İngiltere, işgal altındaki Batı Şeria'da 1.200'den fazla konut için ihaleye çıkılmasının ardından Çarşamba günü İsrail'in maslahatgüzarını Dışişleri Bakanlığı'na çağırdı ve söz konusu yerleşim projesinin durdurulmasını talep etti. İngiliz hükümeti, İsrail'in Doğu Kudüs'ün kuzeyindeki E1 bölgesinde planladığı büyük ölçekli yerleşim projesinin, iki devletli çözümü ciddi şekilde zayıflattığını ve bölgesel barışı tehdit ettiğini açıkladı.
E1 Planı ve Tepkiler
İsrail makamlarının geçtiğimiz hafta E1 olarak bilinen bölgede 1.200'den fazla konut için ihale açtığı bildirildi. Bu alan, Batı Şeria'nın kuzeyinde, Doğu Kudüs'e yakın ve gelecekteki bir Filistin devletinin sürekliliği için kritik bir bağlantı noktası olarak görülüyor. Filistinliler, E1 planının Doğu Kudüs ile Batı Şeria arasındaki bağlantıyı keseceğini ve böylece iki devletli çözümü fiilen imkânsız hale getireceğini savunuyor.
İngiltere Dışişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, İsrail'in maslahatgüzarına çağrıldığı ve İngiltere'nin bu adımı kınadığı belirtildi. Açıklamada, "Bu yerleşim genişlemesi, uluslararası hukukun açık bir ihlalidir ve bölgede sükûnetin sağlanması için yapılan tüm çabaları baltalamaktadır. İngiltere, iki devletli çözümü desteklemeye devam ediyor ve İsrail'i bu projeden vazgeçmeye çağırıyoruz" ifadelerine yer verildi.
İngiltere'nin bu hamlesi, geçtiğimiz yıl İsrail'in işgal altındaki bölgelerde yeni yerleşim birimleri açıklamasının ardından yapılan en sert diplomatik tepkilerden biri olarak değerlendiriliyor. Ancak İngiltere'nin yalnızca bir maslahatgüzarı çağırması, eleştirmenlerce "sembolik bir adım" olarak nitelendiriliyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
E1 planı, uzun süredir uluslararası toplumun tepkisini çekiyor. Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Arap Birliği, bu planın bölgesel barışa yönelik en büyük tehditlerden biri olduğunu vurguluyor. Özellikle ABD'nin, Başkan Biden yönetiminin İsrail'e yönelik geleneksel desteğini sürdürmesi, bu tür adımlara karşı etkili bir yaptırım uygulanmasını engelliyor.
Analistler, İsrail'in bu hamlesinin, Gazze'deki savaşın ardından bölgede artan gerilimi daha da tırmandırabileceği görüşünde. Özellikle Ramazan ayının yaklaştığı bu dönemde, Kudüs'teki gerginliklerin alevlenme riski bulunuyor. E1 bölgesi, aynı zamanda Filistin halkının gelecekteki devletlerinin sürekliliği açısından da hayati öneme sahip. Bu nedenle İngiltere'nin çağrısı, uluslararası toplumun konuya verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Filistin davasına ve Kudüs'ün statüsüne büyük önem veren ülkelerden biri olarak, İsrail'in yerleşim politikalarını düzenli olarak kınamaktadır. Bu gelişme, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleriyle örtüşmektedir. Türkiye, Birleşmiş Milletler ve İslam İşbirliği Teşkilatı gibi platformlarda Filistin'in yanında yer almakta ve iki devletli çözümün gerekliliğini vurgulamaktadır. Bu nedenle İngiltere'nin bu adımı, uluslararası toplumda İsrail'e yönelik artan baskının bir parçası olarak görülebilir. Türkiye'nin bölgedeki etkisi, özellikle Gazze'deki insani krizin ardından daha da artmış durumda. Bu gelişme, Türk dış politikasının Filistin meselesine verdiği önemi teyit etmekte ve Ankara'nın bölgesel barış için daha aktif bir rol üstlenmesine zemin hazırlamaktadır.