İngiltere Başbakanı Keir Starmer, Avrupa Birliği ile ikili ilişkileri derinleştirme planını somutlaştırmak amacıyla 22 Temmuz 2025'te Londra'da bir zirve düzenleyecek. Zirve, Brexit sonrası dönemde ticaret, güvenlik ve göç gibi kritik konularda yeni bir sayfa açmayı hedefliyor. Ancak Starmer'ın başbakanlık koltutundaki geleceğine dair soru işaretleri sürerken, zirvenin başarısı belirsizliğini koruyor.
Gelişmenin Arka Planı
Birleşik Krallık, 2020'de resmen ayrıldığı AB ile ilişkilerini yeniden tanımlama sürecinde. Starmer hükümeti, özellikle ticaret engellerini azaltmak ve güvenlik iş birliğini artırmak için somut adımlar atmayı planlıyor. Zirve, İngiltere'nin AB'ye yeniden yakınlaşma çabalarının bir parçası olarak görülüyor. Ancak Brexit yanlıları, Starmer'ın AB ile çok yakın ilişki kurmasına karşı çıkıyor. Öte yandan, Starmer'ın işçi partisi içindeki popülaritesi düşüşte; anketler, partisinin bir sonraki seçimde iktidarı kaybedebileceğini gösteriyor.
Bölgesel veya Küresel Boyut
Zirve, sadece İngiltere-AB ilişkileri için değil, küresel ticaret ve jeopolitik dengeler açısından da önem taşıyor. Ukrayna savaşı ve artan küresel gerilimler, Batı ittifakının birlikte hareket etmesini gerektiriyor. İngiltere, AB üyesi olmasa da güvenlik konularında AB ile iş birliğini güçlendirmek istiyor. Ayrıca, ABD ve Çin arasındaki rekabet, Avrupa'nın ticaret politikalarını etkiliyor. Zirvede, yeşil enerji ve dijital ekonomi gibi alanlarda ortak projelerin de ele alınması bekleniyor. Ancak AB içinde, İngiltere'ye ayrıcalıklı statü verilmesine yönelik direnç bulunuyor. Özellikle Fransa ve Almanya, Brexit sonrası düzenin korunmasından yana.
Türkiye Açısından Değerlendirme
İngiltere-AB zirvesi, Türkiye'nin Avrupa ile ilişkileri açısından dolaylı bir önem taşıyor. Türkiye, AB ile gümrük birliği müzakerelerini sürdürürken, İngiltere'nin AB ile elde edeceği ticari ayrıcalıklar Türk ihracatçılarını etkileyebilir. Ayrıca, güvenlik alanında İngiltere'nin AB ile iş birliği, NATO'nun doğu kanadının savunmasında Türkiye için yeni fırsatlar veya zorluklar yaratabilir. Türkiye, bu gelişmeyi takip etmeli ve kendi ticaret ve diplomasi stratejilerini buna göre şekillendirmelidir.