Birleşik Krallık İçişleri Bakanlığı, Brexit sonrası yerleşiklik statüsü kazanan bazı Avrupa Birliği (AB) vatandaşlarına, haklarının "hatalı" olarak verildiğini belirten mektuplar göndermeye başladı. Bu mektuplar, yıllardır İngiltere'de yaşamlarını kuran on binlerce AB vatandaşının statülerinin iptal edilebileceği endişesini doğurdu. Uzmanlar, bu uygulamanın yüz binlerce kişiyi etkileyebileceğini ve hukuki karmaşaya yol açabileceğini belirtiyor.
Gelişmenin arka planı: Yerleşiklik statüsü ve 'hata' iddiası
İngiltere'nin AB'den ayrılmasının ardından, ülkede yaşayan AB vatandaşlarına "Yerleşiklik Statüsü" (Settled Status) veya "Geçici Yerleşiklik Statüsü" (Pre-Settled Status) verilmesi için bir sistem kurulmuştu. Bu sistem, 2021'de tamamen uygulanmaya başlanmış ve yaklaşık 5 milyon AB vatandaşı başvuruda bulunmuştu. İçişleri Bakanlığı'nın yeni uygulaması, bazı kişilere verilen statülerin, başvuru sırasında sunulan belgelerdeki eksiklikler veya sistem hataları nedeniyle "yanlışlıkla" verildiğini öne sürüyor.
İçişleri Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "Yerleşiklik Statüsü verilirken bazı durumlarda gereken kontrollerin tam yapılmadığı tespit edilmiştir. Bu nedenle, etkilenen kişilere bilgi verilerek durumlarının yeniden değerlendirileceği bildirilmektedir" denildi. Ancak bu açıklama, mağdurların haklarını koruyacak bir yol haritası içermiyor.
İngiliz basınına yansıyan olaylardan birinde, 17 yıldır ülkede yaşayan bir AB vatandaşı, İçişleri Bakanlığı'ndan aldığı mektupta "statünüzün hatalı verildiği" ve "5 ayrı belge sunmanız gerektiği" ifadeleriyle karşılaştı. Söz konusu kişi, uzun süredir İngiltere'de çalıştığını, vergi ödediğini ve topluma entegre olduğunu belirterek "Bu durum, hayatımızın altüst olmasına neden oldu" dedi.
Bölgesel ve küresel boyut: Brexit sonrası haklar ve güven bunalımı
Bu gelişme, Brexit sonrası AB vatandaşlarının haklarının korunmasına ilişkin İngiltere'nin verdiği taahhütleri yeniden tartışmaya açtı. AB Komisyonu, konuyla ilgili Birleşik Krallık'tan bilgi isterken, Brüksel'den yapılan açıklamada "Vatandaşların hakları konusunda net ve güvenceli bir yaklaşım bekliyoruz" denildi.
Avrupa Birliği Vatandaş Hakları Derneği (ECCR) gibi sivil toplum kuruluşları, uygulamanın ayrımcılık yarattığını ve toplumsal huzursuzluğa yol açtığını savunuyor. Konuya ilişkin açıklama yapan ECCR sözcüsü, "İnsanlar yıllardır bu ülkeye katkı sağlıyor; şimdi kağıt üzerinde yapılan bir hatadan dolayı cezalandırılıyorlar. Bu, Brexit'in yarattığı güven bunalımının bir başka yansıması" ifadelerini kullandı.
Öte yandan, İngiltere İçişleri Bakanlığı'nın bu hamlesi, göçmen hakları savunucularının tepkisini çekerken, hükümetin Brexit sonrası 'küresel Britanya' söylemiyle çeliştiği yorumları yapılıyor. Uzmanlar, bu tür uygulamaların AB ülkelerindeki İngiliz vatandaşlarını da etkileyebileceğine ve karşılıklı ilişkileri zedeleyebileceğine dikkat çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu gelişme doğrudan Türkiye'yi ilgilendirmese de, Birleşik Krallık'ın göçmen politikalarındaki bu katılaşma, küresel ölçekte göçmen hakları konusunda emsal teşkil edebilir. Türkiye, Avrupa'da yaşayan vatandaşlarının haklarını koruma konusunda hassasiyet gösteren bir ülke olarak, bu tür uygulamaların diğer Avrupa ülkelerine de sıçraması ihtimaline karşı dikkatli olmalıdır. Ayrıca, Brexit sonrası İngiltere ile Türkiye arasında imzalanan ticaret anlaşmaları ve vize serbestisi müzakereleri göz önüne alındığında, İngiltere'nin göçmen politikalarındaki bu sert tutum, iki ülke arasındaki ilişkileri dolaylı da olsa etkileyebilir. Türk vatandaşlarının Birleşik Krallık'taki statüleri ve gelecekteki seyahat/çalışma hakları açısından bu gelişmelerin takip edilmesi önem taşıyor.