İngiltere'de, 2010-2013 yılları arasında Afganistan'da görev yapan İngiliz Özel Kuvvetleri'nin (SAS) mahkumlara işkence yaptığı, hukuk dışı infazlar gerçekleştirdiği ve bu olayları örtbas etmek için delilleri kararttığı iddialarına ilişkin bağımsız bir soruşturma başlatıldı. 'Afganistan Soruşturması' adı verilen ve yüksek profilli bir İngiliz yargıç tarafından yürütülen incelemede, operasyonlarda hayatını kaybeden sivillerin ailelerinin yanı sıra eski askerler de ifade veriyor. Soruşturma, İngiliz ordusunun en seçkin birliklerinin savaş suçu işlediğine dair ciddi kanıtların bulunup bulunmadığını araştırıyor.
Gelişmenin arka planı
İddialara göre, SAS birlikleri gece baskınlarında şüphelileri gözaltına almak yerine sık sık öldürme yoluna gitti. Operasyonlarda öldürülenlerin çoğunun silahsız olduğu ve ellerinin bağlı olduğu öne sürülüyor. Bazı vakalarda, askerlerin olay yerine mühimmat veya silah bırakarak 'meşru müdafaa' izlenimi yaratmaya çalıştığı belirtiliyor. İngiliz savunma bakanlığı daha önce bu iddiaları reddetmişti ancak soruşturma kapsamında eski bir SAS komutanının 'birkaç düzine' hukuk dışı infaz gerçekleştiğini kabul ettiği iddia ediliyor.
Soruşturma, özellikle 2011 yılında bir çiftlik baskınında bir kadın ve çocuğun öldürülmesi ile 2012'de bir köy baskınında 6 kişinin öldürülmesi olaylarını mercek altına alıyor. Ayrıca, üst düzey askeri yetkililerin bu olayları bildiği ancak soruşturmaları engellediği iddia ediliyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu skandal, İngiltere'nin Afganistan'daki 20 yıllık askeri varlığının en karanlık sayfalarından biri olarak görülüyor. Benzer iddialar daha önce Avustralya ve ABD özel kuvvetleri için de gündeme gelmişti. İnsan hakları örgütleri, özel kuvvetlerin denetimsiz bırakılmasının sistematik ihlallere yol açtığını savunuyor. Soruşturma, İngiliz ordusunun uluslararası itibarına gölge düşürürken, ülke içinde de askeri harcamaların denetlenmesi yönündeki tartışmaları alevlendirdi. Uzmanlar, bu tür iddiaların yabancı misyonlarda görev yapan Batılı askerlerin güvenilirliğini zedelediğini ve gelecekteki operasyonlar için meşruiyet sorunu yarattığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme, özel kuvvetlerin denetimsiz kullanımının yol açabileceği insan hakları ihlalleri konusunda bir uyarı niteliği taşıyor. Türkiye, terörle mücadele ve sınır ötesi operasyonlarda sıkça özel kuvvetler kullanan bir ülke olarak, uluslararası hukuka uyum konusunda hassas davranmalıdır. Ayrıca, bu skandalın NATO'nun güvenilirliğine vereceği zarar, ittifak içinde Türkiye'nin elini güçlendirebilir. Ancak benzer iddiaların Türkiye'ye karşı da propaganda amaçlı kullanılabileceği düşünülmelidir.