İngiltere'de doğum hizmetlerine yönelik yürütülen bağımsız bir soruşturma, sağlık sisteminde 'kabul edilemez düzeyde ırkçılık ve ayrımcılık' olduğunu ve bunun hasta güvenliğini doğrudan tehdit ettiğini ortaya koydu. Soruşturma raporunda, 'Bu şekilde devam edemeyiz' ifadesine yer verilerek, Ulusal Sağlık Sistemi'nin (NHS) doğum birimlerinde köklü bir reform yapılması çağrısında bulunuldu. Raporda, özellikle siyahi, Asyalı ve azınlık etnik kökene sahip kadınların doğum sürecinde daha yüksek risklerle karşılaştığı ve bu durumun sistemik bir sorun olduğu vurgulandı.
Soruşturmanın arka planı ve bulguları
İngiltere Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilen bağımsız soruşturma, ülke genelindeki doğum hizmetlerinde yaşanan ciddi aksaklıkları ve ölümlü vakaları mercek altına aldı. Raporda, doğum sırasında yaşanan önlenebilir ölümlerin ve yaralanmaların önemli bir kısmının, sağlık personelinin önyargıları ve yetersiz iletişimden kaynaklandığı belirtildi. Özellikle siyahi kadınların, beyaz kadınlara kıyasla doğum sırasında ölme riskinin dört kat daha fazla olduğu verisi dikkat çekti. Asyalı kadınlarda ise bu oranın iki kat olduğu ifade edildi. Soruşturma başkanı, 'Bu sadece bir istatistik değil; her sayının arkasında bir aile, bir trajedi var' diyerek durumun ciddiyetini vurguladı. Raporda ayrıca, hastanelerdeki aşırı iş yükü, personel eksikliği ve eğitim yetersizliklerinin de sorunu derinleştirdiğine işaret edildi.
Raporun yayımlanmasının ardından İngiltere Sağlık Bakanı, NHS'in derhal harekete geçeceğini ve doğum hizmetlerinde kapsamlı bir reform başlatılacağını duyurdu. Bakan, 'Hiçbir kadın, ten rengi veya etnik kökeni nedeniyle daha düşük kalitede bakım almamalıdır' şeklinde konuştu. Reform paketi kapsamında, doğum birimlerinde kültürel duyarlılık eğitimlerinin zorunlu hale getirilmesi, personel alımının artırılması ve hasta şikayet mekanizmalarının güçlendirilmesi planlanıyor. Ancak uzmanlar, bu adımların yeterli olmayacağını ve sistemik değişikliklerin uzun vadeli bir süreç gerektirdiğini belirtiyor.
Küresel boyut ve benzer örnekler
İngiltere'deki bu durum, dünya genelinde sağlık sistemlerinde var olan eşitsizliklerin bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Amerika Birleşik Devletleri'nde de siyahi kadınların doğum sırasında ölüm oranları beyaz kadınlara göre üç kat daha yüksek. Benzer şekilde, Avustralya ve Kanada'da yerli topluluklarda anne ölüm oranlarının ulusal ortalamanın çok üzerinde olduğu biliniyor. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), sağlıkta eşitsizliklerin küresel bir halk sağlığı sorunu olduğunu ve bu eşitsizliklerin giderilmesi için ulusal sağlık politikalarının yeniden yapılandırılması gerektiğini vurguluyor. İngiltere'deki soruşturma raporu, bu alandaki uluslararası farkındalığın artmasına ve diğer ülkelerde benzer reform çağrılarının yükselmesine yol açabilir. Özellikle gelişmiş ülkelerde, göçmen nüfusun artmasıyla birlikte kültürel farklılıklara duyarlı sağlık hizmeti sunumunun önemi giderek daha fazla tartışılır hale geldi.
Raporun yayımlanmasının ardından İngiltere'deki sivil toplum kuruluşları da harekete geçti. Kadın hakları örgütleri, doğum hizmetlerinde ayrımcılığın sona erdirilmesi için kampanyalar başlatırken, sağlık çalışanları sendikaları, personel eksikliği ve aşırı iş yükünün temel nedenler arasında olduğunu belirterek hükümete çağrıda bulundu. Soruşturma raporunun, NHS'in gelecekteki işleyişinde önemli bir dönüm noktası olması bekleniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki doğum hizmetleri skandalı, Türkiye'nin de sağlık politikaları açısından ders çıkarabileceği önemli bir örnek teşkil ediyor. Türkiye'de de özellikle Suriyeli göçmenler ve diğer mülteci gruplar arasında anne ve bebek ölüm oranları, Türk vatandaşlarına kıyasla daha yüksek seyrediyor. Sağlık Bakanlığı'nın bu konuda attığı adımlar olsa da, dil engeli, kültürel farklılıklar ve sağlık personelinin duyarlılık eğitimi gibi konularda daha kapsamlı politikalar geliştirilmesi gerekiyor. Ayrıca, Türkiye'de doğum hizmetlerinde yaşanan personel eksikliği ve aşırı iş yükü sorunu da İngiltere'dekine benzer riskler taşıyor. Bu nedenle, İngiltere'deki reform sürecinin yakından takip edilmesi ve Türkiye'ye uyarlanabilecek modellerin değerlendirilmesi, sağlıkta eşitsizliklerin azaltılmasına katkı sağlayabilir.