ABD Kongresi, Ağustos ayına girerken geleneksel yaz tatiline başlıyor. Ancak bu kez tatil öncesinde, Kongre’nin son iki yıldaki performansına dair sert eleştiriler yükseliyor. “İki yıl öncesine göre daha iyi durumda mıyız?” sorusu, Amerikan siyasetinin merkezinde yer alıyor. Eleştirmenler, Kongre’nin yaşlanan liderlik kadrosu, partizan kilitlenme ve ekonomik baskılar karşısında yetersiz kalması nedeniyle bir işlevsizlik dönemi yaşadığını savunuyor. Özellikle, Başkan Joe Biden’ın ilk iki yılında Demokratların kontrolündeki Kongre’nin, enflasyon ve yabancı politika istikrarı gibi acil sorunlara yanıt vermek yerine büyük vergi indirimlerine odaklandığı belirtiliyor.
Kongre’nin Kilitlenmesi ve Yaşlanan Liderlik
ABD Kongresi’nin mevcut hali, kurumsal bir kriz olarak nitelendiriliyor. Temsilciler Meclisi Başkanı Kevin McCarthy’nin (Cumhuriyetçi) zorlu bir çoğunlukla yönetmeye çalışması, Meclis’teki aşırı sağcı kanadın sık sık kilitlenmelere yol açmasına neden oluyor. Senato ise iki parti arasında neredeyse tam bir dengeye sahip; bu da önemli yasaların geçirilmesini neredeyse imkansız kılıyor. Üstelik her iki kanadın liderleri de oldukça yaşlı: Senato Çoğunluk Lideri Chuck Schumer (Demokrat) 73, Azınlık Lideri Mitch McConnell (Cumhuriyetçi) 81 yaşında. Temsilciler Meclisi’nde ise Kevin McCarthy 57 yaşında olmasına rağmen, partisi içindeki bölünmeler nedeniyle etkili bir liderlik sergileyemiyor. Bu durum, Kongre’nin halkın ihtiyaçlarına yanıt verme kapasitesini ciddi şekilde zedeliyor.
Geçtiğimiz iki yıl içinde Kongre, altyapı yatırımları gibi bazı önemli yasaları çıkarmayı başardı. Ancak bu başarılar, vergi indirimleri konusundaki tartışmalar ve borç tavanı krizleriyle gölgelendi. Özellikle, 2017’de yürürlüğe giren Trump dönemi vergi indirimlerinin uzatılması için Cumhuriyetçilerin ısrarı, Demokratlarla uzun süreli bir mücadeleye yol açtı. Sonuçta, enflasyonun yıllık %3-4 seviyesinde seyrettiği, faiz oranlarının yüksek olduğu bir ortamda, Kongre’nin önceliğinin orta ve alt gelirli ailelere yardım yerine kurumlar vergisini düşürmek olması geniş çapta eleştirildi.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Kongre’nin işlevsizliği, yalnızca iç politika değil, aynı zamanda ABD’nin küresel rolü açısından da sorun yaratıyor. Ukrayna-Rusya savaşı, İsrail-Hamas çatışması ve Çin ile rekabet gibi kritik dış politika konularında, Kongre’nin yavaş ve bölünmüş yapısı, ABD’nin müttefiklerine güven vermiyor. Örneğin, Ukrayna’ya yapılacak askeri yardım paketleri Kongre’de aylarca bekletilirken, ABD’nin güvenilirliği sorgulanıyor. Ayrıca, borç tavanı krizleri ve hükümet kapanmaları, Amerikan ekonomisini ve küresel piyasaları etkiliyor. Bu durum, ABD’nin demokratik kurumlarının etkinliği konusunda uluslararası alanda endişeleri artırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD Kongresi’ndeki bu işlevsizlik, Türkiye için dolaylı ancak önemli etkiler doğuruyor. ABD’nin iç siyasi kilitlenmeleri, dış politikada tutarsızlık yaratabilir; özellikle Türkiye’nin ilgi alanına giren konularda (F-16 satışı, Suriye politikası, Doğu Akdeniz enerji kaynakları) Kongre’nin onay süreçlerini geciktirebilir. Türkiye, ABD ile ilişkilerinde bu belirsizliklere karşı hedge stratejisi izlemeli ve alternatif diplomasi kanallarını güçlendirmelidir. Ayrıca, ABD’nin küresel liderlik kapasitesindeki zayıflama, Türkiye’nin bölgesel aktör olarak manevra alanını genişletebilir. Ancak, NATO dahilindeki ittifak dinamiklerinde bu durum ek testler yaratabilir.