İngiltere'nin Batı Sussex bölgesinde, eski buğday tarlalarının doğaya kazandırılmasıyla yürütülen ticari doğa projesi kapsamında 5 bin 290 kelebek kaydedildi. Nesli tükenme tehlikesi altındaki küçük mavi (small blue) ve dingy skipper gibi nadir türlerin de aralarında bulunduğu kelebeklerin bu beklenmedik bolluğu, uzmanları hayrete düşürdü. Projenin başlamasından sadece iki yıl sonra ortaya çıkan bu tablo, doğa dostu tarım uygulamalarının biyoçeşitlilik üzerindeki hızlı etkisini gözler önüne seriyor.
Projenin arka planı: buğday tarlasından kelebek cennetine
Batı Sussex'teki arazi, önceden yoğun buğday tarımı yapılan bir alandı. Ticari bir doğa projesi çerçevesinde başlatılan dönüşüm çalışmaları kapsamında, arazi yeniden yabani çiçekler ve çalılıklarla donatıldı. Projenin amacı, tarımsal faaliyetlerin biyoçeşitlilik üzerindeki olumsuz etkilerini azaltmak ve nesli tehlike altındaki türlere yaşam alanı sağlamak. İki yıl gibi kısa bir sürede elde edilen sonuçlar, doğanın kendini yenileme kapasitesinin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, özellikle küçük mavi kelebeklerin varlığının, uygun habitat koşullarının oluştuğuna işaret ettiğini belirtiyor. Dingy skipper ise genellikle kır çiçekleri ve çalılık alanlarda yaşayan, son yıllarda popülasyonu azalan bir tür olarak biliniyor.
Proje yöneticileri, bu sonucun "yeşil aklama" (greenwashing) olmadığını vurguluyor. Yani, sadece göz boyamak için değil, gerçekten ekolojik restorasyon sağlamak amacıyla hareket ettiklerini dile getiriyorlar. Araziye dikilen bitkiler, bölgeye özgü türlerden seçilmiş ve kelebeklerin yaşam döngüleri için gerekli olan nektar kaynakları ile larvaların besleneceği bitkiler özellikle planlanmış. Ayrıca, kimyasal gübre ve pestisit kullanımının tamamen terk edilmesi, böcek popülasyonlarının hızla toparlanmasında etkili olmuş.
İklim değişikliği ve habitat kaybı nedeniyle dünya genelinde böcek popülasyonlarında ciddi düşüşler yaşanıyor. Birleşik Krallık'ta da son 50 yılda kelebek türlerinin önemli bir kısmında azalma tespit edildi. Bu nedenle, Batı Sussex'teki bu proje, doğa koruma çabalarına somut bir örnek olarak görülüyor. Bilim insanları, bu tür restorasyon projelerinin yaygınlaştırılmasının, hem iklim krizine karşı direnç hem de gıda güvenliği açısından faydalı olabileceğini belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut: biyoçeşitlilik kriziyle mücadelede umut verici bir model
Dünya genelinde biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliği kadar ciddi bir tehdit olarak kabul ediliyor. Hükümetler arası Biyoçeşitlilik ve Ekosistem Hizmetleri Platformu (IPBES) verilerine göre, bir milyon tür yok olma riski altında. Tarım alanlarının genişlemesi ve yoğun tarım uygulamaları, bu kaybın en büyük nedenleri arasında. İngiltere'deki bu proje, tarım arazilerinin doğaya geri kazandırılmasının mümkün olduğunu ve kısa sürede önemli ekolojik faydalar sağlayabileceğini gösteriyor. Avrupa Birliği'nin 2030 Biyoçeşitlilik Stratejisi ve Birleşmiş Milletler'in Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları çerçevesinde, bu tür girişimler teşvik ediliyor. Ancak, bu projelerin ticari boyutu da dikkat çekiyor. Doğa restorasyonu için ayrılan arazilerin, karbon kredisi veya biyoçeşitlilik sertifikaları gibi mekanizmalarla finanse edilmesi, son yıllarda tartışılan bir konu. Batı Sussex'teki proje, özel sektörün doğa koruma alanına yatırım yapmasının bir örneği olarak izleniyor.
Uzmanlar, bu tür projelerin uzun vadeli etkilerinin dikkatle izlenmesi gerektiğini vurguluyor. Kelebek popülasyonundaki artış sevindirici olsa da, ekosistemin bütünüyle sağlıklı hale gelmesi için daha fazla zamana ihtiyaç var. Özellikle, alanın kalıcı olarak korunması ve benzer projelerin yaygınlaştırılması gerekiyor. Ayrıca, bu tür restorasyon çalışmalarının yerel çiftçiler üzerindeki sosyo-ekonomik etkileri de merak konusu. Proje kapsamında, bazı çiftçilerin arazilerini doğaya bırakmaları karşılığında maddi destek aldığı biliniyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, tarımsal biyoçeşitlilik açısından zengin bir ülke olmakla birlikte, son yıllarda habitat kaybı ve iklim değişikliğinin etkileriyle karşı karşıya. İngiltere'deki bu proje, Türkiye'nin de benzer restorasyon girişimlerini hayata geçirebileceğini gösteriyor. Özellikle tarım arazilerinin terk edilmesiyle oluşan boş alanların doğaya kazandırılması, hem biyoçeşitlilik hem de karbon yutakları açısından fayda sağlayabilir. Türkiye'deki bazı sivil toplum kuruluşları ve belediyeler, kelebek popülasyonlarını izleme ve koruma çalışmaları yürütüyor; ancak bu tür projelerin ticari boyutu ve yaygınlığı henüz istenen düzeyde değil. Avrupa Yeşil Mutabakatı'na uyum sürecinde, Türkiye'nin de biyoçeşitlilik stratejilerini güçlendirmesi ve doğa dostu tarım uygulamalarını teşvik etmesi bekleniyor. Bu haber, doğa restorasyonunun hızlı sonuç verebileceğini göstererek, Türkiye'deki karar alıcılar ve çiftçiler için ilham verici olabilir.