Yemen'deki Husi güçlerinin Suudi Arabistan'a yönelik son saldırıları, İslamabad ile Riyad arasında 2023 yılında imzalanan karşılıklı savunma anlaşmasının pratikte ne kadar işlediğini tartışmaya açtı. Middle East Eye'ın haberine göre, anlaşmanın sınırlı kapsamı ve Pakistan'ın iç sorunları, Suudi Arabistan'ın Husi tehdidine karşı beklediği desteği alamamasına yol açtı.
Anlaşmanın Arka Planı ve Beklentiler
Pakistan ve Suudi Arabistan, uzun süredir askeri işbirliği içinde olan iki ülke. 2023'te imzalanan savunma paktı, iki tarafın birbirine yönelik saldırılara ortak yanıt vermesini öngörüyordu. Ancak Husi saldırıları karşısında Pakistan'ın ne askeri ne de siyasi anlamda somut bir adım atmaması, anlaşmanın caydırıcılığını zayıflattı.
Uzmanlara göre Pakistan, ekonomik kriz, siyasi istikrarsızlık ve Hindistan ile artan gerilim nedeniyle Suudi Arabistan'a yeterli askeri destek sağlayamıyor. Ayrıca İslamabad, İran ile olan hassas ilişkilerini bozmaktan çekiniyor. Husi saldırıları, Suudi Arabistan'ın hava savunma sistemlerini aşarak kritik altyapıyı hedef alıyor; bu durum Riyad'ın Pakistan'dan beklediği füze savunma desteğinin önemini artırıyor.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Husiler, İran tarafından desteklenen bir grup olarak Yemen'deki iç savaşta Suudi koalisyonuna karşı savaşıyor. Son aylarda Husi insansız hava araçları ve balistik füzeleri, Suudi petrol tesislerini ve şehirlerini vurmaya devam ediyor. ABD'nin bölgeden çekilme eğilimi ve Çin'in artan etkisi, Suudi Arabistan'ın güvenlik mimarisini yeniden şekillendiriyor.
Pakistan'ın anlaşmaya rağmen sessiz kalması, İslam dünyasındaki dayanışma söylemini zedeliyor. Öte yandan Hindistan, Suudi Arabistan ile ilişkilerini derinleştirirken Pakistan'ın yalnızlığı artıyor. Uzmanlar, Pakistan'ın nükleer kapasitesine rağmen konvansiyonel güç projeksiyonunda yetersiz kaldığını belirtiyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Pakistan-Suudi savunma paktındaki aksaklıklar, Türkiye'nin Körfez ve Güney Asya'daki dengeleri açısından yakından takip edilmesi gereken bir gelişme. Ankara, hem Pakistan hem de Suudi Arabistan ile güçlü ilişkilere sahip; ancak Husi saldırılarına karşı ortak bir savunma mekanizması kurulamaması, bölgesel güvenlik mimarisinde Türkiye'nin arabuluculuk rolünü öne çıkarabilir. Ayrıca, Pakistan'ın savunma taahhütlerini yerine getirememesi, Türkiye'nin savunma sanayii ihracatı için yeni fırsatlar doğurabilir. İran'ın Husi kartını kullanması ise Türkiye'nin İran ile olan karmaşık ilişkilerini daha da dikkatli yönetmesini gerektiriyor.