İngiltere ekonomisi, ikinci çeyrekte beklenenden daha iyi bir performans sergileyerek resesyona girme endişelerini bir süreliğine hafifletti. Ancak uzmanlar, bu direncin kalıcı olmayabileceği konusunda uyarıyor. Zayıflayan büyüme, yükselen enerji maliyetleri ve enflasyonun hedefin oldukça üzerinde seyretmesi, ülkenin sonbaharda önemli ekonomik zorluklarla karşılaşabileceğine işaret ediyor. Ulusal İstatistik Ofisi'nin (ONS) verilerine göre, Nisan-Haziran döneminde Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYİH) bir önceki çeyreğe göre %0,5 büyüdü. Bu, Mart ayındaki %0,1'lik daralmanın ardından gelen toparlanma, beklentilerin üzerinde bir performans olarak değerlendirildi. Ancak bu büyümenin büyük ölçüde otomotiv sektöründeki geçici bir canlanmadan kaynaklandığı ve sürdürülebilir olmadığı belirtiliyor.
Büyüme görünümü: İyimserlik için erken
İngiltere Merkez Bankası'nın (BoE) faiz oranlarını art arda 14 kez artırarak %5,25'e çıkarmasına rağmen, ekonominin üç aylık büyüme kaydetmesi bazı iktisatçıları şaşırttı. HSBC, Barclays ve Goldman Sachs gibi büyük bankaların ekonomistleri, bu büyümenin ardında yatan nedenleri analiz ederken, tüketici harcamalarındaki dayanıklılığın ve işgücü piyasasındaki sıkılığın etkili olduğunu vurguluyorlar. Ancak, büyümenin yapısal olmaktan ziyade geçici faktörlere bağlı olduğuna dikkat çekiyorlar. Özellikle, otomotiv sektöründeki tedarik zinciri sorunlarının hafiflemesi ve bazı büyük üreticilerin üretimlerini artırması, ikinci çeyrek büyümesinin ana itici gücü oldu. Bu durum, sektörün önümüzdeki çeyreklerde bu ivmeyi koruyamayabileceği endişesini doğuruyor. Ayrıca, hizmet sektöründeki büyüme yavaşlarken, inşaat sektöründe de daralma devam ediyor. Bu da büyümenin tabana yayılmadığını gösteriyor.
Enerji maliyetleri ve enflasyon: Kılıç gibi sallanıyor
İngiltere ekonomisinin karşı karşıya olduğu en büyük tehditlerden biri, enerji maliyetlerindeki artış. Rusya-Ukrayna savaşının etkisiyle küresel enerji fiyatlarında yaşanan dalgalanmalar, İngiltere'de de doğalgaz ve elektrik faturalarının yükselmesine neden oldu. Hükümetin hane halklarına yönelik enerji sübvansiyonu programının süresinin dolması ve küresel enerji fiyatlarının yeniden yükselişe geçmesi, özellikle kış aylarında faturaların daha da artabileceği anlamına geliyor. Bu durum, zaten yüksek olan enflasyonu daha da tetikleyebilir. Manşet enflasyon %7,9 ile hâlâ hedefin çok üzerinde ve çekirdek enflasyon %6,9 ile yapışkan seyrini sürdürüyor. İşgücü piyasasındaki ücret artışları, hizmet sektörü enflasyonunu beslemeye devam ediyor. BoE'nin hedefi olan %2'lik enflasyona dönüşün 2025 yılına kadar mümkün görünmemesi, para politikasının uzun süre sıkı kalacağını ve bunun ekonomik aktiviteyi daha da yavaşlatacağını gösteriyor.
Sonbaharda olası resesyon riski
Pek çok ekonomist, İngiltere ekonomisinin yılın ikinci yarısında resesyona girme ihtimalinin yüksek olduğunu ifade ediyor. Capital Economics, yılın son çeyreğinde %-1,5'e varan bir daralma öngörürken, IMF de büyüme tahminlerini aşağı yönlü revize etti. Bu öngörülerin temelinde, faiz artışlarının gecikmeli etkilerinin ortaya çıkmaya başlaması, hane halklarının artan borç yükü ve işletmelerin yatırım iştahındaki zayıflama yer alıyor. Mortgage faizlerinin yükselmesiyle birlikte konut fiyatlarında düşüş bekleniyor ve bu da tüketici güvenini olumsuz etkiliyor. Ayrıca, hükümetin mali politikası da sıkılaşma eğiliminde; Başbakan Rishi Sunak'ın enflasyonu yarıya indirme sözü, harcama kesintilerine ve vergi artışlarına yol açabilir. Bu durum, ekonomik büyümeyi daha da baskılayacak ve işsizliğin artmasına neden olabilecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere ekonomisindeki bu kırılganlık, Türkiye açısından doğrudan bir etki yaratmasa da, küresel ekonomik istikrar açısından önemli bir sinyal. İngiltere, Türkiye'nin önemli ticaret ortaklarından biri ve iki ülke arasındaki ticaret hacmi milyarlarca dolar seviyesinde. İngiltere'de yaşanacak olası bir resesyon, Türk ihracatını olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, İngiltere Merkez Bankası'nın faiz artırımlarını sürdürmesi, küresel finansal koşulların sıkılaşmasına katkıda bulunarak gelişmekte olan ülkelere sermaye akışını azaltabilir. Bu da Türkiye gibi cari açık veren ülkelerin finansman koşullarını zorlaştırabilir. Öte yandan, İngiltere'deki enerji fiyat artışları, küresel enerji piyasalarındaki belirsizliği artırarak Türkiye'nin enerji ithalat maliyetlerini yukarı çekebilir. Bu nedenle, İngiltere ekonomisindeki gidişat, Türkiye için de yakından izlenmesi gereken bir gelişme.