Kathmandu — Nepal Silahlı Kuvvetleri, iklim değişikliğinin tetiklediği doğal afetlerle başa çıkmakta giderek zorlanıyor. Ülkenin dağlık coğrafyasında sıklaşan sel, heyelan ve kuraklık olayları, ordunun afet müdahale kapasitesini sınırlarının ötesine taşıyor. Uzmanlar, sorunun ordunun afetlere müdahale edip etmemesi değil, ordunun kendisini iklim krizi karşısında nasıl dönüştürdüğü olduğunu vurguluyor. Nepal, dünyanın en kırılgan iklim bölgelerinden biri olarak öne çıkıyor.
Afetlerin Sıklığı ve Ordunun Artan Yükü
Nepal, son yıllarda benzeri görülmemiş doğa olaylarına sahne oluyor. 2021'de Melamchi Vadisi'nde meydana gelen sel, altyapıyı yok etti ve binlerce kişiyi yerinden etti. 2022'de Mustang bölgesinde yaşanan sel felaketi, onlarca can kaybına yol açtı. Bu olaylarda Nepal ordusu, arama kurtarma, tahliye ve yardım dağıtımında kilit rol oynadı. Ancak uzmanlar, ordunun artan taleplere yanıt vermekte zorlandığını belirtiyor. Nepal ordusu, mevcut kaynaklarıyla hem geleneksel savunma görevlerini hem de sürekli büyüyen afet müdahale yükünü aynı anda taşımakta güçlük çekiyor.
İklim bilimcilerine göre, Himalaya bölgesi küresel ortalamadan iki kat daha hızlı ısınıyor. Buzulların erimesi, buzul göllerinin taşma riskini artırıyor. Nepal'de 2.000'den fazla buzul gölü bulunuyor ve bunların 20'si kritik seviyede. Potansiyel bir taşma, binlerce kişiyi etkileyebilecek felaketlere yol açabilir. Ordunun bu tür olaylara müdahalesi, sadece askeri değil, aynı zamanda lojistik ve mühendislik becerileri gerektiriyor. Ancak ordunun envanteri ve eğitimi bu yeni tehditlere tam olarak uyum sağlamış değil.
Uluslararası Boyut ve İklim Güvenliği
Nepal'in durumu, iklim değişikliğinin ulusal güvenlik üzerindeki etkilerine çarpıcı bir örnek teşkil ediyor. Birleşmiş Milletler, iklim değişikliğini bir "tehdit çoğaltıcı" olarak tanımlıyor. Nepal gibi ülkelerde ordunun afet müdahalesinde artan rolü, askeri kurumların iklim adaptasyonunu gündeme getiriyor. Uluslararası kuruluşlar, Nepal ordusuna eğitim ve ekipman desteği sağlasa da, ihtiyaçların hızla arttığı belirtiliyor. Bölgesel istikrar açısından da Nepal'deki afetler, Hindistan ve Çin gibi komşuları da etkileyebiliyor; sınır ötesi sel ve göç hareketleri potansiyel riskler arasında.
Nepal hükümeti, iklim adaptasyon stratejilerini güçlendirmeye çalışsa da, kaynak yetersizliği ve bürokratik engeller ilerlemeyi yavaşlatıyor. Ordunun dönüşümü, sadece daha fazla asker ve teçhizat değil, aynı zamanda erken uyarı sistemleri, koordinasyon mekanizmaları ve toplum temelli dirençlilik gerektiriyor. Bu noktada, Nepal ordusunun iklim krizine uyum sağlaması, ülkenin genel iklim direncini de belirleyecek.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, benzer iklim riskleriyle karşı karşıya: artan sel, orman yangınları ve kuraklık. Nepal örneği, ordunun afet yönetimindeki rolünü ve iklim adaptasyonunun askeri kapasite üzerindeki etkilerini gösteriyor. Türkiye'nin AFAD ve silahlı kuvvetleri arasındaki işbirliği, Nepal'deki gibi bir dönüşüm ihtiyacını yansıtıyor. Ayrıca, Türkiye'nin iklim değişikliğiyle mücadelede uluslararası işbirliklerine katılımı, benzer kırılganlıkları olan ülkelere destek sağlama potansiyeli taşıyor. Bu gelişme, Türkiye'nin kendi afet hazırlık stratejilerini gözden geçirmesi için bir uyarı niteliğinde.