İngiltere'de kamuoyu, İsrail'in Gazze'deki askeri operasyonlarını “soykırım” olarak tanımlamaktan çekinmezken, yeni Başbakan Keir Starmer'ın bu konuda nasıl bir tavır alacağı merak konusu. Middle East Eye'da yayımlanan bir analize göre, İngiliz halkı Filistinlilere yönelik şiddeti kınamakta tereddüt etmiyor; ancak hükümetin bu konudaki duruşu henüz netleşmiş değil. Starmer, seçim kampanyasında İsrail'in meşru müdafaa hakkını savunmuş, ancak Gazze'deki sivil kayıpların boyutu karşısında daha eleştirel bir dil kullanmaya başlamıştı.
İngiliz halkı ve “soykırım” kavramı
Britanya'da yapılan anketler, toplumun önemli bir kesiminin İsrail'in eylemlerini soykırım olarak değerlendirdiğini gösteriyor. Özellikle genç nesil, sosyal medyada #İsrailSoykırımı etiketini yaygın olarak kullanıyor. Üniversite kampüslerinde ve sokak gösterilerinde “soykırımı durdurun” sloganları sıkça duyuluyor. Bu durum, hükümet üzerinde de baskı oluşturuyor; muhalefet milletvekilleri Avam Kamarası'nda İsrail'e yönelik silah ambargosu çağrıları yapıyor.
İngiltere'nin Gazze politikası, son yıllarda daha karmaşık bir hal aldı. Eski Başbakan Rishi Sunak döneminde hükümet, İsrail'in kendini savunma hakkını desteklerken, sivil kayıpların azaltılması ve insani yardımların ulaştırılması için diplomatik girişimlerde bulundu. Ancak bu çabalar, soykırım suçlamaları karşısında yetersiz kaldı. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin (UCM) İsrail liderleri hakkında soruşturma başlatması, tartışmaları daha da alevlendirdi.
Yeni başbakanın sınavı
Keir Starmer, seçim zaferinin ardından dış politikada bir denge kurmaya çalışıyor. Bir yandan İsrail ile tarihsel müttefiklik ilişkisini sürdürmek isterken, diğer yandan artan kamuoyu baskısına yanıt vermek zorunda. Starmer'ın ilk kabine toplantısında Gazze konusunu gündeme alması bekleniyor. Ancak uzmanlar, Starmer'ın Sunak'tan çok daha farklı bir politika izlemesini beklemiyor; zira Labour Partisi içinde de konuya yaklaşım konusunda derin görüş ayrılıkları bulunuyor.
Bölgesel düzeyde, İngiltere'nin tutumu Ortadoğu'daki dengeleri de etkiliyor. Filistin yönetimi, İngiltere'nin daha aktif bir rol oynamasını isterken, İsrail hükümeti ise Britanya'nın geleneksel duruşundan sapmaması gerektiğini vurguluyor. Öte yandan, İngiltere'deki Müslüman toplumun tepkileri, seçim sonuçlarına da yansıdı; birçok bölgede Müslüman seçmenler, Filistin yanlısı adaylara yöneldi.
Küresel etkiler ve uluslararası hukuk
“Soykırım” kavramı, uluslararası hukukta çok ağır bir suçlama olarak kabul ediliyor. Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi'ne göre, bir eylemin soykırım sayılabilmesi için belirli bir grubu yok etme niyetiyle yapılması gerekiyor. İsrail, Gazze'deki operasyonlarının meşru müdafaa olduğunu ve Hamas'ı hedef aldığını savunuyor. Ancak sivil kayıpların boyutu ve yerlerinden edilen Filistinlilerin durumu, uluslararası toplumda geniş çaplı bir endişeye yol açıyor.
İngiltere'nin bu tartışmadaki konumu, hem küresel güney ülkeleri hem de Batılı müttefikleri nezdinde bir referans noktası oluşturuyor. Eğer Starmer hükümeti daha sert bir dil kullanırsa, bu diğer Avrupa ülkelerini de etkileyebilir. Örneğin Fransa ve Almanya, İsrail'e yönelik eleştirileri konusunda daha temkinli davranıyor. Ancak İngiltere'nin tutum değişikliği, bu ülkelerdeki kamuoyu baskısını artırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Gazze'deki olaylar karşısında İsrail'i sert bir dille eleştiren ülkelerin başında geliyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail'in eylemlerini “soykırım” olarak nitelerken, Türkiye UCM nezdinde girişimlerde bulunmuştu. İngiltere'de hükümet değişikliği ve halkın soykırım suçlamalarına artan duyarlılığı, Ankara'nın elini güçlendirebilir. Türkiye, Batılı müttefiklerinin de benzer bir tutum alması halinde, İsrail üzerindeki uluslararası baskının artacağını öngörüyor. Bu durum, Türkiye'nin Filistin davasına verdiği desteğin meşruiyetini artırırken, aynı zamanda ikili ilişkilerde de yeni bir sayfa açılmasına katkı sağlayabilir.