Yemen'deki İran destekli Husilerin, İsrail-Hamas savaşına tepki olarak Kızıldeniz'de ticari gemilere yönelik saldırıları devam etmesine rağmen, Suudi Arabistan'ın petrol ihracatı büyük ölçüde kesintiye uğramadan sürüyor. Husi militanlarının balistik füzeler ve insansız hava araçlarıyla gerçekleştirdiği saldırılar, küresel enerji tedarik zincirinde ciddi endişelere yol açmış, birçok nakliye şirketi rotasını Ümit Burnu'na çevirmişti. Ancak sektör kaynakları, Suudi petrol tankerlerinin, artan risklere rağmen Bab el-Mendeb Boğazı'ndan geçişleri sürdürdüğünü ve bu durumun, bölgesel ticaretin dayanıklılığını gösterdiğini belirtiyor.
Husi Saldırıları ve Kızıldeniz'deki Gerginlik
Husiler, 19 Kasım 2023'te başlayan saldırılarında onlarca ticari gemiyi hedef aldı. Özellikle İsrail bağlantılı şirketlere ait gemilerin yanı sıra, bölgeden geçen diğer ticari gemiler de roket ve drone saldırılarına maruz kaldı. ABD öncülüğündeki askeri koalisyon, bu saldırılara karşı koymak için operasyonlar düzenlese de, Husilerin askeri kapasitesi tamamen etkisiz hale getirilebilmiş değil. Bu durum, küresel deniz ticareti için hayati öneme sahip olan Bab el-Mendeb Boğazı'ndaki güvenlik tehdidini kalıcı hale getiriyor.
Uzmanlara göre, Suudi Arabistan'ın tankerleri, Husilerin ateş hattında olmaktan kaçınmak için bazı önlemler alıyor. Örneğin, gemilerin otomatik tanımlama sistemlerini kapatarak veya yanıltıcı sinyaller kullanarak kimliklerini gizledikleri belirtiliyor. Ayrıca, rotalarını sürekli değiştirerek ve daha hızlı seyir yaparak saldırı riskini azaltmaya çalışıyorlar. Bu taktikler, tankerlerin güvenli geçişini sağlamakla birlikte, sevkiyat sürelerini ve maliyetlerini de artırıyor.
Petrol Piyasalarına Etkisi ve Küresel Enerji Güvenliği
Kızıldeniz'deki bu gerginlik, küresel petrol piyasalarında fiyat dalgalanmalarına neden oldu. Brent petrolün varil fiyatı, saldırıların yoğunlaştığı dönemlerde 80 doların üzerine çıkarak yükseliş yaşadı. Ancak Suudi ihracatının devam etmesi, piyasaların büyük bir şok yaşamasını engelledi. Suudi Arabistan, dünyanın en büyük petrol ihracatçılarından biri olarak, küresel enerji arzının istikrarında kritik bir rol oynuyor. Bu nedenle, Suudi tankerlerinin Kızıldeniz'deki geçişlerini sürdürmesi, küresel enerji güvenliği açısından olumlu bir sinyal olarak değerlendiriliyor.
Bununla birlikte, uzmanlar artan sigorta primlerinin ve uzun rotaların, enerji maliyetlerini orta vadede yukarı çekebileceğine dikkat çekiyor. Nakliye şirketlerinin bir kısmı, riskli bölgeden kaçınarak Ümit Burnu üzerinden sevkiyat yapmayı tercih ediyor. Bu durum, sevkiyat sürelerini ortalama 10 ila 14 gün uzatırken, yakıt maliyetlerini ve karbon emisyonlarını da artırıyor. Özellikle Avrupa ve Asya arasındaki ticarette önemli bir geçiş noktası olan Kızıldeniz rotasının güvenliğinin sağlanamaması, küresel tedarik zincirlerinde kalıcı bir değişime yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Kızıldeniz'deki istikrarsızlık, Türkiye'nin enerji ticaretindeki konumunu doğrudan etkileyebilir. Türkiye, petrol ve doğalgaz ithalatının önemli bir bölümünü deniz yoluyla gerçekleştiriyor; bu rotanın güvenliğinin tehlikeye girmesi, enerji maliyetlerini artırabilir ve cari açık üzerinde baskı oluşturabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki enerji merkezi olma hedefi, bölgesel istikrarla yakından ilişkilidir. Bu nedenle, Türkiye'nin bölgedeki gelişmeleri yakından izlemesi ve uluslararası deniz ticaretinin güvenliği için işbirliği yapması önem taşıyor. Ankara'nın, hem enerji arz güvenliğini sağlamak hem de bölgesel istikrara katkıda bulunmak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunması bekleniyor.