Indiana'nın Cambridge City kentinde sel sularının çekilmesinin üzerinden 10 gün geçmesine rağmen ana caddedeki yıkımın izleri hâlâ her yerde. Rekor düzeydeki su baskınları yalnızca evleri harap etmekle kalmadı, 7 kişinin ölümüne yol açtı; ancak Başkan Donald Trump'ın afet yardımını onaylamaması ve eyalet yönetiminin çevre kurumlarına yönelik fon kesintileri, bölgedeki toparlanma çabalarını siyasi bir çıkmaza soktu. Felaketin boyutları, iklim değişikliğinin etkisiyle artan aşırı hava olaylarının, federal ve eyalet düzeyindeki hazırlıksızlıkla birleştiğinde nasıl bir insani krize dönüştüğünü bir kez daha gözler önüne seriyor.
Rekor yağışlar ve sel felaketi
Geçtiğimiz hafta boyunca Indiana'nın büyük bölümünde etkili olan şiddetli yağışlar, özellikle eyaletin doğusundaki Wayne ve Randolph ilçelerinde nehirlerin taşmasına neden oldu. Ulusal Hava Durumu Servisi verilerine göre, bazı bölgelere 48 saat içinde 250 milimetreyi aşan yağış düştü; bu, bölgenin aylık ortalamasının neredeyse iki katı. Cambridge City'de Whitewater Nehri'nin taşması sonucu ana cadde tamamen sular altında kaldı, onlarca ev ve iş yeri kullanılamaz hale geldi. Yetkililer, eyalet genelinde 2.000'den fazla binanın hasar gördüğünü, altyapının büyük ölçüde zarar gördüğünü açıkladı. Can kaybı ise maalesef 7'ye yükseldi; kurbanlar arasında sulara kapılan iki çocuk ve bir itfaiye eri bulunuyor.
Sel felaketinin ardından bölgede arama kurtarma çalışmaları tamamlandı ancak binlerce kişi geçici barınma merkezlerinde yaşam mücadelesi veriyor. Eyalet Valisi Eric Holcomb, federal afet ilanı için Başkan Trump'a resmi talepte bulundu; ancak Beyaz Saray'dan henüz olumlu bir yanıt gelmedi. Bu durum, felaketzedelerin federal yardım fonlarına erişimini engelliyor ve yeniden inşa sürecini ciddi şekilde yavaşlatıyor. Uzmanlar, iklim değişikliğinin bu tür aşırı hava olaylarının sıklığını ve şiddetini artırdığına dikkat çekerken, Indiana'nın son 30 yılda yağış rekorlarının neredeyse her beş yılda bir yenilendiğini belirtiyor.
Siyasi engeller ve fon kesintileri
Felaketin yaraları sarılmaya çalışılırken, siyasi tartışmalar da alevlenmiş durumda. Vali Holcomb'un federal yardım talebine rağmen Trump yönetiminin sessiz kalması, Demokrat Partili yetkililer tarafından sert bir dille eleştirildi. Eyalet Senatosu'ndaki Demokrat azınlık lideri, “Bu bir insani kriz; siyasi hesaplar yüzünden vatandaşları mağdur etmek kabul edilemez” dedi. Öte yandan, eyalet yönetiminin son iki yılda çevre koruma ajanslarına ayrılan bütçeyi %15 oranında kısmış olması, sel riski yönetimi ve altyapı bakım çalışmalarının aksamasına yol açtığı eleştirilerini beraberinde getiriyor. Eski çevre yetkilileri, nehir yataklarının temizlenmemesi ve taşkın kontrol sistemlerinin bakımsız kalmasının, felaketin etkisini artırdığını öne sürüyor.
Cumhuriyetçi Parti'nin güçlü olduğu Indiana'da, valilik ve eyalet meclisi çoğunluğu Cumhuriyetçilerde. Ancak Trump'ın afet yardımını onaylamamasının, özellikle Kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi adayları zor durumda bırakabileceği yorumları yapılıyor. Sivil toplum kuruluşları, federal yardımın gecikmesinin toparlanma maliyetlerini artırdığını ve psikolojik etkileri derinleştirdiğini belirtiyor. Ulusal Afet Yardım Koalisyonu'ndan yapılan açıklamada, “Her geçen gün, evini kaybeden aileler için daha fazla belirsizlik anlamına geliyor” ifadelerine yer verildi.
Bölgesel ve küresel boyut: iklim değişikliğinin etkisi
Indiana'daki sel felaketi, yalnızca bölgesel bir olay olmaktan çıkarak, iklim değişikliğinin Amerika Birleşik Devletleri'nin orta batısında yarattığı yeni gerçeğin bir simgesi haline geldi. Bilim insanları, atmosferdeki sera gazı yoğunluğunun artmasıyla birlikte, orta batıda kısa süreli yoğun yağışların sıklığının son 50 yılda %40 arttığını hesaplıyor. Bu durum, sadece altyapıyı değil, tarım ekonomisini de tehdit ediyor; Indiana, ABD'nin önde gelen mısır ve soya fasulyesi üreticilerinden biri. Sel nedeniyle şu ana kadar yaklaşık 2 milyon dönümlük ekili alanın zarar gördüğü tahmin ediliyor ve bu, gıda fiyatlarında ulusal düzeyde artışlara yol açabilir.
Uzmanlar, benzer felaketlerin önlenmesi için federal düzeyde iklim değişikliğiyle mücadele politikalarının yeniden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguluyor. Trump yönetiminin 2017'de Paris İklim Anlaşması'ndan çekilmesi ve çevre düzenlemelerini gevşetmesi, eyaletlerin iklim risklerine hazırlık kapasitesini zayıflatmış durumda. Indiana Valisi Holcomb ise, “Bu bir iklim sorunu değil, bir su yönetimi sorunu” diyerek tartışmayı farklı bir zemine çekmeye çalışıyor. Ancak kamuoyu yoklamaları, bölge halkının büyük çoğunluğunun iklim değişikliğinin etkilerini artık inkâr edemediğini gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'nin Indiana eyaletindeki sel felaketi, Türkiye'nin afet yönetimi ve iklim değişikliğiyle mücadele politikalarına dair önemli çıkarımlar içeriyor. Türkiye, son yıllarda sel, orman yangını ve deprem gibi doğal afetlerle sık sık karşı karşıya kalıyor; bu nedenle federal-ulusal dayanışma mekanizmalarının ne kadar kritik olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor. Indiana'da görüldüğü gibi, siyasi çekişmeler afet yardımını geciktirebiliyor; bu durum, Türkiye'deki afet koordinasyonunun partiler üstü yapısının önemini gösteriyor. Ayrıca, çevre bütçelerinin kısılmasının riskleri artırdığı gerçeği, Türkiye'nin iklim adaptasyonu yatırımlarını sürdürme kararlılığını güçlendirmeli. Bu olay, küresel iklim krizinin sınır tanımadığını ve her ülkenin hazırlıklı olması gerektiğini hatırlatıyor.