Yemen'in batı kıyısında Husi güçlerinin ilerleyişi ve şiddetlenen çatışmalar, 2 binden fazla Yemenli'nin Kızıldeniz'i geçerek Cibuti'ye sığınmasına yol açtı. Ülkedeki iç savaşın dokuzuncu yılında yerinden edilen siviller, deniz yoluyla komşu ülkelere kaçmaya devam ediyor. Cibuti yetkilileri, son haftalarda artan sığınmacı akını karşısında acil insani yardım çağrısı yaptı.
Artan Çatışmalar ve Kitlesel Göç
Yemen'in batı kıyısındaki Hudeyde ve Taiz cephe hatlarında son dönemde yoğunlaşan çatışmalar, bölgede yaşayan siviller için hayatı dayanılmaz hale getirdi. Husi güçlerinin stratejik liman kentlerine yönelik operasyonları, binlerce aileyi evlerini terk etmek zorunda bıraktı. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) verilerine göre, son bir ayda Cibuti'ye ulaşan Yemenli sığınmacı sayısı 2 bini aştı. Bu kişilerin büyük çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşuyor.
Deniz yolculuğu, sığınmacılar için son derece riskli koşullarda gerçekleşiyor. Kızıldeniz'in çalkantılı sularında, genellikle balıkçı tekneleriyle yapılan geçişlerde can kayıpları yaşanıyor. Cibuti'ye ulaşanlar ise temel ihtiyaçlardan yoksun kamplarda yaşam mücadelesi veriyor. Ülkedeki mevcut mülteci kampları, artan nüfus karşısında yetersiz kalıyor.
Yemen'de 2015'ten bu yana süren iç savaş, dünyanın en büyük insani krizlerinden birine dönüşmüş durumda. BM rakamlarına göre, ülkede 4,5 milyondan fazla kişi yerinden edilmiş durumda ve nüfusun yüzde 80'i insani yardıma muhtaç. Son göç dalgası, krizin bölgesel yayılma riskini de beraberinde getiriyor.
Bölgesel ve Küresel Yansımalar
Yemen'den Cibuti'ye yönelen göç, Kızıldeniz'in jeopolitik dengelerini de etkiliyor. Cibuti, stratejik konumu nedeniyle hem ABD hem de Çin'in askeri üslerine ev sahipliği yapıyor. Ülkeye yönelen sığınmacı akını, bölgesel istikrarı tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Ayrıca, Kızıldeniz'de Husi saldırıları nedeniyle ticari gemilerin güvenliği zaten risk altındayken, şimdi de insani göç dalgası bölgedeki kırılganlığı artırıyor.
Uluslararası toplum, Yemen'deki insani krize kalıcı bir çözüm bulmakta zorlanıyor. BM öncülüğünde yürütülen barış görüşmeleri sonuçsuz kalırken, Husi güçlerinin askeri ilerleyişi devam ediyor. Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyonun hava saldırıları ise sivil kayıpları artırıyor. Uzmanlar, çatışmaların sona ermemesi halinde daha fazla Yemenli'nin deniz yoluyla kaçmak zorunda kalacağı uyarısında bulunuyor.
Cibuti hükümeti, artan sığınmacı yükünü tek başına taşıyamayacağını belirterek uluslararası yardım talep ediyor. Ülkeye yönelik insani yardımların artırılması, sığınmacıların temel ihtiyaçlarının karşılanması için kritik önem taşıyor. Ancak küresel yardım fonlarının yetersizliği, müdahaleyi zorlaştırıyor.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Yemen'deki istikrarsızlık ve Kızıldeniz'deki göç dalgası, Türkiye'nin bölgesel çıkarlarını yakından ilgilendiriyor. Türkiye, Kızıldeniz'de artan gerilimin ticari gemilerin güvenliğini tehdit etmesi nedeniyle Süveyş Kanalı üzerinden yapılan deniz ticaretinde aksamalar yaşayabilir. Ayrıca, Türkiye'nin Cibuti'de askeri üssü bulunuyor ve bölgedeki istikrarsızlık bu üssün güvenliğini etkileyebilir. İnsani krizin derinleşmesi, Türkiye'nin bölgesel barış ve istikrar için yürüttüğü diplomatik çabaları da zorlaştırıyor. Türkiye, Yemen'deki krize siyasi çözüm bulunması için taraflara çağrıda bulunmayı sürdürüyor.