Yemen'deki Husiler, Suudi Arabistan'ın güneyindeki havalimanlarına yönelik son on yılın en ölümcül saldırısını gerçekleştirdi. Saldırılar, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun Yemen'deki askeri müdahalesinin yedinci yılında tansiyonu yeniden yükseltti. Husiler, insansız hava araçları ve balistik füzelerle gerçekleştirdikleri saldırılarda Suudi Arabistan'ın stratejik havacılık altyapısını hedef aldı. Saldırılar, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına rağmen bölgede şiddetin tırmanmasından duyulan endişeleri artırdı.
Gelişmenin arka planı
Husiler, 2014 yılından bu yana Yemen'in başkenti Sana'a ve ülkenin kuzeyinin büyük bölümünü kontrol ediyor. Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyon, 2015 yılında Husilere karşı uluslararası alanda tanınan Yemen hükümetini desteklemek için askeri operasyon başlattı. Çatışmalar, Yemen'de dünyanın en büyük insani krizlerinden birine yol açtı. Husiler, son aylarda Suudi Arabistan'a yönelik saldırılarını yoğunlaştırdı. Bu saldırılar, genellikle Suudi Arabistan'ın petrol tesislerini ve havalimanlarını hedef alıyor. Son saldırıda, Suudi Arabistan'ın güneybatısındaki Cizan ve Necran bölgelerindeki havalimanları vuruldu. Suudi yetkililer, saldırılarda sivillerin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin yaralandığını bildirdi. Husiler ise saldırıların Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik hava operasyonlarına misilleme olduğunu savunuyor.
Uzmanlar, Husilerin saldırıları, Suudi Arabistan'ı Yemen'deki savaşta askeri ve siyasi olarak zor durumda bırakmak ve koalisyon içindeki farklılıkları derinleştirmek için gerçekleştirdiğini belirtiyor. Ayrıca, Husilerin İran'dan aldığı askeri destekle daha sofistike silahlar kullanabildiği ve Suudi hava savunma sistemlerini aşabildiği ifade ediliyor. Bu durum, bölgesel güç dengelerinde İran'ın etkisini artırma çabası olarak yorumlanıyor.
Bölgesel ve küresel boyut
Suudi Arabistan, saldırıların ardından Husilerin meşru bir muhatap olmadığını vurgulayarak askeri yanıt vereceğini açıkladı. ABD ve Birleşik Arap Emirlikleri, saldırıları kınadı ve Suudi Arabistan'a destek mesajı verdi. Ancak uluslararası toplum, Yemen'deki insani krizin derinleşmesinden endişe duyuyor. Birleşmiş Milletler, taraflara ateşkes çağrısını yineledi. Saldırılar, Körfez'de petrol arz güvenliği ve küresel enerji piyasaları üzerinde de risk oluşturuyor. Suudi Arabistan'ın petrol ihracatının büyük bölümü bu bölgedeki limanlardan yapılıyor. Husilerin saldırıları, deniz ticaret yollarını da tehdit ediyor. ABD, bölgedeki askeri varlığını artırarak Suudi Arabistan'a hava savunma desteği sağlıyor. Ancak bu durum, İran ile ABD arasındaki gerilimi daha da tırmandırabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Yemen krizinde taraflar arasında dengeli bir politika izlemeye çalışsa da, Husilerin Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları bölgesel istikrarı sarsıyor. Suudi Arabistan, Türkiye'nin Körfez'deki önemli ticari ortaklarından biri. Saldırıların tırmanması, enerji fiyatlarını ve bölgesel ticareti olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, Husilerin İran ile bağlantısı, Türkiye'nin İran ile Batı arasındaki denge politikasını zorlaştırabilir. Türkiye, Yemen'deki insani krize dikkat çekerek diplomasiye ağırlık verilmesi çağrısında bulunuyor. Ancak saldırıların devam etmesi, Türkiye'nin bölgesel güvenlik endişelerini artırabilir ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir denge arayışına itebilir.