İngiltere'de yapılan kapsamlı bir analize göre, dezavantajlı beyaz öğrencilerin üçte biri ilkokulu, ortaokul müfredatını takip edebilecek düzeyde okuma becerisine sahip olmadan tamamlıyor. Bu oran, diğer etnik kökenlerden gelen akranlarına ve daha varlıklı ailelerin çocuklarına kıyasla belirgin şekilde düşük. Uzmanlar, bu durumun öğrencilerin ortaokula geçişte ciddi uyum sorunları yaşamasına ve zamanla okuldan tamamen kopmasına yol açtığını belirtiyor.
Gelişmenin Arka Planı
Verilere göre, İngiltere'de beyaz ve dezavantajlı geçmişe sahip öğrencilerin okuma akıcılığı, diğer etnik gruplardan ve daha iyi ekonomik koşullara sahip akranlarından belirgin şekilde düşük. Örneğin, analizde yer alan verilere göre, dezavantajlı beyaz öğrencilerin sadece %67'si, ortaokul müfredatını takip edebilecek en düşük okuma standardını yakalayabiliyor. Bu oran, Güney Asyalı dezavantajlı öğrencilerde %80, Siyah Karayipli öğrencilerde ise %75 civarında.
Uzmanlar, bu farkın nedenleri arasında erken çocukluk döneminde dilsel uyarım eksikliği, sınırlı kaynaklara erişim ve düşük ebeveyn eğitim seviyesini sıralıyor. Ayrıca, pandemi döneminde okulların kapanmasının bu açığı daha da derinleştirdiği ifade ediliyor.
İngiltere Eğitim Bakanlığı yetkilileri, dezavantajlı bölgelere yönelik ek yatırım programları başlattıklarını ancak mevcut hızla ilerlendiğinde eşitsizliğin kapanmasının yıllar alabileceğini kabul ediyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Benzer eğitim eşitsizliği sorunları, Amerika Birleşik Devletleri, Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ülkelerde de görülüyor. OECD'nin PISA raporlarına göre, sosyoekonomik arka plan öğrenci başarısında en belirleyici faktörlerden biri. İngiltere'deki bu veriler, sadece ulusal bir sorun değil, aynı zamanda küresel eğitim politikaları için de önemli bir uyarı niteliği taşıyor.
Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) uzmanları, erken çocukluk eğitimine yapılan yatırımın uzun vadede sosyal maliyetleri azalttığını ve ekonomik büyümeye katkı sağladığını vurguluyor. İngiltere'deki bu tablo, eğitimde fırsat eşitliğinin sağlanamaması halinde toplumsal kutuplaşma ve vasıfsız işgücü sorunlarının derinleşebileceğine işaret ediyor.
Özellikle Brexit sonrası dönemde İngiltere'nin nitelikli işgücü ihtiyacı düşünüldüğünde, eğitimdeki bu eşitsizlik ülkenin uzun vadeli rekabet gücünü de tehdit ediyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu haber, Türkiye'nin eğitim politikaları açısından önemli bir karşılaştırma zemini sunuyor. Türkiye'de de PISA sonuçları, sosyoekonomik arka plan ile eğitim başarısı arasında güçlü bir korelasyon olduğunu gösteriyor. Özellikle doğu ve güneydoğu bölgelerinde benzer bir "okuma yazma yoksunluğu" riski bulunuyor. Bu durum, Türkiye'nin beşeri sermaye gelişimi ve bölgesel kalkınma hedefleri açısından kritik. İngiltere gibi gelişmiş bir ülkede dahi bu sorunlar yaşanıyorsa, Türkiye'nin erken çocukluk eğitimi ve dezavantajlı bölgelere yönelik kaynak tahsisini daha da artırması gereği ortaya çıkıyor. Ayrıca, küresel eğitim eşitsizliğiyle mücadelede uluslararası işbirliği ve en iyi uygulamaların paylaşımı, Türkiye için de faydalı olabilir.