Onlarca Yıllık Uyarılara Rağmen İngiltere'de Balık Stokları Çöküyor
Birleşik Krallık sularında balık stokları, on yıllardır yapılan uyarılara rağmen çöküşün eşiğine geldi. İngiliz hükümetinin 'uzun vadede çevresel olarak sürdürülebilir' olmasını şart koşan düzenlemelerine rağmen, bilim insanları ve çevre örgütleri, mevcut avlanma oranlarının birçok tür için geri dönüşü olmayan noktaya yaklaştığını belirtiyor. Bu durum, sadece deniz ekosistemi için değil, aynı zamanda balıkçılık sektörü ve kıyı toplulukları için de ciddi bir tehdit oluşturuyor.
On Yıllardır Süren Uyarılar ve Yetersiz Düzenlemeler
İngiltere, Avrupa Birliği üyeliği sırasında Ortak Balıkçılık Politikası (CFP) kapsamında belirlenen avlanma kotalarına tabiydi. Ancak Brexit sonrasında bağımsız bir balıkçılık politikası izleme kararı alan Birleşik Krallık, kendi sularında avlanma oranlarını belirleme yetkisini kazandı. Buna rağmen, bilim insanları ve çevre kuruluşları, hükümetin belirlediği kotaların hala sürdürülebilir seviyelerin üzerinde olduğunu savunuyor.
Özellikle Kuzey Denizi'nde morina, mezgit ve ringa balığı gibi ticari açıdan önemli türlerin stoklarında ciddi düşüşler gözlemleniyor. 2023 yılı verilerine göre, Kuzey Denizi morina stoğu, biyolojik olarak sürdürülebilir sınırın altında seyrediyor. Uzmanlar, bu durumun temel nedeninin aşırı avlanma, iklim değişikliği ve deniz kirliliği olduğunu belirtiyor.
İngiltere hükümeti, balıkçılık yönetiminde 'ekosistem temelli yaklaşım' benimsediğini açıklasa da, eleştirmenler bu söylemlerin uygulamaya yansımadığını söylüyor. Çevre örgütü Oceana'nın raporuna göre, İngiltere'deki balık stoklarının sadece yüzde 38'i sürdürülebilir seviyelerde avlanıyor. Kalan yüzde 62'lik kısım ise aşırı avlanma baskısı altında.
Küresel ve Bölgesel Boyut: Brexit'in Getirdiği Fırsat ve Tehditler
Brexit sonrası İngiltere, balıkçılık politikasını bağımsız olarak belirleme hakkını elde etti. Ancak bu durum, aynı zamanda AB ile balıkçılık anlaşmazlıklarını da beraberinde getirdi. AB, İngiltere sularında avlanma kotası talebinde bulunurken, İngiltere kendi kıyı balıkçılarını korumak istiyor. Ancak bilimsel tavsiyelere rağmen yüksek kotalar belirlenmesi, hem İngiltere hem de AB için ortak bir sorun haline geldi.
İklim değişikliğinin de balık stokları üzerindeki etkisi giderek artıyor. Artan deniz suyu sıcaklıkları, balıkların göç yollarını değiştiriyor ve üreme döngülerini bozuyor. Örneğin, Kuzey Denizi'ndeki morina stokları, sıcaklık artışı nedeniyle daha kuzeydeki soğuk sulara çekiliyor. Bu durum, geleneksel avlanma bölgelerinde faaliyet gösteren balıkçılar için ekonomik kayıplara yol açıyor.
Uzmanlar, mevcut düzenlemelerin yetersiz kaldığını ve daha sıkı koruma önlemleri alınması gerektiğini vurguluyor. Deniz koruma alanlarının genişletilmesi, avlanma kotalarının bilimsel tavsiyelere uygun olarak belirlenmesi ve yasa dışı avcılıkla mücadele, öncelikli adımlar arasında sayılıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere'deki balık stoğu çöküşü, Türkiye için de önemli dersler barındırıyor. Türkiye, denizlerde aşırı avlanma ve iklim değişikliğinin etkilerini yakından hisseden ülkelerden biri. Marmara Denizi'nde müsilaj krizi ve Karadeniz'de hamsi stoklarındaki düşüş, benzer sorunların Türkiye'de de yaşandığını gösteriyor. Bu gelişme, Türkiye'nin balıkçılık politikalarını gözden geçirmesi ve sürdürülebilir avlanma yöntemlerine geçiş yapması gerektiğini bir kez daha hatırlatıyor. Ayrıca, AB'nin balıkçılık politikalarındaki dönüşüm, Türkiye'nin olası AB üyeliği sürecinde uyum sağlaması gereken standartları da ortaya koyuyor.