İngiltere'de yaşayan bir çift, yurt dışında faaliyet gösteren bir taşıyıcı anne (sürrogat) ajansı aracılığıyla ikiz bebek sahibi olduktan sonra çocukların kendileriyle biyolojik bir bağı olmadığını keşfetti. Çift, ikizler için İngiliz vatandaşlığı başvurusu sırasında yapılan DNA testlerinde çocukların ne kendilerine ne de sperm bağışçısına genetik olarak bağlı olduğunu öğrenince büyük bir şok yaşadı. Olay, taşıyıcı annelik ve tüp bebek sektöründe denetim eksikliğini bir kez daha gündeme getirdi.
Başvuru sırasında ortaya çıkan skandal
İsmi gizli tutulan İngiliz çift, 2022 yılında bir yurt dışı taşıyıcı anne ajansıyla anlaşarak ikiz bebek sahibi oldu. Çocukların doğumunun ardından İngiliz vatandaşlığı alabilmeleri için DNA testi yaptırmaları gerekti. Ancak test sonuçları, ikizlerin ne babayla ne de sperm bağışçısıyla genetik uyum gösterdiğini ortaya koydu. Çift, ajansın kullandığı spermin yanlış olduğunu ve çocukların tamamen yabancı bir donörden geldiğini iddia etti. Avukatları, müvekkillerinin “yıkıldığını” ve çocukların biyolojik ebeveynlerinin kim olduğunun bilinmediğini belirtti.
Olayın ardından çift, ajansa karşı yasal işlem başlattı. İngiltere Dışişleri Bakanlığı da konuyla ilgili soruşturma açtı. Uzmanlar, taşıyıcı annelik sektöründe uluslararası standartların yetersiz olduğunu ve bu tür vakaların arttığını vurguluyor. İngiltere'de taşıyıcı annelik yasal olmasına rağmen, yurt dışı ajanslar genellikle denetim dışı kalıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Bu olay, yalnızca İngiltere'de değil, küresel çapta taşıyıcı annelik ve tüp bebek uygulamalarına yönelik soruları artırdı. Özellikle gelişmekte olan ülkelerde faaliyet gösteren ajanslar, düşük maliyetli hizmetler sunarken etik ve tıbbi standartları göz ardı edebiliyor. Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü, bu alanda küresel bir düzenleme ihtiyacına dikkat çekiyor. Avrupa Birliği ise üye ülkeler arasında asgari standartlar oluşturmayı tartışıyor. Olay, uluslararası aile hukuku ve çocuk hakları açısından da yeni bir tartışma başlattı. Çocukların biyolojik kökenlerini bilme hakkı, birçok ülkede yasal bir mesele haline gelmiş durumda.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Bu olay, Türkiye’de taşıyıcı annelik ve tüp bebek uygulamalarının yasal çerçevesini hatırlatıyor. Türkiye’de taşıyıcı annelik yasal olmadığı gibi, üreme hücresi bağışı da sınırlıdır. Ancak Türk vatandaşları, bu hizmetleri almak için yurt dışına yönelmektedir. Bu skandal, Türkiye’nin bu alandaki denetim mekanizmalarını güçlendirmesi gerektiğini gösteriyor. Ayrıca, uluslararası sözleşmeler kapsamında Türkiye’nin de imzacı olduğu Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre, her çocuğun biyolojik kökenini bilme hakkı vardır. Türkiye, bu tür olayların önüne geçmek için yurt dışı ajanslarla iş birliği yapabilir ve vatandaşlarını bilinçlendirebilir.