yatırımlarının verimliliğine dikkat çekerek, ülkeleri borçlanma yerine özel sektör iş birliklerine yönelmeye teşvik ediyor. Ancak bu tür modellerin şeffaflık ve hesap verebilirlik açısından dikkatli tasarlanması gerekiyor. Common Wealth, önerisinin bu ilkelerle uyumlu olduğunu savunuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin altyapı yatırımlarını hızlandırmak için muhasebe kurallarını esnetme arayışı, Türkiye için de emsal teşkil edebilir. Türkiye, büyük altyapı projelerini (Kanal İstanbul, nükleer santraller, hızlı tren hatları) genellikle kamu-özel iş birliği (KÖİ) modeliyle finanse ediyor. Ancak bu model, hazine garantileri nedeniyle kamu borcunu dolaylı olarak artırıyor ve şeffaflık tartışmalarını beraberinde getiriyor. İngiltere'deki tartışma, Türkiye'nin de kamu maliyesi kurallarını gözden geçirerek, özel sektör katılımını artırırken riskleri daha iyi yönetebileceğini gösteriyor. Ayrıca, İngiltere'nin altyapı yatırımlarına yönelecek olası fon arayışı, Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yönelik sermaye akışını etkileyebilir. Türkiye, bu süreçte kendi yatırım ortamını iyileştirerek uluslararası yatırımcıları çekme fırsatını değerlendirebilir. Jeopolitik açıdan ise, İngiltere'nin ekonomik canlanma çabası, NATO içindeki dengeleri ve Avrupa'daki yatırım rekabetini dolaylı olarak etkileyebilir.