ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza (ICE) gözetiminde bulunan bir tutuklu, hastanede geçirdiği süre boyunca ilaçlarını alamadığını ve bu nedenle nöbet geçirdiğini, ardından gözaltı merkezine döndüğünde kanlar içinde yerde yatarken biber gazı sıkıldığını iddia etti. Olay, Amerikan sivil toplum kuruluşu Southern Poverty Law Center (SPLC) tarafından yapılan açıklamayla gün yüzüne çıktı.
İddialar ve Yaşananlar
İsminin açıklanmamasını isteyen eski tutuklu, 2023 yılında Alabama'daki bir ICE gözaltı merkezinde tutulduğu sırada sağlık sorunları nedeniyle hastaneye kaldırıldığını aktardı. Tutuklu, hastanede kendisine epilepsi ilacı verilmediğini, bu yüzden tekrar gözaltı merkezine getirildiğinde nöbet geçirdiğini öne sürdü. 'Yerde hareketsiz yatarken, üzerime biber gazı sıktılar. Kanlar içinde kıvranıyordum, kimse bana yardım etmedi' dedi.
SPLC'nin raporuna göre, olay sırasında görevli memurlar tutuklunun tıbbi durumunu dikkate almadı ve biber gazı kullanımını 'güvenlik önlemi' olarak nitelendirdi. Raporda, ICE gözaltı merkezlerinde tıbbi ihmal ve aşırı güç kullanımı vakalarının arttığına dikkat çekildi. SPLC yetkilileri, bu tür olayların sistematik bir insan hakları ihlali olduğunu savunarak federal soruşturma çağrısında bulundu.
ICE sözcüsü ise iddiaları yalanlayarak, 'Gözaltı süreçlerimizde tüm bireylerin sağlık ve güvenliği önceliklidir. Personelimiz gerekli eğitimleri almakta ve prosedürleri titizlikle uygulamaktadır' açıklamasını yaptı. Ancak SPLC, olayın güvenlik kamerası kayıtlarının incelenmesi gerektiğini belirterek, bağımsız bir soruşturma talep etti.
Göçmenlik Politikaları ve İnsan Hakları Tartışmaları
Bu olay, ABD'de göçmenlik politikalarının sertleştiği bir dönemde yeniden gündeme geldi. Özellikle eski Başkan Donald Trump döneminde uygulanan 'sıfır tolerans' politikası sonrası gözaltı merkezlerindeki koşullar uluslararası insan hakları örgütleri tarafından sık sık eleştirilmişti. Biden yönetimi, gözaltı koşullarını iyileştirme sözü vermesine rağmen, bu tür iddialar kamuoyunda tartışma yaratmaya devam ediyor.
Uzmanlar, gözaltı merkezlerinde tıbbi bakımın yetersizliğinin ve aşırı güç kullanımının, göçmenlerin temel haklarına yönelik ciddi tehditler oluşturduğunu vurguluyor. American Civil Liberties Union (ACLU) gibi kuruluşlar, ICE'in gözaltı standartlarına uymadığını ve bağımsız denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini savunuyor.
Bu olayın ortaya çıkardığı bir diğer boyut da, gözaltındaki kişilerin sağlık sorunlarının ciddiyetinin göz ardı edilmesi. Nöbet geçiren bir bireyin biber gazına maruz kalması, hem etik hem de tıbbi açıdan kabul edilemez bir durum olarak değerlendiriliyor. İnsan hakları aktivistleri, bu tür vakaların sistematik bir sorunun parçası olduğunu ve köklü reformlar yapılması gerektiğini belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
ABD'deki göçmenlik uygulamaları, Türkiye'nin göç ve mülteci politikalarıyla karşılaştırıldığında farklı dinamikler içerse de, insan hakları ihlalleri konusundaki uluslararası duyarlılık ortak bir zemin oluşturuyor. Türkiye, Suriye'den gelen milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaparken, göçmenlerin sağlık ve güvenlik haklarının korunması konusunda uluslararası topluma örnek olabilecek bir konumda. Bu tür olaylar, Türk kamuoyunda göçmen hakları konusundaki farkındalığı artırabilir ve Türkiye'nin insan hakları alanındaki hassasiyetini güçlendirebilir. Ayrıca, ABD'nin göçmen politikalarına yönelik eleştiriler, uluslararası hukuk çerçevesinde tüm ülkelerin benzer yükümlülüklere sahip olduğunu hatırlatıyor.