Birleşik Krallık'ın en üst düzey yargıçları, Trinidad ve Tobago'nun eşcinsel yakınlaşmaları suç sayan sömürge dönemi yasasının 2018'de iptal edilmesinin ardından, bu kararın geçerliliğine itiraz eden temyiz başvurusunu değerlendirmeye başladı. Başvuru, aktivist Jason Jones tarafından yapıldı. Jones, 2018'de Yüksek Mahkeme'nin eşcinsel ilişkileri suç sayan yasaları anayasaya aykırı bulmasının ardından, Temyiz Mahkemesi'nin geçen yıl bu kararı bozmasına karşı çıkıyor. Dava, Karayipler'deki LGBTQ+ haklarının geleceği açısından kritik bir dönüm noktası olarak görülüyor. Trinidad ve Tobago, 1864 tarihli yasaya göre eşcinsel ilişkileri 25 yıla kadar hapisle cezalandırıyordu. Yasa, Britanya sömürge döneminden kalma ve bağımsızlık sonrası da yürürlükte kalmıştı.
Gelişmenin arka planı
Trinidad ve Tobago'da eşcinsel ilişkiler, 1864 tarihli Ceza Kanunu'nun 8. ve 16. maddelerine göre 'doğaya aykırı suç' olarak tanımlanıyor ve 25 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılıyordu. 2018'de aktivist Jason Jones, Yüksek Mahkeme'ye başvurarak bu yasaların anayasayı ihlal ettiğini savundu. Mahkeme, yasaların özel hayata saygı, ifade özgürlüğü ve ayrımcılık yasağı gibi anayasal hakları ihlal ettiğine hükmederek yasaları iptal etti. Ancak Trinidad ve Tobago hükümeti, 2021'de bu karara itiraz etti ve Yüksek Temyiz Mahkemesi, geçen yıl yasaların anayasaya aykırı olmadığına karar vererek, 2018 kararını bozdu. Şimdi ise Jones, bu temyiz kararını İngiliz Özel Konseyi'ne taşıdı. Özel Konsey, eski İngiliz sömürgeleri için en yüksek temyiz mercii olarak işlev görüyor ve bağımsızlık sonrası birçok Karayip ülkesi bu sistemi sürdürüyor.
Trinidad ve Tobago, Karayipler'de eşcinselliğin suç olduğu 12 ülkeden biri. Bölgede Küba, Porto Riko ve Dominik Cumhuriyeti gibi ülkeler eşcinselliği suç olmaktan çıkarmış durumda. Ancak Jamaika, Barbados, St. Lucia ve Guyana gibi diğer İngilizce konuşan Karayip ülkelerinde hâlâ yürürlükte. Bu yasalar, genellikle sömürge döneminden kalma ve İngiliz hukuk sisteminin bir mirası. Uluslararası insan hakları örgütleri, bu yasaların LGBTQ+ bireylere karşı şiddet ve ayrımcılığı meşrulaştırdığını belirtiyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Dava, yalnızca Trinidad ve Tobago için değil, aynı zamanda benzer yasalara sahip diğer Karayip ülkeleri için de emsal teşkil ediyor. Eğer İngiliz Özel Konseyi, 2018 kararını onarsa, bu diğer ülkelerde de benzer davaların açılmasının önünü açabilir. Öte yandan, hükümetin temyiz başvurusunu desteklemesi, Karayipler'deki muhafazakâr dini grupların etkisini gösteriyor. Bölgede Hristiyanlık, özellikle Evanjelik ve Pentekostal kiliseler, toplumsal normlar üzerinde güçlü bir etkiye sahip. Ayrıca, dava Birleşik Krallık'ın eski sömürgeleri üzerindeki yargısal etkisini de gündeme getiriyor. Bazı Karayip ülkeleri, Özel Konsey'den ayrılarak kendi yüksek mahkemelerini kurma yolunda adımlar atıyor. Bu dava, sömürge mirasının günümüzdeki etkileri açısından da sembolik bir önem taşıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu dava, Türkiye'nin doğrudan tarafı olmadığı bir konu olsa da, sömürge mirası ve insan hakları bağlamında küresel bir öneme sahip. Türkiye, İngiltere'nin sömürge geçmişine sahip olmamakla birlikte, kendi hukuk sisteminde LGBTİ+ bireylere yönelik ayrımcılık ve nefret suçlarıyla mücadelede benzer tartışmalar yaşıyor. Türkiye'de eşcinsellik suç değil, ancak nefret söylemi ve ayrımcılık yaygın. Ayrıca, dava Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarının çekişmeli olduğu bir dönemde, uluslararası yargı mercilerinin iç hukuk üzerindeki etkisi açısından da dikkat çekiyor. Türkiye'de AİHM kararlarının iç hukuka yansıması zaman zaman tartışmalı oluyor. Bu dava, uluslararası yargının sömürge dönemi yasalarının kaldırılmasındaki rolü açısından da örnek teşkil edebilir.