Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Kristalina Georgieva, yapay zekanın küresel ekonomi için hem büyüme umudu hem de enflasyon ve borçlanma maliyetlerini yükselten bir risk kaynağı olduğunu söyledi. Georgieva, kamu borç seviyelerinin halihazırda yüksek olduğu bir dönemde bu teknolojinin getirdiği çift yönlü etkiye dikkat çekti.
Yapay zekanın ekonomiye etkisi: büyüme beklentisi ve enflasyon baskısı
Georgieva’nın değerlendirmeleri, yapay zeka yatırımlarının hızla arttığı ve verimlilik artışı beklentilerini yükselttiği bir ortamda geldi. IMF Başkanı, yapay zekanın uzun vadede üretkenliği artırarak büyümeye katkı sağlayabileceğini, ancak kısa vadede talep ve maliyet dinamiklerini olumsuz etkileyebileceğini vurguladı. Özellikle enerji yoğun veri merkezlerine yapılan yatırımların elektrik talebini artırması ve tedarik zincirlerinde yeni darboğazlar yaratması, enflasyon üzerinde yukarı yönlü baskı oluşturabilir.
Aynı zamanda yapay zeka kaynaklı verimlilik kazanımlarının sermaye getirilerini artırarak tahvil faizlerini yükseltebileceği belirtiliyor. Bu durum, borçlanma maliyetlerini artırarak kamu maliyesi üzerinde ek yük oluşturuyor. Georgieva, “Yapay zeka büyümeyi desteklerken enflasyonu ve getirileri de yukarı çekiyor; tam da kamu borçlarının arttığı bir dönemde” ifadesiyle bu çelişkiye işaret etti.
IMF’nin son tahminlerine göre küresel kamu borcu GSYH’ye oranla rekor seviyelere yaklaşmış durumda. Pandemi sonrası genişleyen mali teşvikler ve artan faiz yükü, birçok ülkenin borç sürdürülebilirliğini zorlaştırıyor. Yapay zekanın getirdiği ek maliyetler bu tabloyu daha da karmaşık hale getirebilir.
Küresel boyut: Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasındaki fark
Yapay zeka yatırımlarının büyük kısmı ABD ve Çin gibi teknoloji devlerinde yoğunlaşıyor. Bu durum, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasındaki verimlilik farkının daha da açılmasına yol açabilir. Georgieva, gelişmekte olan ülkelerin yapay zeka altyapısına erişimde geri kalmasının küresel büyümeyi olumsuz etkileyeceği uyarısında bulundu. Ayrıca, yapay zekanın işgücü piyasalarında yaratacağı dönüşümün gelir dağılımı üzerindeki etkileri de tartışılıyor.
IMF, üye ülkelere yapay zeka yatırımlarını artırırken mali disiplini korumaları ve borç yönetimini güçlendirmeleri çağrısında bulunuyor. Georgieva, politika yapıcıların yapay zekanın risklerini hafifletmek için eğitim, sosyal güvenlik ağları ve düzenleyici çerçevelere yatırım yapmaları gerektiğini belirtti.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, yapay zeka yatırımlarını artırmaya çalışan gelişmekte olan ülkeler arasında yer alıyor. Kamu borçluluğu son yıllarda artmış olsa da gelişmiş ekonomilere kıyasla görece düşük seviyede. Ancak enflasyon ve faiz ortamı, yapay zeka kaynaklı maliyet artışlarına karşı hassasiyeti yükseltebilir. Özellikle enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar ve döviz kuru baskıları, teknoloji yatırımlarının finansmanını zorlaştırabilir. Türkiye’nin, IMF’nin uyarılarını dikkate alarak yapay zeka stratejisini borç sürdürülebilirliği ve enflasyon hedefleriyle uyumlu şekilde kurgulaması önem taşıyor. Ayrıca, yapay zekanın işgücü piyasasına etkileri genç nüfus için fırsat ve riskler barındırıyor.