İngiltere'de sağlık çalışanları, bu yaz yaşanan aşırı sıcak dalgalarının sağlık sistemini tükenme noktasına getirdiğini, hastanelerin 'dayanılmaz' ve hatta 'insanlık dışı' koşullara sahne olduğunu belirtiyor. Doktorlar Birliği'nin (DAUK) anketine göre, serin iklime göre tasarlanan hastanelerde görev yapan sağlık personeli, aşırı terleyen hastalarla, yüksek ateşle ve yetersiz havalandırmayla mücadele ederken kendi sağlıklarını da riske atıyor. Anket katılımcıları, koşulları 'korkunç, dayanılmaz, güvenilmez' sözleriyle tanımlarken, bu durumun hasta bakım kalitesini düşürdüğü ve sağlık çalışanlarının iş yükünü artırdığı vurgulandı.
Hastaneler aşırı sıcaklara hazır değil
Doktorlar Birliği'nin binin üzerinde sağlık çalışanıyla gerçekleştirdiği anket, İngiltere'nin sağlık altyapısının iklim değişikliğinin getirdiği yeni gerçeklere karşı hazırlıksız olduğunu gösteriyor. Ankete katılan doktor ve hemşirelerin büyük çoğunluğu, hastanelerin sıcaklık kontrol sistemlerinin yetersiz olduğunu, koğuşlarda termometrelerin 30 derecenin üzerini gördüğünü ve bu durumun özellikle yaşlı, kronik hastalığı olan ve kalp-damar rahatsızlığı bulunan hastalar için hayati risk oluşturduğunu ifade etti. Birçok hastanede klima sistemlerinin bulunmadığı, mevcut sistemlerin ise eski ve verimsiz olduğu belirtiliyor. Sağlık çalışanları, sıcak hava dalgaları sırasında hastalara müdahale etmenin fiziksel ve psikolojik olarak yıpratıcı olduğunu, ayrıca aşırı terleme ve dehidrasyonun hastalarda ek komplikasyonlara yol açtığını aktarıyor.
İngiltere'de bu yaz sıcaklıklar, ülke tarihinde ilk kez 40 santigrat dereceyi aşarak rekor kırdı. Temmuz ayında yaşanan sıcak hava dalgası, sağlık sistemini ciddi şekilde tehdit etti. Londra'daki bazı hastaneler, aşırı sıcaklar nedeniyle elektrik kesintileri ve su sıkıntısı yaşarken, hastaların bazıları hastane dışındaki gölgelik alanlara taşınmak zorunda kaldı. Sağlık Bakanlığı, sıcak hava dalgası uyarıları yayımlayarak vatandaşları dikkatli olmaya çağırsa da, sağlık çalışanları bu uyarıların hastanelerdeki altyapı eksikliklerini gidermek için yeterli olmadığını savunuyor.
İklim değişikliği sağlık sistemini tehdit ediyor
Uzmanlar, iklim değişikliğinin neden olduğu aşırı hava olaylarının, Birleşik Krallık dahil Avrupa genelindeki sağlık sistemleri üzerinde artan bir baskı oluşturacağını belirtiyor. Meteoroloji Ofisi verilerine göre, Birleşik Krallık'ın 2050 yılına kadar her yaz 40 derecenin üzerinde sıcaklıklara maruz kalma olasılığı oldukça yüksek. Bu durum, sağlık sistemlerinin iklim değişikliğine uyum sağlamak için acil yatırım yapması gerektiğini ortaya koyuyor. Sağlık çalışanları sendikaları, hastanelerde iklimlendirme sistemlerinin modernize edilmesi, yeşil çatılar ve güneş panelleri gibi pasif soğutma yöntemlerinin kullanılması ve sıcak hava dalgaları için özel eylem planlarının geliştirilmesi çağrısında bulunuyor.
İngiltere'deki bu tablo, iklim değişikliğinin sadece çevresel bir sorun olmadığını, aynı zamanda halk sağlığı ve sağlık hizmetleri üzerinde doğrudan etkileri olan ciddi bir kriz olduğunu gösteriyor. Dünya Sağlık Örgütü'ne göre, aşırı sıcaklar giderek daha sık ve şiddetli hale gelirken, özellikle savunmasız gruplar (yaşlılar, çocuklar, kronik hastalar) için sağlık risklerini artıracak. Bu nedenle, sağlık sistemlerinin sadece tedavi edici değil, aynı zamanda önleyici ve uyum sağlayıcı bir yaklaşımla yeniden yapılandırılması gerekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Akdeniz iklim kuşağında yer alması nedeniyle yüksek sıcaklıklara ve aşırı hava olaylarına daha aşina olsa da, İngiltere'de yaşanan bu durum, iklim değişikliğinin gelişmiş ülkelerin sağlık sistemlerini bile nasıl tehdit edebileceğini gösteriyor. Türkiye'de de özellikle yaz aylarında hastanelerde benzer sorunlar yaşanabiliyor; klima altyapısının yetersizliği, enerji maliyetleri ve aşırı sıcaklar nedeniyle oluşan sağlık riskleri sık sık gündeme geliyor. Bu haber, Türkiye'nin sağlık altyapısını iklim değişikliğine dayanıklı hale getirme ihtiyacını hatırlatıyor. Ayrıca, Avrupa'da yaşanan bu tür krizlerin, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde sağlık ve çevre politikalarında iş birliği fırsatları doğurabileceği değerlendiriliyor. Türkiye'nin, iklim değişikliğiyle mücadele ve sağlık sistemlerinin adaptasyonu konusunda proaktif politikalar geliştirmesi, hem kendi vatandaşları hem de bölgesel istikrar için kritik önem taşıyor.