İngiltere ekonomisi, Mayıs 2024'te bir önceki aya göre yüzde 0,1 oranında büyüme kaydetti. Ulusal İstatistik Ofisi (ONS) tarafından açıklanan veri, Nisan ayındaki sıfır büyümenin ardından gelen mütevazı bir toparlanmaya işaret ediyor. Bu gelişme, yeni Başbakan Keir Starmer’ın göreve gelmesinin ardından ekonomi politikalarını şekillendirmeye hazırlandığı bir dönemde yaşanıyor. Özellikle hizmet sektöründeki hafif canlanma ve inşaat sektöründeki istikrar, büyümeye katkı sağladı.
Büyümenin ayrıntıları ve sektörel görünüm
ONS verilerine göre, hizmet sektörü Mayıs’ta yüzde 0,3 genişleyerek ekonominin itici gücü oldu. Sağlık, eğitim ve kamu hizmetlerindeki artışın yanı sıra, yaz sezonu öncesi turizm ve perakende faaliyetlerindeki hareketlilik de sektöre destek verdi. Buna karşılık, imalat sanayi yüzde 0,1 daralırken, inşaat sektörü yüzde 0,2 artış kaydetti. Ekonomistler, bu karışık tablonun İngiltere’nin yüksek enflasyon ve faiz oranlarıyla mücadelesinin sürdüğü bir ortamda ortaya çıktığına dikkat çekiyor. İngiltere Merkez Bankası’nın (BoE) politika faizini yüzde 5,25’te tutması, kredi maliyetlerini artırarak tüketici harcamalarını ve yatırımları baskılıyor. Öte yandan, enflasyonun yüzde 2 hedefine yaklaşması, faiz indirimi beklentilerini canlı tutuyor. Büyüme verisi, İşçi Partisi hükümetinin vergi ve harcama planlarını açıklamaya hazırlandığı bir haftada geldi. Maliye Bakanı Rachel Reeves, önümüzdeki dönemde mali disiplini koruyarak büyümeyi teşvik edecek politikalar izleyeceklerini belirtti.
Küresel bağlam ve İngiltere’nin durumu
İngiltere ekonomisinin yüzde 0,1’lik büyümesi, gelişmiş ülkeler arasında yavaş ama istikrarlı bir toparlanma çizgisine işaret ediyor. ABD ekonomisi ilk çeyrekte yıllıklandırılmış yüzde 1,4 büyürken, Euro Bölgesi aynı dönemde yüzde 0,3 daralmıştı. Küresel ticaretteki yavaşlama ve jeopolitik riskler, İngiltere gibi dışa açık ekonomileri olumsuz etkilemeye devam ediyor. Ancak İngiltere’nin hizmet ihracatındaki gücü, özellikle finans ve teknoloji alanında, büyümeyi destekleyen bir faktör olarak öne çıkıyor. Enerji fiyatlarındaki düşüş ve tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesi de olumlu katkı sağlıyor. Öte yandan, Brexit sonrası ticaret engelleri ve işgücü kıtlığı, potansiyel büyümeyi sınırlayan yapısal sorunlar olarak varlığını koruyor. Uluslararası Para Fonu (IMF), Nisan ayında yayımladığı Dünya Ekonomik Görünüm raporunda İngiltere için 2024 yılı büyüme tahminini yüzde 0,5 olarak açıklamıştı. Mayıs verisi, bu tahminle uyumlu bir seyir izlendiğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ekonomisindeki bu mütevazı büyüme, Türkiye ile olan ticari ve mali ilişkiler açısından sınırlı da olsa olumlu bir sinyal. Türkiye’nin en büyük ihracat pazarlarından biri olan İngiltere’de talebin canlı kalması, özellikle tekstil, otomotiv ve beyaz eşya sektörlerinde Türk ihracatçılarına katkı sağlayabilir. Ayrıca, Londra’nın finans merkezi olarak cazibesini koruması, Türk şirketlerinin uluslararası finansmana erişiminde avantaj yaratabilir. Ancak büyümenin düşük kalması, yeni hükümetin kemer sıkma politikalarına yönelebileceği endişesini de beraberinde getiriyor. Türkiye’nin cari açık ve enflasyonla mücadele ettiği bu dönemde, İngiltere’deki ekonomik istikrarın korunması, iki ülke arasındaki ticaret hacminin sürdürülebilirliği açısından önem taşıyor.