İngiliz çiftçileri, kayıtlara geçen en kötü mavi dil (bluetongue) salgınını yaşıyor. Afrika kökenli virüsün yol açtığı vakalar, son üç yılın toplamını şimdiden aştı. İklim krizi, hastalığı taşıyan sokar sineklerinin (Culicoides) yaşam alanını kuzeye doğru genişletirken, İskoçya'nın Aberdeenshire bölgesine kadar ulaşan virüs, hayvancılık sektöründe büyük endişe yaratıyor.
Salgının Arka Planı ve Yayılımı
Mavi dil virüsü, öncelikle koyun ve sığır gibi geviş getiren hayvanları etkileyen, sokar sinekleri aracılığıyla bulaşan bir hastalık. Afrika'da yaygın olan virüs, iklim değişikliğinin etkisiyle Avrupa'nın kuzeyine doğru ilerliyor. İngiltere'de ilk kez 2007'de görülen hastalık, son yıllarda daha sık ve yaygın hale geldi. Bu yılki salgında vaka sayısı, 2020-2023 yılları arasındaki toplam vaka sayısını geride bıraktı. Uzmanlar, sıcaklık artışı ve yağış rejimindeki değişikliklerin sokar sineklerinin çoğalmasını kolaylaştırdığını belirtiyor. Özellikle İngiltere'nin doğu ve kuzey bölgeleri ile İskoçya'da yoğunlaşan vakalar, Aberdeenshire'a kadar ulaşarak hastalığın coğrafi sınırlarını genişletti.
Hayvancılık sektörü, salgının ekonomik etkileriyle boğuşuyor. Hastalık, hayvanlarda verim kaybına, düşüklere ve ölümlere yol açıyor. İngiliz hükümeti, salgını kontrol altına almak için hareket kısıtlamaları ve zorunlu bildirim gibi önlemler uyguluyor. Ancak çiftçiler, aşılamada yetersizlik ve tazminat mekanizmalarının yavaşlığından şikayetçi. Ulusal Çiftçiler Birliği (NFU), acil destek çağrısı yaparak, salgının yayılmasını durdurmak için daha etkili bir aşı programı ve bölgesel karantina tedbirleri talep ediyor.
Küresel Boyut ve İklim Bağlantısı
Mavi dil salgını, sadece İngiltere'nin değil, Avrupa'nın da gündeminde. Fransa, Almanya, İtalya ve İspanya gibi ülkelerde de benzer artışlar gözlemleniyor. Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), iklim değişikliğinin vektör kaynaklı hastalıkların yayılımını hızlandırdığına dikkat çekiyor. Afrika'dan gelen virüsün Avrupa'da kalıcı hale gelmesi, hayvancılık endüstrisi için uzun vadeli bir tehdit oluşturuyor. Bilim insanları, sıcaklık artışının sokar sineklerinin kışın hayatta kalma oranını artırdığını ve hastalığın endemik hale gelebileceğini vurguluyor. Bu durum, gıda güvenliği ve kırsal ekonomiler için ciddi riskler taşıyor.
İngiltere'de çiftçiler, bir yandan artan maliyetlerle, diğer yandan hastalıkla mücadele ediyor. Et ve süt ürünleri arzında olası kesintiler, fiyatları yukarı çekebilir. Hükümet, salgının yayılmasını izlemek için veterinerlik hizmetlerine ek kaynak ayırdığını açıkladı. Ancak sektör temsilcileri, mevcut önlemlerin yetersiz olduğunu savunuyor. Özellikle aşı teminindeki gecikmeler ve bürokratik engeller, çiftçilerin tepkisini çekiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, coğrafi konumu itibarıyla mavi dil virüsünün görüldüğü ülkelerle çevrili. Yunanistan, Bulgaristan ve Gürcistan'da zaman zaman salgınlar yaşanıyor. İklim değişikliğinin etkisiyle vektörlerin yayılma alanı genişlerse, Türkiye'de de hayvancılık sektörü risk altına girebilir. Türkiye'nin AB ile hayvan ve hayvansal ürün ticareti göz önüne alındığında, salgının ticaret kısıtlamalarına yol açması muhtemel. Ayrıca, göçmen kuşlar ve sinekler yoluyla virüsün ülkeye girişi mümkün. Bu nedenle, Türkiye'nin sınır bölgelerinde hastalık sürveyansını artırması, aşı stoklarını güçlendirmesi ve çiftçileri bilinçlendirmesi gerekiyor. İklim krizinin tarım ve hayvancılık üzerindeki etkileri, Türkiye için de acil bir politika alanı haline gelmiş durumda.