Uluslararası Para Fonu (IMF), Asya ekonomilerinin büyümesinin yavaşladığını ve küresel tahvil faizlerindeki yükselişin bölgeye yayılma riski taşıdığını bildirdi. IMF’nin Asya ve Pasifik bölgesine ilişkin değerlendirmesinde, bölgenin küresel ekonominin itici gücü olmayı sürdürdüğü ancak ivmenin zayıfladığı belirtildi. Raporda, Çin’deki yavaşlamanın ve dış talepteki durgunluğun bölge genelinde baskı oluşturduğu vurgulandı. IMF, özellikle borçlanma maliyetlerindeki artışın kırılgan ekonomiler için önemli bir risk olduğunu kaydetti.
Asya’nın büyüme dinamikleri zayıflıyor
IMF’nin analizine göre, Asya-Pasifik bölgesi 2024 yılında da küresel büyümeye en büyük katkıyı yapacak olsa da, bölge içindeki farklılıklar belirginleşiyor. Çin, uzun süredir devam eden emlak krizi ve iç talepteki toparlanmanın gecikmesi nedeniyle beklenenden daha yavaş büyüyor. Hindistan ise güçlü iç tüketim ve yatırım sayesinde bölgenin en hızlı büyüyen ekonomisi olmayı sürdürüyor. Ancak IMF, Hindistan’ın da küresel finansal koşullardaki sıkılaşmadan olumsuz etkilenebileceğine işaret ediyor.
Raporda, Asya’nın ihracat odaklı ekonomilerinin, gelişmiş ülkelerdeki yavaşlamadan doğrudan etkilendiği belirtiliyor. Özellikle imalat sektöründeki zayıf seyir, Güney Kore, Tayvan ve Vietnam gibi ülkelerde büyüme üzerinde baskı oluşturuyor. IMF, hizmet sektörünün ise turizm ve iç tüketimdeki canlanmayla kısmen dengeleyici bir rol oynadığını ancak bunun yeterli olmadığını ifade ediyor.
Artan tahvil faizleri yayılma riski taşıyor
IMF’nin uyarılarının merkezinde, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerdeki tahvil faizlerindeki yükseliş yer alıyor. ABD Merkez Bankası’nın (Fed) faiz oranlarını uzun süre yüksek tutacağına dair beklentiler, küresel finansal koşulları sıkılaştırıyor. Bu durum, gelişmekte olan Asya ülkelerinin borçlanma maliyetlerini artırarak sermaye çıkışlarına ve yerel para birimlerinde değer kaybına yol açabilir. IMF, özellikle döviz borcu yüksek olan ülkelerin bu süreçten daha fazla etkileneceği uyarısında bulunuyor.
Raporda, Asya ülkelerinin para politikalarında temkinli olmaları gerektiği vurgulanıyor. Enflasyonun halen hedefin üzerinde seyrettiği ülkelerde merkez bankalarının faiz indirimine gitmekte acele etmemesi gerektiği belirtiliyor. Ancak IMF, aynı zamanda büyümeyi desteklemek için mali alanın kullanılması ve yapısal reformların hızlandırılması çağrısında bulunuyor.
Bölgesel ve küresel yansımalar
Asya ekonomilerindeki yavaşlama, küresel ticaret ve emtia fiyatları üzerinden dünya ekonomisini de etkileyebilir. Bölge, küresel imalatın merkezi konumunda olduğundan, Asya’daki bir durgunluk Avrupa ve ABD’deki tedarik zincirlerini de vurabilir. IMF, Asya’nın küresel büyümeye katkısının 2024’te yüzde 60’ın üzerinde olmasının beklendiğini ancak bu katkının giderek azalan bir hızla gerçekleşeceğini öngörüyor.
Öte yandan, Çin’in ekonomik yavaşlaması, başta Avustralya ve Brezilya olmak üzere emtia ihracatçısı ülkeler için risk oluşturuyor. Ayrıca, Asya’daki sermaye çıkışları, küresel finansal piyasalarda oynaklığı artırabilir. IMF, politika yapıcıların makro ihtiyati tedbirlerle finansal istikrarı korumaları ve uluslararası işbirliğini güçlendirmeleri gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
IMF’nin Asya’ya ilişkin uyarıları, küresel finansal koşulların sıkılaştığı bir dönemde Türkiye için de dolaylı sonuçlar doğurabilir. Asya’daki yavaşlama, Türkiye’nin ihracat pazarlarından biri olan bölgeye yönelik talebi azaltabilir. Ayrıca, küresel tahvil faizlerindeki artış, Türkiye’nin dış borçlanma maliyetlerini yükselterek cari açık ve enflasyon üzerinde baskı oluşturabilir. Ancak Türkiye’nin son dönemde uyguladığı sıkı para politikası ve makro ihtiyati tedbirler, bu risklere karşı bir miktar tampon oluşturuyor. Yine de Asya’daki gelişmelerin ihracat ve sermaye akımları kanalıyla yakından izlenmesi gerekiyor.