İngiltere Ulusal Sağlık Hizmeti (NHS) yöneticileri, dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile otizm teşhis ve tedavi hizmetlerinde kaos yaşandığı konusunda uyarıda bulundu. Denetimsiz özel sağlayıcıların artan talebi fırsata çevirmesiyle maliyetlerin hızla arttığını ve bakım hizmetlerinin sürdürülemez bir noktaya ulaştığını belirten NHS liderleri, sistemin acil reforma ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan sağlık yetkilileri, özellikle yetişkin DEHB tanısı konulan hasta sayısındaki patlama ve otizm değerlendirmelerindeki uzun bekleme listelerinin, özel kliniklerin yüksek ücretler talep etmesine zemin hazırladığına dikkat çekti.
Özel Klinikler ve Maliyet Artışı
NHS yöneticileri, özellikle son iki yılda DEHB ilaç reçetelerinde ve otizm değerlendirme başvurularında belirgin bir artış yaşandığını aktarıyor. Bu artışın arkasında, pandemi sonrası ruh sağlığı sorunlarının daha görünür hale gelmesi ve toplumda bu bozukluklara yönelik farkındalığın artması gibi faktörler yer alıyor. Ancak NHS’in kapasitesi başvuruları karşılamakta yetersiz kalınca, hastalar çözümü özel sağlayıcılarda aramaya başladı. Hızla çoğalan ve çoğu NHS tarafından denetlenmeyen özel klinikler, tanı ve tedavi hizmetleri için hastalardan veya sigorta şirketlerinden yüksek ücretler talep ediyor. NHS yöneticileri, bu kliniklerin bazılarının gerekli tıbbi standartları karşılamadığını ve hatta yanlış tanı koyarak hastaları gereksiz ilaç kullanımına yönlendirdiğini öne sürüyor.
Sağlık Bakanlığı’nın yayımladığı verilere göre, DEHB ilaçları için yapılan NHS harcamaları son üç yılda neredeyse iki katına çıkarak yıllık 500 milyon sterlini aştı. Otizm değerlendirmeleri için yapılan harcamalar ise 2021’den bu yana yüzde 60 oranında artış gösterdi. Bu durum, NHS bütçeleri üzerinde ciddi bir baskı oluştururken, hastaların eşit ve zamanında hizmet alabilmesinin önünde de engel teşkil ediyor. NHS Konfederasyonu’nun baş sağlık danışmanı Dr. Layla McCay, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Mevcut sistem hem hastalar hem de vergi mükellefleri için adil değil. Özel sağlayıcıların denetlenmemesi, bakım kalitesinde ciddi tutarsızlıklara ve maliyetlerin kontrolsüz biçimde artmasına neden oluyor. Bu durum, NHS’in temel ilkeleriyle çelişiyor” ifadelerini kullandı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
İngiltere’deki bu tablo, dünya genelinde DEHB ve otizm tanılarındaki artışın sağlık sistemleri üzerinde yarattığı baskının bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Özellikle gelişmiş ülkelerde, ruh sağlığı hizmetlerine yönelik talebin artması, devletlerin bu alana ayırdığı bütçeleri zorlarken, özel sektörün devreye girmesiyle birlikte eşitsizlikler de derinleşiyor. Benzer sorunlar ABD, Kanada ve Avustralya’da da yaşanıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), nörogelişimsel bozuklukların küresel ölçekte önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini vurgulayarak, üye ülkeleri bu alandaki hizmetlerini güçlendirmeye çağırıyor.
Uzmanlar, tanı kriterlerinin genişlemesi, toplumsal farkındalığın artması ve çevresel faktörlerin de etkisiyle DEHB ve otizm prevalansının arttığını belirtiyor. Ancak bu artışın gerçek bir epidemiyolojik değişimden mi yoksa tanı ve raporlamadaki iyileşmeden mi kaynaklandığı konusunda tartışmalar sürüyor. Her iki durumda da sağlık sistemlerinin bu yeni talebe yanıt verecek şekilde yeniden yapılanması gerektiği açık. İngiltere’deki NHS’in yaşadığı bu kriz, diğer ülkeler için de bir uyarı niteliği taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye’de de DEHB ve otizm tanılarına yönelik farkındalık son yıllarda belirgin şekilde arttı. Sağlık Bakanlığı’nın ruh sağlığı eylem planları çerçevesinde çocuk ve ergen psikiyatrisi hizmetlerine erişim iyileştirilmeye çalışılsa da, uzman hekim sayısının yetersizliği ve bölgesel eşitsizlikler nedeniyle bekleme süreleri uzuyor. İngiltere’deki özel sağlayıcıların denetimsizliği, Türkiye’deki benzer sorunlara işaret ediyor. Türkiye’de de özel kliniklerin sayısı artmasına rağmen, Sağlık Bakanlığı’nın denetim mekanizmalarını güçlendirmesi ve tanı-tedavi protokollerinin standardize edilmesi kritik önemde. Ayrıca, ruh sağlığı hizmetlerinin genel sağlık sigortası kapsamında sunulması, maliyetlerin kontrol altına alınması ve hastaların mağduriyetinin önlenmesi açısından İngiltere’deki gelişmelerden ders çıkarılabilir.