Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC) yetkilileri, Sudan’ın Darfur bölgesinde 2000’li yılların başında işlenen savaş suçları ve soykırıma ilişkin yürütülen soruşturmada önemli bir atılım sağlandığını açıkladı. Reuters’a konuşan üst düzey bir ICC yetkilisi, elde edilen yeni kanıtlar sayesinde işlenen suçların doğrudan dönemin siyasi ve askeri liderliğiyle ilişkilendirilebildiğini belirtti. Yetkili, “Bir atılım yaptık. Suçları liderliğe bağlayabildik” ifadelerini kullandı. Bu gelişme, yıllardır devam eden soruşturmanın seyrini değiştirebilecek nitelikte görülüyor. Mahkeme, 2003-2005 yılları arasında Darfur’da yaşanan şiddet olaylarını savaş suçu, insanlığa karşı suçlar ve soykırım kapsamında değerlendiriyor.
Darfur soruşturmasında yeni dönem
ICC Başsavcısı Karim Khan’ın ofisi, Darfur’daki olaylarla ilgili soruşturmayı hızlandırmış durumda. Mahkeme, 2005 yılında BM Güvenlik Konseyi’nin kararıyla bölgedeki suçları soruşturma yetkisi almıştı. O tarihten bu yana eski Sudan Devlet Başkanı Ömer el-Beşir de dahil olmak üzere birçok üst düzey yetkili hakkında tutuklama emri çıkarılmıştı. Ancak el-Beşir ve diğer sanıkların yargılanması, Sudan’daki siyasi istikrarsızlık ve işbirliği eksikliği nedeniyle tam anlamıyla gerçekleştirilememişti. Yeni atılım, mahkemenin elindeki kanıtları daha somut hale getirmiş ve soruşturmanın uluslararası toplumun daha fazla dikkatini çekmesine yol açmıştır.
Yetkili, elde edilen bulguların sadece alt düzey uygulayıcıları değil, aynı zamanda emir komuta zincirindeki üst düzey isimleri de hedef aldığını vurguladı. Mahkeme daha önce genellikle sahada doğrudan suç işleyen kişilere odaklanmıştı. Ancak yeni deliller, sivil halka yönelik saldırıların planlanması ve emredilmesinde üst düzey siyasi ve askeri yetkililerin rolünü ortaya koyuyor. Bu durum, ICC tarihinde ilk kez bir çatışma bölgesindeki tüm hiyerarşiyi kapsayan bir soruşturma yürütülmesine olanak tanıyacak.
Bölgesel ve küresel boyut
Darfur soruşturmasındaki atılım, yalnızca Sudan için değil, Afrika Boynuzu ve genel olarak uluslararası ceza hukuku için de önemli bir dönüm noktasıdır. Sudan, 2019’da el-Beşir’in devrilmesinin ardından karmaşık bir siyasi geçiş süreci yaşıyor. 2021’deki askeri darbe ve ardından gelen çatışmalar, ülkenin istikrara kavuşmasını zorlaştırmıştır. Bu bağlamda, ICC’nin soruşturması, Sudan’da adalet ve hesap verebilirlik taleplerini yeniden gündeme taşımıştır.
Uluslararası toplum, ICC’nin Darfur’da elde ettiği atılımı yakından takip ediyor. Birleşmiş Milletler ve Afrika Birliği, mahkemenin çalışmalarını desteklediklerini belirtmiş, ancak Sudan hükümetiyle işbirliği konusunda zorluklar yaşandığı biliniyor. Çin ve Rusya gibi ülkeler ise ICC’nin Afrika’ya odaklanmasını eleştiriyor. Yine de savcılık ofisi, yeni delillerin soruşturmayı taçlandıracağını ve faillerin yargılanmasının önünü açacağını umuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Sudan ile tarihsel ve siyasi bağlara sahip bir ülkedir. Özellikle Osmanlı mirası ve Kızıldeniz’deki stratejik çıkarları nedeniyle Ankara, Sudan’daki gelişmeleri yakından izlemektedir. ICC’nin Darfur’da liderlikle bağlantı kurması, Sudan’da yargı sürecini etkileyebilir ve bu durum Türkiye’nin Sudan’daki diplomatik ve ekonomik ilişkilerini dolaylı olarak etkileyebilir. Ancak Türkiye’nin doğrudan soruşturmaya dahil olmaması nedeniyle bu gelişme, kısa vadede Ankara’nın politikalarını şekillendirecek bir faktör değildir. Bununla birlikte, uluslararası ceza hukukunun güçlenmesi ve Afrika’da hesap verebilirlik taleplerinin artması, bölgesel istikrar açısından Türkiye’yi de ilgilendiren bir süreçtir.