Yemen merkezli Husilerin, Kızıldeniz'in güney girişindeki Bab el-Mendeb Boğazı'nda uyguladığı abluka, küresel ticaret için hayati önem taşıyan bir deniz yolunu tehdit ediyor. Husiler, 2023 sonundan bu yana İsrail'in Gazze'ye yönelik saldırılarına misilleme olarak, İsrail bağlantılı olduğunu iddia ettikleri ticari gemilere yönelik saldırılarını artırdı. Bu durum, dünya ticaretinin yaklaşık yüzde 12'sinin geçtiği Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa-Asya arasındaki en kısa deniz yolunu fiilen kullanılamaz hale getirdi.
Ablukanın arka planı ve etkileri
Bab el-Mendeb Boğazı, Hint Okyanusu'nu Kızıldeniz'e bağlayan ve Süveyş Kanalı'na erişimi sağlayan stratejik bir su yoludur. Günde yaklaşık 6,2 milyon varil petrol ve 1,6 milyon varil rafine ürün bu boğazdan taşınmaktadır. Husiler, 19 Kasım 2023'te İsrail bağlantılı olduğu gerekçesiyle 'Galaxy Leader' adlı yük gemisini ele geçirerek ablukayı başlattı. Ardından İsrail, ABD ve İngiltere bağlantılı gemilere yönelik insansız hava araçları ve füzelerle saldırılar düzenledi.
ABD öncülüğünde oluşturulan 'Refah Muhafızı' operasyonu, deniz güvenliğini sağlamakta yetersiz kalırken, birçok büyük nakliye şirketi Afrika'nın güneyindeki Ümit Burnu rotasına yöneldi. Bu durum, Asya-Avrupa arasındaki seyahat süresini ortalama 10-14 gün uzatırken, nakliye maliyetlerinde yüzde 300'e varan artışlara yol açtı. Konteyner navlun oranları Aralık 2023'ten bu yana rekor seviyelere ulaştı.
Bölgesel ve küresel boyut
Husi ablukası, sadece ticaret akışlarını değil, aynı zamanda küresel enerji güvenliğini de tehdit ediyor. Brent petrol fiyatları, ablukanın başlamasıyla birlikte varil başına 80 doların üzerine çıktı. Suudi Arabistan ve Irak gibi bölge üreticileri, alternatif rotalar nedeniyle artan maliyetlerle karşı karşıya. Ayrıca, Katar'ın LNG ihracatının büyük bölümü bu boğazdan geçtiği için Avrupa'nın doğalgaz arzı da risk altında.
İran destekli Husiler, bu abluka ile hem bölgesel nüfuzlarını artırmayı hem de İsrail'e karşı psikolojik bir zafer kazanmayı hedefliyor. Ancak Suudi Arabistan ve BAE gibi bölge ülkeleri, Husilerin bu hamlesinin Yemen'deki barış sürecini sekteye uğratmasından endişe ediyor. ABD ve İngiltere'nin Yemen'deki Husi hedeflerine yönelik hava saldırıları, çatışmanın daha da genişlemesine yol açabilir.
Türkiye Açısından Değerlendirme
Türkiye, Kızıldeniz'deki bu gelişmelerden doğrudan etkileniyor. Türk gemileri de artan risk nedeniyle alternatif rotalar kullanmak zorunda kalıyor, bu da dış ticaret maliyetlerini yükseltiyor. Ayrıca, Türkiye'nin enerji ithalatında kritik öneme sahip olan bu deniz yolunun güvenliği, enerji fiyatları üzerinde baskı oluşturuyor. Diplomatik açıdan, Türkiye'nin hem Husilerle hem de İran'la diyaloğu, krizin yönetiminde önemli bir rol oynayabilir. Ancak Ankara, İsrail-Gazze savaşındaki tutumu nedeniyle Batılı müttefikleriyle koordinasyon konusunda zorluk yaşıyor.