Yemen'de İran destekli Husiler, Perşembe günü düzenledikleri füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırılarında, Suudi Arabistan destekli Yemen hükümet güçlerine bağlı en az 58 askeri öldürdü. Askeri kaynaklar, ülkenin batısındaki Hudeyde vilayetinde gerçekleşen saldırıların, dört yıldır süren iç savaşın en kanlı günlerinden biri olduğunu belirtti. Saldırılar, Yemen'deki çatışmaların yoğunlaştığı ve barış umutlarının zayıfladığı bir dönemde geldi.
Çatışmanın Arka Planı
Husiler, 2014 yılında başkent Sana'yı ele geçirerek Yemen hükümetini devirmişti. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon, 2015 yılında hükümeti desteklemek amacıyla müdahalede bulunmuştu. O tarihten bu yana ülke, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine sahne oluyor. Birleşmiş Milletler verilerine göre, çatışmalarda on binlerce sivil hayatını kaybetti ve milyonlarca kişi yerinden edildi.
Perşembe günkü saldırılar, Husilerin son haftalarda yoğunlaştırdığı saldırıların devamı niteliğinde. Husi güçleri, özellikle Hudeyde ve Marib vilayetlerinde hükümet güçlerine karşı saldırılarını artırmış durumda. Askeri kaynaklar, saldırılarda balistik füzeler ve kamikaze İHA'ların kullanıldığını, ayrıca topçu atışlarının da yapıldığını aktardı.
Husilerin askeri sözcüsü Yahya Seri, saldırıların hükümet güçlerinin mevzilerine yönelik olduğunu ve "büyük kayıplar verdirdiklerini" iddia etti. Hükümet güçleri ise saldırıları "terör eylemi" olarak nitelendirdi ve misilleme yapacaklarını açıkladı.
Bölgesel ve Küresel Boyut
Yemen'deki çatışma, bölgesel bir güç mücadelesine dönüşmüş durumda. İran, Husilere askeri ve lojistik destek sağlarken, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) hükümet güçlerini destekliyor. Bu durum, Yemen'i İran ile Suudi Arabistan arasındaki vekalet savaşının bir cephesi haline getiriyor.
Son saldırılar, Birleşmiş Milletler'in ateşkes çağrılarına ve barış görüşmelerine rağmen tarafların askeri çözümde ısrar ettiğini gösteriyor. Geçtiğimiz yıl Suudi Arabistan ile İran arasında diplomatik temaslar başlamış olsa da, Yemen'deki çatışmalar devam ediyor. Uzmanlar, bu tür saldırıların barış sürecini olumsuz etkilediğini ve bölgedeki gerilimi artırdığını belirtiyor.
Öte yandan, Kızıldeniz'deki güvenlik endişeleri de artıyor. Husiler, daha önce Suudi Arabistan'a yönelik füze ve İHA saldırıları düzenlemiş, bu saldırılar Suudi topraklarına düşmüştü. Bu durum, uluslararası enerji ticareti ve deniz güvenliği açısından da risk oluşturuyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki çatışmaların yoğunlaşması, bölgesel istikrarı tehdit etmeye devam ediyor. Türkiye, tarihsel olarak Yemen'in toprak bütünlüğünü ve siyasi birliğini destekleyen bir tutum sergilemiştir. Bu gelişme, Kızıldeniz ve Babülmendep Boğazı'nın güvenliğini doğrudan etkileyebileceği için Türkiye'nin deniz ticareti ve enerji güvenliği açısından önem taşımaktadır. Ayrıca, Türkiye'nin bölgedeki diplomatik girişimleri ve insani yardım çalışmaları, Yemen'deki istikrarın sağlanması için kritik bir rol oynayabilir. Ankara'nın, barış sürecini teşvik eden uluslararası çabalara katkı sağlaması beklenir.