İngiltere Başbakanı Keir Starmer, pazartesi günü yaptığı sürpriz açıklamayla görevinden istifa ettiğini duyurdu. Starmer’ın istifası, Britanya siyasetinde yeni bir dönemin başlangıcına işaret ederken, uluslararası kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Öte yandan, diplomatik cephede önemli bir gelişme yaşandı: ABD ve İran, nihai bir anlaşmaya varmak için 60 günlük bir yol haritası üzerinde anlaştıklarını açıkladı. Bu iki olay, küresel siyasette kritik bir haftaya girildiğini gösteriyor.
Starmer’ın istifası ve siyasi kriz
Keir Starmer’ın istifa kararı, partisi içinde artan muhalefet ve son kamuoyu yoklamalarında desteğin hızla erimesi sonrasında geldi. Başbakanlık ofisinden yapılan kısa açıklamada, Starmer’ın “ülkenin çıkarları doğrultusunda” bu kararı aldığı belirtildi. Starmer, görevi süresince ekonomik durgunluk, sağlık sistemi krizi ve Brexit sonrası ticari zorluklarla mücadele etmişti. İşçi Partisi içinde liderliğine yönelik eleştiriler, özellikle son aylarda artan göçmen karşıtı protestolar ve kamu harcamalarındaki kesintiler nedeniyle yükselmişti.
Starmer’ın istifasıyla birlikte, İngiltere’de erken genel seçim ihtimali gündeme geldi. Anayasa hukukçuları, Kraliyetin yeni bir başbakan ataması ya da parlamentoyu feshederek seçime gitme seçenekleri arasında bir tercih yapması gerektiğini vurguluyor. Ekonomistlere göre, siyasi belirsizlik sterlin üzerinde baskı yaratabilir ve İngiltere’nin kredi notuna ilişkin endişeleri artırabilir.
ABD-İran yol haritası: Ortadoğu’da yeni bir sayfa mı?
ABD ve İran arasında varılan yol haritası, tarafların 60 gün içinde kapsamlı bir nihai anlaşmaya varmasını öngörüyor. Anlaşmanın temel başlıkları arasında İran’ın nükleer programının sınırlandırılması, uluslararası yaptırımların kademeli olarak kaldırılması ve bölgesel güvenlik konularında iş birliği yer alıyor. Amerikan Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, yol haritasının “diplomasiye verilen önemin bir göstergesi” olduğu ifade edildi. İran tarafı ise anlaşmayı “ulusal çıkarların korunması açısından olumlu bir adım” olarak nitelendirdi.
Uzmanlar, 60 günlük sürecin oldukça iddialı olduğunu ve taraflar arasında ciddi güven sorunları bulunduğunu hatırlatıyor. Özellikle İran’ın uranyum zenginleştirme faaliyetleri ve ABD’nin bölgedeki askeri varlığı, müzakerelerin en hassas başlıkları arasında. Bununla birlikte, yol haritasının imzalanması, uluslararası toplumda temkinli bir iyimserlik yarattı. Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği yetkilileri, anlaşmayı memnuniyetle karşıladıklarını ve süreci yakından takip edeceklerini duyurdu.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere’deki siyasi istikrarsızlık, Türkiye’nin Brexit sonrası ticari ilişkilerini ve Avrupa Birliği ile olan bağlarını dolaylı olarak etkileyebilir. ABD-İran yol haritası ise Türkiye için daha doğrudan sonuçlar doğuracak bir gelişmedir. İran’a yönelik yaptırımların hafiflemesi, Türkiye’nin enerji ithalatı ve ticaret hacmi açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendirilebilir. Ayrıca, bölgesel güvenlik konularında İran ile iş birliğinin artması, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki çıkarlarını da yakından ilgilendirmektedir. Ankara’nın, müzakerelerde aktif bir rol üstlenerek hem Washington hem de Tahran ile dengeli bir politika izlemesi beklenmektedir.