Uluslararası Para Fonu (IMF), Suudi Arabistan ekonomisinin Ortadoğu'daki devam eden çatışmaların yarattığı olumsuzluklara rağmen dirençli olduğunu açıkladı. Nisan sonundan Mayıs ortasına kadar Krallık'ta incelemelerde bulunan bir IMF heyeti, Riyad yönetiminin güçlü temel ekonomik göstergeleri ve düşük kamu borcunun ülkeyi bölgesel ekonomik fırtınaya karşı koruduğunu belirtti.
Petrol dışı sektördeki büyüme
IMF’nin Suudi Arabistan misyon şefi Ghazi Al-Sharif liderliğindeki heyet, özellikle petrol dışı sektördeki büyümenin ülkenin genel ekonomik istikrarına katkı sağladığını vurguladı. Raporda, Vizyon 2030 reformları kapsamında hayata geçirilen yapısal dönüşümlerin, ekonominin petrol fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı kırılganlığını azalttığı ifade edildi. Suudi hükümeti, turizm, teknoloji ve lojistik gibi sektörlerdeki yatırımlarla gelir kaynaklarını çeşitlendirme konusunda önemli adımlar attı.
IMF'nin değerlendirmesine göre, Suudi Arabistan’ın 2024 yılı büyüme tahmini yüzde 2,6 seviyesinde kalırken, petrol dışı ekonominin yüzde 4,8 oranında büyümesi bekleniyor. Bu veriler, Krallık'ın enerji dönüşümü ve ekonomik çeşitlendirme hedeflerine ulaşma yolunda ilerlediğini gösteriyor. Öte yandan, küresel petrol talebindeki belirsizlikler ve OPEC+ üretim kısıntıları, Suudi mali dengesi üzerinde baskı oluşturmaya devam ediyor.
Bölgesel istikrarsızlığın etkileri
Orta Doğu'da İsrail-Hamas çatışması ve Yemen'deki gerginlikler, Kızıldeniz'de ticaret yollarını tehdit ederken, Suudi Arabistan'ın bu durumdan nispeten az etkilendiği görülüyor. IMF heyeti, Krallık'ın Kızıldeniz'deki ticari faaliyetlerinin kısmen aksadığını ancak liman altyapısının çeşitlendirilmesi ve alternatif rotalar sayesinde etkinin sınırlı kaldığını kaydetti. Ayrıca, Körfez ülkeleri arasındaki ekonomik entegrasyon ve ortak yatırım fonları, bölgesel krizlerin etkisini hafifletiyor.
Suudi hükümeti, 2025 yılı bütçesinde savunma harcamalarını artırırken, sosyal refah programlarına da önemli kaynak ayırdı. IMF, bu durumun mali disiplini zorlayabileceği uyarısında bulunarak, KDV ve diğer vergi gelirlerindeki artışın kamu harcamalarını karşılamada kritik rol oynayacağını belirtti. Enflasyon oranı yüzde 2 civarında seyrederken, işsizlik oranının düşmesi, reformların iş gücü piyasasında olumlu yansımaları olduğunu gösteriyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Suudi Arabistan ekonomisinin görece istikrarı, Türkiye açısından önemli fırsatlar barındırıyor. Türkiye, Suudi Arabistan ile son yıllarda normalleşen ilişkiler sayesinde ticaret hacmini artırma ve Körfez fonlarını çekme potansiyeline sahip. Suudi Vizyon 2030 projelerinde Türk müteahhitlik ve teknoloji firmalarının yer alması, ihracat gelirlerine katkı sağlayabilir. Ayrıca, Suudi Arabistan'ın enerji dönüşümü hedefleri, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve savunma sanayisinde iş birliği imkanlarını genişletiyor. Ancak, bölgesel çatışmaların tırmanması durumunda Türkiye'nin Kızıldeniz'deki ticari çıkarları da doğrudan etkilenebilir. Ankara, Riyad ile koordinasyon halinde ortak ekonomik projeleri hayata geçirerek bu riskleri dengeleyebilir.