İngiltere Enerji ve İklim Değişikliği Bakanı Ed Miliband, İsrail'in Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunu kapatma yönündeki talebine karşı çıkabileceklerini ve bu konuyu değerlendirdiklerini açıkladı. Miliband'ın açıklaması, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'te bulunan Filistinlilere hizmet veren diplomatik misyonu kapatma yönündeki baskısına karşı İngiltere'nin ilk üst düzey yanıtı olarak kayda geçti. İngiliz hükümeti, konsolosluğun statüsünün uluslararası hukuk ve ikili anlaşmalar çerçevesinde ele alınması gerektiğini savunuyor.
İsrail'in kapatma talebinin arka planı
İsrail yönetimi, Doğu Kudüs'teki İngiliz konsolosluğunun Filistinlilere yönelik hizmetlerini ve diplomatik faaliyetlerini gerekçe göstererek kapatılmasını istemişti. İsrail, 1967'den bu yana işgal altında tuttuğu Doğu Kudüs'ü kendi başkenti olarak görüyor ve buradaki yabancı misyonların Filistin yönetimiyle doğrudan ilişki kurmasına karşı çıkıyor. İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğu, uzun yıllardır Filistinlilere vize, noterlik ve diğer konsolosluk hizmetleri sunmanın yanı sıra, İngiltere'nin Filistin yönetimiyle temaslarını yürüttüğü bir kanal işlevi görüyor. İsrail, bu misyonun varlığını kendi egemenlik iddialarına aykırı buluyor.
Ed Miliband, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, İngiltere'nin uluslararası hukuka bağlı olduğunu ve konsolosluğun kapatılması yönündeki bir emrin tek taraflı olarak dayatılmasını kabul etmeyeceklerini ima etti. Miliband, "İsrail'in bu talebini değerlendiriyoruz ve uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edeceğiz" ifadelerini kullandı. İngiliz yetkililer, konsolosluğun kapatılması halinde Filistinlilere sunulan hizmetlerin aksayacağını ve bölgedeki insani durumun daha da kötüleşebileceğini belirtiyor.
İngiltere'nin bu tutumu, İsrail'in son dönemde yabancı misyonlara yönelik artan baskısının bir parçası olarak görülüyor. İsrail, özellikle 2023'ten bu yana Doğu Kudüs'teki Filistin kurumlarına ve uluslararası kuruluşlara yönelik kısıtlamalarını artırmış durumda. İngiltere'nin yanı sıra birçok Avrupa ülkesi de benzer diplomatik misyonlara sahip ve İsrail'in bu adımları uluslararası toplumda endişeyle karşılanıyor.
Bölgesel ve küresel yansımaları
İngiltere'nin olası direnişi, İsrail'in işgal altındaki Doğu Kudüs'teki egemenlik iddialarına karşı uluslararası bir meydan okuma anlamına geliyor. Uluslararası hukuka göre Doğu Kudüs, 1967'den bu yana işgal altında kabul ediliyor ve hiçbir ülke İsrail'in buradaki egemenliğini tanımıyor. İngiltere'nin konsolosluğu kapatmama yönünde atacağı adım, diğer ülkelere de örnek teşkil edebilir ve İsrail'in diplomatik izolasyonunu derinleştirebilir.
ABD yönetimi ise henüz konuya ilişkin net bir tavır almadı. Ancak ABD'nin de Kudüs'teki başkonsolosluğunu kapatma yönünde İsrail'in baskısıyla karşı karşıya olduğu biliniyor. İngiltere'nin tutumu, ABD'nin pozisyonunu da etkileyebilecek bir nitelik taşıyor. Avrupa Birliği, Doğu Kudüs'teki diplomatik temsilin önemini vurgularken, İsrail'in tek taraflı adımlarının barış sürecine zarar verdiğini belirtiyor.
Filistin yönetimi, İngiltere'nin konsolosluğu kapatmama yönündeki eğilimini memnuniyetle karşıladı. Filistin Dışişleri Bakanlığı, İngiltere'nin uluslararası hukuka bağlı kalmasının bölgede istikrar için kritik olduğunu ifade etti. İsrail ise İngiltere'nin bu tutumunu "ikili ilişkilere zarar verici" olarak nitelendirdi ve kararın gözden geçirilmesi çağrısında bulundu.
Uzmanlar, İngiltere'nin bu adımının Orta Doğu'daki diplomatik dengeleri etkileyebileceğini belirtiyor. İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki varlığını sürdürmesi, Filistinlilerin uluslararası alandaki meşruiyetine katkı sağlayabilir. Aynı zamanda İsrail'in yerleşim politikalarına karşı uluslararası baskının artmasına yol açabilir. İngiltere'nin kararı, BM Güvenlik Konseyi'nde de yankı bulabilir ve İsrail'e yönelik eleştirilerin dozunu artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'nin Doğu Kudüs'teki konsolosluğunu kapatmama yönündeki tutumu, Türkiye'nin Filistin politikasıyla örtüşüyor. Türkiye, Doğu Kudüs'ün Filistin Devleti'nin başkenti olması gerektiğini savunuyor ve İsrail'in tek taraflı adımlarına karşı çıkıyor. İngiltere'nin bu direnişi, Türkiye'nin uluslararası platformlarda yürüttüğü Filistin davasına dolaylı bir destek sağlayabilir. Ayrıca, İngiltere ile Türkiye arasında Orta Doğu'daki diplomatik iş birliği açısından olumlu bir zemin oluşturabilir. Ancak Türkiye'nin kendi konsolosluk faaliyetleri açısından doğrudan bir etkisi bulunmuyor; yine de bölgesel dengeler açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme.